istanbul medyum aşk büyüsü geri getirme büyüsü gerçek medyum papaz büyüsü ask büyüsü baglama büyüsü asik etme büyüsü medyum ankara escort chip satin al zynga chip satisi hayvan hastanesi antalya veteriner köpek hastanesi antalya escort izmir escort hacklink hacklink hacklink istanbul escort bayan istanbul escort istanbul bayan escort
MİRZA TURGUT KALEMİNDEN; ETNİK DİNSEL AŞIRILIK MI? DÜNYALI EVRENSELLİK Mİ? – Ufukturu.Net
Anasayfa / Güncel Haberler / MİRZA TURGUT KALEMİNDEN; ETNİK DİNSEL AŞIRILIK MI? DÜNYALI EVRENSELLİK Mİ?

MİRZA TURGUT KALEMİNDEN; ETNİK DİNSEL AŞIRILIK MI? DÜNYALI EVRENSELLİK Mİ?

Batılı toplumların 300-400 yıllık çatışmalı süreçlerden geçerek , somutlaştırdıkları modern yaşam biçimi ve değerler sistemi; genç Türkiye cumhuriyetinin kısa bir süre içinde ulaşmak istediği temel paradigmalardı.

Bu bağlamda Cumhuriyet, toplumun tüm alışkanlıklarını, yaşayış biçimini değiştirip, yeni insan ve yeni toplum modelini hayata geçirmeyi amaçlamıştı.

Biz buna, kısaca cumhuriyet devrimleri de diyoruz.

Toplumsal –siyasal yapı ve kültür kodları, modernleşmenin yeni insan tipini yaratmaya dönüktü.

Her devrim gibi cumhuriyet devrimi de yukarıdan aşağıya uygulanmak durumundaydı ve doğal ki tasarlanan modele karşı duran çeşitli kesimler olacaktı. Nitekim, zaman zaman cumhuriyet karşıtı olarak kabul edilen karşı hareketler gündeme gelmiştir.

Ancak son 20 yıldır, gerek kendi iç dinamiklerimizin zorlaması gerekse de dünyasal gelişmelerin yeni trendi sonunda cumhuriyet çizgisinin kabul etmediği ya da onaylamadığı yeni yeni kimlikler dışa vurmaya başlamıştır.

Milli Nizam Partisinden başlayarak, bugüne gelen siyasal islam; Alevilerin yıllardır horlanmaları ve kendilerini ifade edecek siyasi parti arayışları ve nihayet Kürt meselesinin terör odaklı gündeme gelişi.

Hatırlayalım : tarihimizin son 30-40 yılı, kimliklerin kendilerini çeşitli biçimlerde ifade etmeleri ve buna karşı gelişen çeşitli devlet refleksleri olarak yaşanmıştır.

Cumhuriyet Türkiye’si tarihsel sürecinin bu aşamasında, İslamcı, Kürtçü karşı çıkışlara sahne olmaktadır.

Bu iki  gelişme, ister istemez karşıtları olan katı laiklik ve Türk milliyetçiliğini beslemektedir. İşte bu ana gelişmeler, hem günlük siyaseti hem de sıradan yaşantıyı derinden etkilemekte ve alt kimliklere dönük ayrımları beslemektedir.

Kuşkusuz, Cumhuriyet bugün ,kurulduğu günden çok daha güçlüdür. Çünkü zaman zaman kesintiye uğrasa da, iyi kötü demokratik kurumlar oluşmuştur.

Demokrasi ve demokratikleşme cumhuriyet değerlerini daha da güçlü hale getirmiştir. AB sürecinin de etkisiyle Kürt kimliği kabul edilmiş ve Kürtçe yayınlar serbest bırakılmıştır.

Avrupa’nın 300-400 yıl boyunca yaşadığı etnik-dinsel kavgaları biz, yeni yeni yaşıyoruz.

Başka bir deyişle içinden geçmekte olduğumuz, bu çatışmalı dönemi yaşamak zorundayız.Tarihi deneyler bunu açıkça gösteriyor.

Cumhuriyetin modernleşme, batılaşmaya dayanan temel paradigması, bugün Avrupa Birliği değerleri, formatına bürünmüştür.

Yani dün çağdaşlaşma derken, laiklik ve modern yaşam biçimi kast ediliyordu, bugün ise, bütün bunları da içeren, Avrupa Birliği’nin insan odaklı değerler sistemi anlaşılıyor.

Kimliklerini toplumun tümüne dayatmak isteyen dinsel-etnik aşırılıkların panzehiri demokratikleşmedir.

Çok seslilik, çeşitlilik, ideolojik-fikri çoğulculuk günümüzün geçerli değerleridir ve  demokrat yaklaşım , demokrat çözüm önerilerinin çıkış noktasıdır. Ancak tam da burada önemli sorunlarla karşı karşıya kalmaktayız..

Çünkü demokrasi, her şeyden önce, uzlaşma ve mutabakat rejimidir. Etnik ve dinsel yaşam biçimine ait farklılıklar, demokrasiyi ve ortak yaşam alanlarını ortadan kaldırmaya yönelirse, burada, demokratik rejim, kendini korumaya almak durumundadır.

Türban  takan kadınların kamu görevlisi olmasını savunmak ile Kürtçe’nin resmi eğitim dili olmasını savunmak arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü her ikisi de başka başka nedenlerle, laik demokratik rejime bir biçimde kendi önceliklerini dayatmaktır.

Sonuçta birinci talepten şeriat devletine, ikinci talepten Kürt devletine yönelirsiniz.

Evet, tarihimizin şimdiki aşamasında, tam da bu aşırılıklar uç vermiş durumdadır.

Bilinç biçimleri , kültürler, ideoloji ve siyasetler bu ayrışmalara odaklı hale gelmiştir. Doğal ki bu durum, cumhuriyetin yarattığı yeni insan için büyük bir travmadır.

Avrupa dinsel-etnik çatışmaları insan odaklı değerler sistemi ile sona erdirmiş ve hem demokratik sistemi güçlendirmiş hem de ülkelerin bölünmesini önlemiş.

Türkiye cumhuriyeti de bu yolu izlemek durumunda ve her şeye rağmen zaten izleniyor.

Kürt  ve İslamcı fanatikler, özellikle ABD’nin bölgesel amaçları nedeniyle bir süre daha Türkiye’yi rahatsız edebilirler. Ancak; eninde sonunda, demokrasi değerleri etrafında toplumsal uzlaşma ve hoşgörü ortamı sağlanacaktır.

Bugün ağzımızdan çıkanlar, yazdıklarımız, söylediklerimiz ileriki on yıllarda sadece bugüne ait olarak kalacaktır.

Türk toplumu, demokrasi, laiklik ve insansal değerler sistemini, şeriata ve  bölme iddialarına karşısında düne oranla daha güçlü savunacaktır.

Çünkü, her şeye  rağmen toplumumuz dünya dili konuşmaya başlamıştır.

Çok Okunan Haber

TOPLUMSAL KALKINMA HIZI

Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı: – Ben bu baklayı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir