Anasayfa / Güncel Haberler / MİRZA TURGUT KALEMİNDEN; EMPATİ VE EMPATİK DÜŞÜNCE ASLINDA HÜMANIZMADIR

MİRZA TURGUT KALEMİNDEN; EMPATİ VE EMPATİK DÜŞÜNCE ASLINDA HÜMANIZMADIR

Empati, kendini, ötekinin, başkasının yerine koyarak düşünme şeklinde tanımlanabilir.

Peki niçin empatik düşünme ihtiyacı duyarız?

Ya da empatik düşünüş tarz ile demokratik değerler sistemi arasında doğrudan bir ilişki var mıdır?

Biraz daha açalım: faşist ve otoriter kişi ve kurumlar empatik düşünebilir mi?

Ya da soruyu tersinden soralım: Demokratik, humanist kişi ve kurumlar empati geliştirmeden demokratik fikirler üretebilir mi?

Kendinizi başkasının ve hatta rakiplerinizin yerine koyarak, düşünmeye başladığınızda, empatik düşünmenin derinliklerine varmışsınız demektir.

Empatik düşünme  aynı zamanda ortak akılların üretilmesinin de temel kaynağıdır.

Kişisel empatiyi, kurumsal empatiye dönüştürdüğümüzde, toplumsal olayların anlaşılması ve çözümüne ilişkin çeşitli projelerin geliştirilmesi daha da kolaylaşır.

Örneğin, toplumsal yaşamın tüm alanlarından dışlanan herhangi bir toplum kesiminin yaşam biçimini, kültürünü anlamak için, Empati kurduğunuzda , mevcut olan ırkçı kültür kodlarını reddedip, daha humanist bir düşünce geliştirebilirsiniz.

Empatik düşünmediğiniz zaman  sizi mevcut kültürel kodlar yönlendirir, ki bu durumda   ırkçılık ya da dinsel Fanatizme yönelebilirsiniz.

Çünkü etnik  ve dinsel düşünüş,  Empatik düşünmeden nefret ederler.

Onlar kendi  doğruları temelinde toplumu belli bir kalıba sokarak, yönetmek istemektedirler.

Dolayısıyla empatik düşüncenin karşıtı “doğru benim tekelimdedir” yaklaşımıdır.

Halbuki empatik düşünce sistematiği için mutlak doğru yoktur ve doğru, bilgi, ve bilme  ile sınırlıdır.

Yani benim doğrum, benim bilgimle sınırlı iken, her hangi bir fanatik için, doğru , kendinin görüşleridir ve herkes bu doğruları kabullenmek durumundadır.

Empatik düşünce bir biçimde hem humanist hem  demokratik kültür damarlarından beslenir.

Bu bakımdan tarih bilgisi , tarih bilinci empatik düşüncenin besleyici kaynaklarıdır

Bütün bu anlattıklarımızı toplumsal sorunların açıklanması ve çözümüne ilişkin düşünce üretilmesi bağlamında örnekleyerek açıklayabiliriz.

Egemen kültür kodlarımıza göre, örneğin çingeneler, makbul insanlar değildir.

Irkçı ve statükocu yaklaşımlar,  geleneksel kültür kodlarından hareketle çingeneleri küçümsemeye devam edebilirler.

Ancak, empatik düşünce ve akıl yürütmeyle hareket eden birisi ya da filan siyasi parti, Çingenelerin tarihsel-toplumsal oluşum süreçleri  ve dışlanmışlıklarını anlayabilir.

Dışlanan halkın yerine kendinizi koyduğunuz zaman, yani onların konumundan dünyaya baktığınızda, her şey bambaşka görülebilir.

Bambaşka gördüğümüz bir dünyayı açıklarken, duruşunuz tavrınız değişeme uğrayacaktır.

Sosyal demokrasi , düşünce sistematiği ve siyasal hareket olarak toplumsal olaylara empatik yaklaşır.

Empatik yaklaşımıyla  toplumdaki ezilen, horlanan sınıf ve katmanların duyuş, düşünüş ve beklentilerini anlamaya çalışır.

Anladığı zaman, halka yakın düşer ve onları arkasında görebilir.

Sosyal demokrasi, sermaye sınıfına da empatik yaklaşır.

Demokrasi ve demokratik değerler sisteminin gelişerek, bugünlerde neredeyse ideal bir noktaya gelmesinin nedeni empatik düşünüş tarzıdır.

Bu bağlamda, katılımcı demokrasi , çok seslilik, çok kültürlülük, çeşitlilik içinde birlik gibi yeni değer ve kavramlar üretilmiş ve dolaşıma sokulmuştur.

Bütün bu yeni kavramların empatik düşüşün tarzı ile üretildiği çok açık değil mi?

 

Çok Okunan Haber

 DİLİNİZ ÖZGÜRCE SUSSUN

Dört bilge dost buluşmuşlar ve “Susmanın erdemi” üzerine derin bir sohbete dalmışlar. İçlerinden biri, “Konuşmadığıma …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir