Anasayfa / Güncel Haberler / Cumhurbaşkanı İstanbul Büyükşehir’e aday mı?

Cumhurbaşkanı İstanbul Büyükşehir’e aday mı?

Cumhurbaşkanı İstanbul Büyükşehir’e aday mı?

SEÇİM DEĞİL DEMOKRASİ İPTAL EDİLDİ!

İşte gerekçeler,

Emine Sonsuz yazdı

 

Cumhurbaşkanı cephesinde 62.000 sandık görevlisinin 20.000 tanesi kanuna aykırı görev almış olduğundan üstüne bir de kirli eller ve organize yolsuzluk da karışınca görüntü bulanır ve hukuki mücadele başlatma kararı alınır.

Çünkü memlekette en büyük kanunsuzluk ve hukuksuzluk bugüne kadar İstanbul seçimlerinde yaşandı.

Ekrem İmamoğlu ise ‘Alın teri ile kazandık ve şahit sizsiniz ‘ diyor. Bir zamanlar arkasına milleti aldığını söyleyen Sayın Erdoğan gibi gücünü milletten alıyor…

Cumhurbaşkanımız ‘Altını çizerek Türkiye demokrasi ve hukuk devletidir, partiler içinde bunu bir tek gözeten biziz ‘açıklaması ile hukuksal bir tavır alıyor.

Ekrem İmamoğlu tarihi bir cümle kurarak ‘ Adalete susamış bir milletiz ‘ diyerek aslında millet sözcülüğü yapıyor.

Cumhurbaşkanımız irade gaspı var ve YSK Kararını verdi diyor.

Ekrem İmamoğlu ‘ Karar vericileri YSK ‘yı etki ve tehdit altında bıraktılar YSK’ yı kınıyorum diyor. Tabi burada Ekrem İmamoğlu YSK’nın tehdit edildiğini biliyor ancak neyle tehdit edildiğini açıklamıyor…

Cumhurbaşkanımız ‘hakemliği millete bırakıyoruz ‘ derken Ekrem İmamoğlu ‘ Asla vazgeçmeyin üzülmeyin diyor.

Yapılan tüm açıklamaların altını çizmeye, düşünmeye koyulurken YSK başkanı otuz saniyelik bir konuşma ile konuyu özetliyor.

Sayın Devlet Bahçeli’nin elinde kumanda ile haber kanallarını zaplamadığını zaten hepimiz biliyoruz. Yol arkadaşına artık sen yorgunsun diyemeyip tekrar seçime gidilebilir fikrini sunması ihtimaller arasında.

Sayın cumhurbaşkanımız yerinde ve boşluk bırakmadan gerekçeler sunarken Sayın İmamoğlu ‘ Her şey çok güzel olacak ‘ diyor.

Netice itibari ile seçim iptal gibi görünse de bunu söylemeyi sevmiyorum ama kimi grup gelişmeleri uzaktan takip ediyor, kimi grup tedirgin, kimisi ise ‘ her şeyin çok güzel olacağına inanıyor…

Seçim sonuçları ne olursa olsun görünen o ki ne millet iradesinin bir itibarı kaldı ne de sandıktan çıkan sonuçların bir onuru. 

Türkiye’nin şuan ki en büyük hukuksuzluğu adaletsizliği zaten hali hazırda iftar sofralarında kendini ifşa ediyor. Belki de dramatik bir cümle ama millet temsilcilerinin sözde demokrasi savaşı verirken bizler hayatta kalma mücadelesi ile baş başayız.

Çocuk istismarı’ gibi sempatik bir terim ile tanıtılan aslında çocuklara tecavüz eden sapıklar ile yüzleşirken sandıkta sözüm ona hukuk mücadelesi veriliyor. Vatandaş İşsizlik ve ekonomik kriz ile yüzleşirken İstanbul seçimin de mağduriyeti tartışıyoruz.

Minareyi çalan kılıfını hazırlar değil mi? Yine hazırlanacak…

Bir zamanlar Osmanlı için söylenen hasta adam tabirinin şuan üzerimize tam yakıştığını düşünüyorum. Türkiye’de artık demokrasi, adalet, hukuk terimleri cümle içine serpiştirilmiş inandırıcı görünme kaygısından başka bir anlam taşımıyor.  Ve şaibeli  bir İstanbul seçimleri değil de tehlikeli bir sona gelme  sorunu ile baş başayız. 2020 senesini görme duaları ediyoruz.

Netice de herkes yine bürokratik tavra bürünecek, seçmen sandığa gitmek durumunda kalacak ama cümle içinde kullanılan terimlerin sempatik ve inandırıcı tarafının sonuçlara yansıyacağı artık şüpheli.

Ve artık çoğunluk ümitsiz bezgin…

Ortada seçim iptali değil demokrasi iptali söz konusu.

Demokrasi iptal!

Bence sandığa darbe yapan cumhurbaşkanımıza itibar edelim ki etmeliyiz… Tekrar milli iradeyi sandıkta göstermeliyiz.

Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da dediği gibi kesinlikle her şeyin çok güzel olacağına dair inancımızı yitirmemeli vazgeçmemeliyiz…

Çok Okunan Haber

Tarhan:”Öğrenciler ürettiklerini satacak”

Hayata geçirdiği Kadın Üretici Pazarları ile üreten kadınlara yeni bir dünya sunan Mezitli Belediye Başkanı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir