Anasayfa / Güncel Haberler / MÜZİĞİN DİLİ İNSANDIR

MÜZİĞİN DİLİ İNSANDIR

MÜZİĞİN DİLİ İNSANDIR

 

Dilini, kültürünü bilmediğimiz “uzak diyarın” sanatçısı bize yakın düşer; çünkü?

 

Folklor ve Halk türküleri “Anadolu Ateşi” “Kardeş Türküler” formatıyla günümüz insanına sesleniyor.

Mirza Turgut yazdı

 

Rönesans ve Aydınlanmanın açtığı kapıdan içeri sanayileşme girdi.

 

Sanayi toplumundaki  farklı sınıf ve toplumsal çıkar gurupları, kendilerine ait ideolojik -siyasi, estetiksel-sanatsal yaratım alanlarını oluşturdu ve mutlak krallıkların,  tek sesli, baskıcı sistemini sonlandırdı.

 

Yeni toplumun çok sesli yapısına uygun sanat tarzları ve türleri gelişti.

 

Müzikte romantizm, edebiyatta gerçekçiliğin güçlendiği yıllardan bahsediyorum (1750-1850). Şimdi bile okuyup, dinlediğimiz klasikler bu dönemde oluştu.

 

Osmanlı’nın tek sesli yapısına uygun, divan estetiği(müziği) vardı; halk müziği ise Osmanlı estetiğine karşı oluşturulan demokratik estetiğin (ki o da tek enstrümanla yapılıyor) temel taşıyıcısı idi.

 

Çok sesli müziğin Osmanlı’ya girmekte zorlanması, mevcut bu toplumsal yapı nedeniyledir.

 

Cumhuriyetin temel iddiası modernleşme ve batılılaşma idi.

 

Bu bağlamda, çok sesli müzik, her şeyden önce Cumhuriyet estetiğinin yaratılması ve bunun halkla buluşmasını hedefliyordu.

 

Nevit Kodallı, Necip Fazıl Akses, Ferit Anlar gibi sanatçılarımız tam da bu ihtiyacın karşılıkları idi.

 

Öte yandan Ruhi Su başka bir damardan beslenerek, halk türkülerini Cumhuriyetin yarattığı yeni insanın beğenisine sunuyordu.

 

Ruhi Su, Nazım Hikmet gibi halk edebiyatı ve folklordan beslenen damar, günümüzde “Anadolu Ateşi”, Yeni Türkü” “Kardeş Türküler” formatına bürünmüştür.

 

Bütün bu sanatsal-estetik yaratımların çıkış noktası, bize ait olanla, evrensel olanın sentezini yapmak ve çoktandır çoğulcu karakter taşıyan Türk Toplumuna sunmak.

 

Ulusal olan; ulusa ait olan değerlerin, sanatsal imajlarla, sembollerle, yeniden yaratılması ve insanlığa armağan edilmesidir.

 

Yani evrensel olmak her şeyden önce Ulusal olmaktan geçmektedir.

 

O nedenle Aziz Nesin, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal hem bize aittir hem de tüm insanlığa.

 

Tıpkı İspanyol Rodrigo’nun bize ait olması gibi.

 

Peki, dilini ve kültürünü bilmediğimiz “uzak diyarın” sanatçısı, niçin size yakın düşer?

 

Yakın düşer; çünkü bize de  ait olan olan-özgürlük-faşizm ve insan sorunsalını, sanatsal imajlarla, yeniden tasarlamış ve yaratmıştır.

 

İşte bu nedenle, Rodrigo’nun “Gitar Konçertosu”nu dinleyenler, benzeri duyguları hissederler.

 

Sanatın dilinin evrensel olması, tam da budur işte..

 

Bu nedenle Rodrigo’nun Konçertosu, Nazım Hikmet’in “Kurtuluş Savaşı Destanı”  ölümsüzleşmiştir ve insanlık var olduğu sürece ölümsüzdür.

 

Müzik ve Sanat Festivalleri, Ulusal olanla evrensel olanın sentezini oluşturan önemli etkinliklerdir.

 

Mersin, ekonomik gelişmesi durmuş, durdurulmuş ama öte yandan yoğun göçün getirdiği sosyal sorunları ile boğuşan bir kent.

 

Sanat ve spor etkinlikleri ebetteki sosyalleşme ve kent kimliği açısında hayati önemde.

 

Son yıllarda futbol dışındaki spor dallarındaki gelişmelerin altını çizmemiz gerekiyor.

 

Mersin Uluslararası Müzik Festivali’ni de bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

 

Yani, Mersin’de her şey kötü gitmiyor.

 

Müzik Festivallerinin birincisi dahil olmak üzere, üçünde de eleştirdiğim yanlar oldu.

 

Sevinerek gördüm ki, festival komitesi, eleştirilerimi dikkate aldı.

 

İki türlü eleştirim vardı: İlk olarak etkinlikler elitiz kalabilir. İki, etkinliklerin tanıtımı, topluma yayılması konusunda izlenen, yol ve yöntemler yetersiz.

 

Bu yılki program,  yapılabileceklerin en iyisi sayılabilir.

 

Anadolu Ateşi gibi, Anadolu kültürlerini, dans figürleri ile bizlere ulaştıran ve barış içinde bir arada yaşama kültürünü güçlendiren, evrensel (uluslararası) gurubun,  Mersin’e gelmesi başlı başına bir olay.

 

İkincisi, Franko’nun faşist subayları tarafından işkence edilerek tırnakları sökülen Rodrigo’nun Gitar Konçertosu.

 

Üçüncüsü, Yeni Türkü gibi Ulusal – evrensel bağlamını yakalayabilmiş, Türkülerimizi, yeni bir formatta okuyan gurup.

 

Bahsettiğim bu üç etkinlik, Mersinlilerin tümüne hitap edecektir.

 

Anlaşılan bu yıl fazla İspanyol takılacağız.

 

Festival komitesinde görev yapan arkadaşlarımızı, abi ve ablalarımızı kutluyorum.

 

Eldeki olanaklarla, yapılacak olanın en iyisi yapılıyor.

 

Komiteye gelecek yıl için bir önerim var: Anadolu ezgilerini, Anadolu’ya ait olanı, günümüz insanın beğenisine uygun bir formatta yeniden yaratan, üreten “Kardeş Türküleri” getirip, Mersinlilere dinletmeliler.

 

Mersin Uluslararası Müzik Festivali’nin, Cumhuriyetin Nevit Kodallı damarı ile Ruhi Su damarının, güncelleştirilerek, çok sesli Mersin’e, çok sesli müzik beğenilerinin aktarılması gibi toplumsal bir işlevi oluyor.

 

Tek başına bu bile önemlidir.

Çok Okunan Haber

Tarhan:”Öğrenciler ürettiklerini satacak”

Hayata geçirdiği Kadın Üretici Pazarları ile üreten kadınlara yeni bir dünya sunan Mezitli Belediye Başkanı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir