Anasayfa / Güncel Haberler / Mersin’de edebi değeri yüksek kitaplar yayınlandı

Mersin’de edebi değeri yüksek kitaplar yayınlandı

Kent kimliğinin oluşması her şeyden önce kent ruhunu yaratmaktan geçer. Çünkü kentlerde tıpkı insanlar gibi sadece, maddi-akılcı üretim sürecinden oluşmaz; aynı zamanda duyusal-coşkusal üretimlerle de  kimlik bulur.

İstanbul “İstanbul “ olmuşsa bunda görsel-mimari gelişmişliğinin yanı sıra, yaşamın, yaşantının edebileştirilip, sanatsal-imgesel yaratım süreçleriyle, kent ruhunun oluşturulmuş olması yatar.

Kuşkusuz sanatsal-imgesel yaratım süreci, o kent tarihindeki yaşananlarla doğrudan ilintilidir..

Kentlerin kimliğini oluşturan ve bugüne  taşınmasını sağlayan en önemli araç sanat ve edebiyattır.

Silifke’nin kimliğine folklor ve halk türküleri damga vururken, Adana’nın kimliği Yaşar Kemal’in İnce Memet’ i yeniden yorumlayarak, kalıcılaştırması ve başta Adanalılar olmak üzere hepimizin manevi dünyasında ölümsüzleşmesiyle oluşturulmuştur. Yada var olan Adana kimliği, daha da pekişmiştir.

“Mersin’in kimliği yok” tartışmaları halen devam ederken, hiç kimse kentin sanatsal-edebi kısırlığı üstünde durmaz.

Halbuki kent kimliğini oluşturacak olan, sanatsal yaratımın o derin gücüdür.

Yani hepimizin manevi zihin dünyasında kalıcı etki yaratacak sembol ve  imajların iliklerimize kadar işlemesidir.

Ne yazık ki Mersin’in tarihi, toplumsal köklerinde ne folklor  ne de örneğin tasavvuf ya da halk edebiyatına dayanan bir şey yoktur.

Örneğin “Bir Mersinlinin üç kuşak öyküsü” olarak kurgusunu yaptığım konunu romanlaştırıldığında Mersinlilik kimliğinin cuk oturacağını hayal edin.

Bu bakımdan, Mersin’in kimlik tartışmaları yapılırken, edebiyat ve sanatsal yaratım alanındaki kısırlığının masaya konulması gerekmektedir.

Sanatsal üretim, akılcı-mantıki olanla, duygusal-çoşkusal sürecin bir arada ele alınmasıdır.

Ki bu  yaşamın  her alanının yeniden üretilmesidir.

Halbuki örneğin siyasetçilik, yerel yöneticilik ya da meslek odası yöneticiliği sonuçta yaşamın bir alanını konu alır ve bu alanda mantıksal-akılcı uygulamalar yapmaya çalışır.

Dolayısıyla kente yön veren aktörlerin bütün çabaları, kenti maddi olarak bir yere taşımaktır.

Sanatsal-edebi yaratımlar tam da burada devreye girerek,kent ruhunun , kent kültürün yaratılmasını sağlar ve böylece duygusal-coşkusal-manevi doyum süreci devreye girer.

Modern kent binaları yapılırken, buralarda oturacak insanların kentle bütünleşmesini sağlayacak tarih bilinci ve edebileşmiş sembollere ihtiyaç vardır. Semboller, birleştirici, bütünleştirici ve ortaklaşa kültürün taşıyıcısıdır.

Mersin’in kimliği yok derken, Mersin’in edebiyatı, sanat ve estetik birikimi de yok demek istiyoruz, ya da en azından bu satırların yazarı böyle diyor.

Tiyatro’da önemli bir gelişme sağladık.

Ancak, ebedileştirme süreci, yani sanatın o büyüleyici gücü henüz hissedilmiyor.

İşte tam da şimdi bu boşluğu doldurmaya aday yepyeni bir “Edebiyat Dergisi” için bazı arkadaşlarımız kolları sıvamış durumda.

Bu arada şunu da belirtmeliyim ki son yıllarda edebi değeri yüksek şiir öykü, anı ve romanlar yayınlanmaya başladı.

Doktor Ruhsar Uçar’ın anı, kent ve ülke sorunlarını ele aldığı Dinle Kızım Elif,Abidin Yağmur’un arka arkaya yayınlanan öykü kitapları, Faik Güçlü ve Baha Akener’in şiir kitapları; Nermin Ergenekon’un anı-gezi kitabı; Selma Sayar hocamızın kitapları,; Ziya Aykın’ın anı kitabı  ve  daha bir çoğu…

Bu arkadaşlarımızın Mersinin kurak entelektüel ortamı için önemli bir ışık olmaktadırlar

Çünkü sanatsal/edebi yaratımlar toplumun yaşantısını, sanat diliyle yeniden yaratarak, okuyucuya, izleyiciye, başka türlü düşündürmek ve bir yerde duygularını inceltmektir.

Kent kimliği ve kent ruhunun oluşmasında da çok önemli kültürel elçi olmaktadırlar.

Çok Okunan Haber

Genel iktidarın yolu,belediyelerin başarı hikayelerinde

Sosyal demokrasi fikirsel/ideolojik duruşu, sınıfsal tercihleri, ahlaki ve vicdani üstünlüğü ile insanoğlunun bugüne kadar gördüğü …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir