Anasayfa / Kültür Sanat Haberleri / ŞAİR ve ŞİİRE DAİR

ŞAİR ve ŞİİRE DAİR

Şiirin mahareti büyüktür

Şair görünmeyeni görendir. Söylenmeyeni söyleyendir. Çok
şeyi az kelimeyle dile getirendir. Bu uğraşta en büyük silahi ise sözcüklerdir.
İnşaa ettiği o güzel görkemli yapının malzemesi sözcüklerdi. Çünkü bütün
bunları söz ile sözcük ile yapar, hünerini sözcüklerle, sözcüklerden oluşmuş
dizelerle gösterir. O yüzdendir ki şairin elindeki söz yiğidin elindeki
kılıçtan daha keskindir.

İnsanlar korkusuz insanları savaş alanlarında anarlar, oysa
korkusuzluk için illa savaş alanında ölmek gerekmez. Öyle zamanlar var ki, kimsenin
söylemeye cesaret edemediğini söyleyen biri çıkar. Bütün korkuları yıkıp atar. O
an bu bir şairdir. O yüzden  en korkusuz
insanlar şairlerdir.

Korkusuz şairler, yazarlar, aydınlar her zaman  korkak iktidarların en korkulu rüyası
olmuşlardır. Bir çok diktatör insanları sindirirken işe şarlerden başlamısı
bundandır. Şairin sözü az söylemesine bakmayın siz, bazen kendisi az etkisi kaf
dağı kadardır.
  Ahmet Arif!in “vurun ulan
vurun ben kolay kolay ölmem” demesi bundandır.
 

Şairin silahı
nedir?

 Şairlerin silah yapması için demire, bakıra ihtiyacı yoktur. Çünkü onlar için insanları sarsan  silahları üreten yürektir. Şairdeki yangın
yerine dönen yürek, demiri eriten  körüğe
dönüşür, bu körükte  erittiği malzeme ise
sözcüklerdir. Onları erittikten sonra  kalıplara döker, çeşit çeşit imge burada can
bulur, kan bulur çıkar. Sonra onlardan bir kısmı kurşun gibi işer, bir kısmı gönülden  gönüle 
giden yollar yapar, köprüler kurar. Bu da, bu diyarlarda yolculuk
edenleri yüreklendirirken korkak iktidarları ise korkutur. İşte bu yüzden
diktatörler halktan önce ona ulaşan kaynaklardan yani şairden, edebiyatçıdan
başlarlar işe. Bu yüzden et kafalı diktatörlerin yönettiği hapislerde şairler
vardır.  Ama şair boyun eğmez, gerektiğinde
dünyaya kafa tutar. İçer de kalem kağıt bulamadıkları zaman damarlarını kesip
zindan duvarlarına kanlarıyla şiirlerini yazmışlardır.

Onlar, o aslan yeleliler karanlığa aldırmazlar.  Etraflarını aydınlatmak için yakacak bir şey
bulamadıklarında kendilerini yakarlar. Yaktıkları ateş o kadar etkilidir ki seyredenleri
çoşau ğuroşa getirir.. Sonra yüzyıllar boyunca bu aydınlıkta parıldayan
sözcükler unutulmaz, hep parlar, parladıkça da hep hatırlanırlar. Varın
gerisini siz düşünün.

Peki bunu nasıl başarır
şair?

Hani İnsan
yürürken ayağına t

Çok Okunan Haber

MERSİN’DE ÇEKİLEN FİLM 3 MAYIS’TA VİZYONDA

  Çekimleri Mersin’de gerçekleştirilen Kalpten Gerdanlık adlı sinema filmi 3 Mayıs’ta izleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. Yönetmenliğini …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir