istanbul medyum aşk büyüsü geri getirme büyüsü gerçek medyum papaz büyüsü ask büyüsü baglama büyüsü asik etme büyüsü medyum ankara escort chip satin al zynga chip satisi hayvan hastanesi antalya veteriner köpek hastanesi antalya escort izmir escort hacklink hacklink hacklink istanbul escort bayan istanbul escort istanbul bayan escort
Muhafazakar sanatçı olur ama muhafazakar sanat olmaz; çünkü… – Ufukturu.Net
Anasayfa / Güncel Haberler / Muhafazakar sanatçı olur ama muhafazakar sanat olmaz; çünkü…

Muhafazakar sanatçı olur ama muhafazakar sanat olmaz; çünkü…

Muhafazakarlık, var olan durumu koruma amacını güden düşünce tarzı. Toplumun değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan sağ kanat siyasi ideoloji.

Son günlerde başlayan “Muhafazakar sanat” tartışması,hem sanat hem de estetik tarihi bağlamında anlamsızdır

Toplumsal gelecek kurguları yapabilmek için bugünü, yaşanılanı iyi  okumak, kavramak gerekiyor.

Yaşantıyı kavramak   tarihi bilmek ve tarih bilincine sahip olmakla yakından ilişkilidir. Tarihle ilgili yeterli bilgiye sahip değilsek, bunun bilince yansıması her türlü ideolojik yorumlara açık olur.

Tarihin ideoloji gözlüğü ile algılanması hep yanıltıcı olmuştur. Çünkü ideolojik bakış, yaşanmışlıkları, nesnelliğinden uzak, ideolojinin dar kalıpları ile açıklamaktadır.

“Muhafazakar sanat” tartışmasını bu genel çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Sanat ve estetik tarihinde “Muhafazakar sanat” olarak kategorize edilmemiş bir tarz ve bir dönem olmamıştır,olamaz da.

Mısır ve Mezopotamya sanatı denince, mitoloji ile birlikte kral (Mısır’da aynı zamanda tanrı) için yapılan dev mimari eserler akla gelir. Bunun dışında başka bir sanatsal yaratıcılık söz konusu değildir.

Ama Antik Yunan sanatı bambaşka mecrada, bambaşka sektörleri üretmiştir.

Mısır  ve Mezopotamya sanat ve kültür ortamından farklı olarak, Antik Yunan kültürünün dokunduğu her bölgede koca koca tiyatro salonları yapılmıştır.

Mısır ve Mezopotamya sanatı belki, gelişmeyen ve sadece egemen sınıfı kollamaya dönük anlamında “Muhafazakar sanat”  olarak adlandırılabilir.

Çünkü her iki toplumda sanatçı kişi sadece otoritenin beğeneceği, onun dünyayı duyuş ve algılayışına hizmet edecek, yani o günkü kurulu düzeni savunacak bir sanatsal yaratımı gerçekleştirmek zorundaydı.

Halbuki Antik Yunan sanatı, genel insansal öz taşıyan ve insanın vücutça güzelliği başta olmak üzere, doğa insan birlikteliğinin açık olarak ifade etmekteydi.

Aşk, kahramanlık, vatanseverlik, halk severlik, emek ve çalışma Antik Yunan sanatçısının idealleştirdiği, olumladığı genel insani değerlerdi.

Bu değerler sistemi bugün de insanoğlu için anlam ifade ettiği için, Antik Yunan sanatı bizleri etkilemeye devam ediyor.

Hiç birimiz, M.Ö 450 yıllarında yaşamak istemezken, o yıllarda üretilen sanat eserlerinin bize hala heyecan vermesinin nedeni de buradaki genel insani temaların öne çıkarılmış olmasıdır.

İşte bu nedenle çok sonraları Rönesans sanatı, antik Yunan’ın bu genel insani özünü bambaşka şartlarda “yeniden doğurmak” istedi.

Ancak bu yeniden doğuş süreci sanatta muhafazakar bir anlayışı ifade etmemeli.

Rönesans aydınının dünyevi olan tüm güzellikleri öteki dünyaya havale eden kilise estetiğine karşı, bu dünyanın güzelliklerini, insanın insanla, insanın doğa ile olan ilişkilerini resmetmekti.

Bunun içinde bilerek resim ve heykeli tercih ettiler.

Çünkü,söz konusu iddialarını ancak bu iki sanat dalında gösterebilirlerdi.

Tarihi okudular, kök aradılar ve sonunda 1000 yıl önceki Antik Yunan’ın sanatsal dehasını keşfettiler.

Çünkü Rönesans aynı zamanda antik yunan sanatını çok daha ileri boyutlara taşıyarak yeniden üretmiştir.

Sanat akımı olarak Klasizm “muhafazakar sanat” olarak belki adlandırılabilir.

Çünkü 250 yıl kadar süren Klasizm döneminde sanatçı kişi, Mutlak monarşi’nin çıkarlarının korumak durumundaydı. Bu bağlamda mevcut statükoyu koruyan sanat bağlamında muhafazakar sayılabilir.

Ancak o da sanayileşmenin ortaya çıkardığı çok sesli toplumsal formasyon döneminde etkisizleşmiştir.

Sonraki dönemlerde de hiç kimse Klasik sanat akımını yeniden üretmek yani muhafaza etmek istememiştir..

Elbette bu döneme özenti olmuştur ama başka toplumsal-tarihsel-kültürel bağlamda Klasizmi yeniden üretmek ya da korumak mümkün değildir.

Yeni döneme uygun olarak Romantizm, Eleştirel gerçekçilik ve Natüralizm ortaya çıkmıştır.

Romantizm Klasizmin aklı mutlaklaştıran tutumuna tepki olarak duyguları mutlaklaştırmıştır. Onun için sadece şiir ve müzikte gelişme göstermiş, Victor Hugo’nun gerçekçiliğe yakın düşen romanları ile edebiyatta tutunmuştur.

Burada bir hatırlatma yapmak isterim: Tanzimat edebiyatçıları, Gerçekçilik ve Natüralizmin revaçta olduğu ve hatta Namık Kemal’in Emil Zola ile tanıştığı bilinmesine rağmen, onlar, bilerek romantizmi seçtiler.

Bunun nedeni, geç kalmış toplumun erken aydınları olarak, Osmanlı vatanını kurtarmak, yeniden inşa etmek istemeleriydi.

Çünkü ancak Romantizmde duygulara ve dolayısıyla vatan sevgisine abartılı olarak verebilirsiniz.

Nasıl mutlak monarşi son bulduğunda Klasizm sanat akımı olarak tükendi ise, Osmanlı saray yaşam biçimi sonlandığında da Divan edebiyatı tarihsel  olarak bitmiştir.

Yıllar sonra Divan edebiyatını yeniden üretmeye çalışmak boş hayaldir.

Elbette divan edebiyatı çok çok ünlü sanatçılar yetiştirmiştir.

Ama günümüzde bunların hiç birisi, bizim anlam dünyamız ve estetik duruşumuza katkı yapmamaktadır.

Çünkü, günümüz insanının yaşam biçimi, kültürü, toplumsal çok sesliliğin getirdiği çoğulculuk gibi değerler sistemi tarafından oluşturulmaktadır. Bu bağlamda Divan edebiyatını yeniden oluşturamazsınız. Ancak aynı şeyi halk edebiyatı için söyleyemeyiz.

Halk edebiyatı tıpkı Rönesans ve Antik Yunan sanatında olduğu gibi genel insani değerler başta olmak üzere, baskıya, sömürüye karşı direnişin de edebiyatıdır.

Ne yazık ki tarihin bu aşamasında da bu genel insani temalar halen günceldir.

İşte bu nedenle anonim bir türküden, ya da Nasrettin hoca fıkrasından ya da Yunus’un bir deyişinden zevk alırız.

Divan Edebiyatı, tıpkı Mısır ya da Mutlak monarşi döneminin sanatı gibi, kendi dönemi ile sınırlıdır.

Bu genel çerçeveden sonra “Muhafazakar sanat” tartışmasına girebiliriz.

Elbette sanatçı kişi ile ürettiği sanat eseri arasında her zaman çelişki olabilir.

Ya da sanatçının siyasal kanıları, ideolojik duruşu ile ürettiği sanat eseri çelişebilir.

Balzac, Barbar Kapitalizmin insanı, insani duygulardan arındırdığını çok güzel bir biçimde resmetmiştir.

Ama aynı  Balzac kralcıdır.

Bu elbette çelişkidir ama açıklanabilir bir durumdur.

Sanatçının toplumla ilişkilerinde benimsediği gerçekçi yöntem, onu kapitalizmdeki insan insanın kurdudur felsefesinin tarihsel olarak farkına varmasını sağlarken, siyasal kanıları açısından kralcılığı uygun bulmuştur.

Aynı şey Romantizmin kurucusu Victor Hugo için de söyleyebiliriz. Hugo, çok şey beklediği Fransız devriminin, yeni bir adaletsizlik ve eşitliksiz bir düzen inşa ettiğini görünce, derin bir hayal kırıklığı yaşamıştır ve yeniden kiliseyi keşfetmiştir..

Eserlerindeki Hıristiyanlık övgüsünün nedeni budur.

Tolstoy’un siyasal duruşundaki çelişkiler de bu temelde değerlendirilmelidir.

Bir sanatçı hem toplumda yaşayıp hem de ondan bağımsız olamaz.

Toplumdaki ideolojik-kültürel çatışma ve çeşitlilik sanatçıları da şöyle ya da böyle etkiler.

Burada önemli olan sanatçının ideolojik kimliğinden daha çok sanatsal yaratım sürecidir.

Mehmet Akif Ersoy ile Tevfik Fikret karşılaştırmasını yaptığımızda çok net görürüz bunu.

Akif, kelimenin tam anlamı ile İslamcıdır.

Bunu kültürel bağlamda muhafazakar olarak değerlendirebiliriz.

Ancak Akif, Fikret’e göre çok daha halkçıdır… Fikret ilse, batıcı modernist fikirleri ile ilerici konumda durmasına rağmen, halkla sıkı bir ilişkisi yoktur.

Günümüzdeki “Muhafazakar sanat ve estetik” oluşturma çabalarını ben şahsen olumlu buluyorum.

Çünkü bu tartışma, ayrı mahallelerde oturan aydınlara birbirlerini anlama bağlamında çok önemli bir mecra sunacaktır.

Sanat hep toplumsal ilerlemenin önünde olmuştur.

Yani toplumsal, kültürel bağlamda ileriye dönüktür.

Sanatta tabu, dogma olmaz.

Bu bakımdan var olanı eleştirir ve daha insani, daha yaşanılabilir yeni bir yaşam önerir.

Teknoloji ile birlikte toplumsal yapıların çok hızlı değiştiği bu koşullarda Muhafazakar Sanat oluşturma çabaları imkansızı istemektir.

Çok Okunan Haber

TOPLUMSAL KALKINMA HIZI

Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı: – Ben bu baklayı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir