MEHMET BARLAS

Yeni zenginlik mi yoksa yeni fakirlik mi daha zordur?


Her konuya maydanoz olan İngiliz albaya sormuşlar,
– Fransızca biliyor musunuz?
Bunu sorana tepeden bakıp, gülümsemiş,
– Fransızca bilmem ama aksanım çok iyidir!
Hiç bilmedikleri konularda aksanlarının iyi olduğunu düşündükleri için görüş açıklayanlara sizler de rastlamaz mısınız?
Bunların bir bölümüne “Sınıf atlayıcılar” deniliyor.
İngilizcede “Social Climber” denilen bu kesim, birtakım nesnelerle kendilerini özdeşleştirerek, yeni kimliklerini vurgulamaya çalışırlar.
Mesela “Şarap” bu nesnelerden birisidir.

Şarap uzmanları
Kendilerinin şarap konusunda “Degüstatör” konumuna geldiklerini söyleyen bu sınıf atlayıcılardan bir grubu, ünlü bir reklamcı evine davet etmişti.
Bizim ucuz kırmızı şarapları “Château Petrus” şişelerine doldurup bunlara ikram etmiş.
Bunlar da şarapları yudumladıktan sonra “Bu şarap varken başkası içilmez ki” diyerek beğenilerini seslendirmişler.
Bu sınıf atlayıcılardan bir bölümü de “Denizcilik”e takılırlar.
Bunlardan birini hiç unutmam.
“Usturmaça”ya “Susturmaça” derdi.
Teknesine yanaşan bir teknedeki arkadaşı buna “Koltuk at” diye seslenince, güvertedeki şezlongu attığını anlatırlardı.
Bir dönemde konuk olarak gittikleri evlerin kapısında pabuçlarını çıkartıp içeri çorapla girenlerden bazılarının şimdi yatlarda çorapsız dolaşmaları da, bir çeşit sınıf atlamak değil midir?

Balık turşusu mu?
Bunlardan birisiyle bir Boğaz lokantasında birlikteydik.
Sofradaki lakerdanın tadına baktıktan sonra “Bu balık turşusu mu, adı nedir” diye sordu.
Şimdi onun deniz mahsulleri konusunda uzmanca görüş açıkladığını söylüyorlar.
“Servet” de tıpkı “Şöhret” gibi hızlı sınıf atlama araçlarından biridir.
Bunlara da sık sık rastlanır.
1980’li yıllarda bunlardan biri bana “Bu tiftik ihracat nedir” diye sormuştu.
Ona “Fiktif ihracat”ın ne olduğunu anlatmaya çalışmıştım.
Bir başkası da “Bu yıl emisyon ne olur” diyerek benim “Enflasyon” tahminimi anlamaya çalışmıştı.

Vizyon meselesi
Bir sosyetik davette tanıştığım bir başka yeni zengin de “Bir banka, bir gazete, bir de televizyon kanalı almak istiyorum” diyerek bana vizyonunu anlatmıştı.
Güzelliği ile beyaz perdede parlayıp şöhret olan bir yıldız da, kendisiyle röportaj yapan bir muhabirin çok zor sorular sorduğundan dert yanıyordu geçen yıllardan birinde…
– Meğer bu muhabirin gazetesi moacıymış, diyerek noktalamıştı sözlerini.
Henüz “Mao” ile “Moa” arasındaki farkı bilmiyordu.
Yeni fakirler
Bu şöhret sahiplerinden bir başkasının “Klasik müzik severim, en sevdiğim eser Rimsky’nin Korsakof’udur” diye demeç verdiğini de okumuştum geçmiş yıllarda.
Arkasında kuşaklar boyu birikmiş görgüsü, kültürü ve serveti olan bir arkadaşım mali müzayakaya düşmüştü.
Sohbet ederken bana şöyle demişti:
– Yeni fakir olmak, yeni zengin olmaktan daha güç bir durumdur. Geçmişine bakar ve paranın sana ne tür görgüsüzlükler yaptırdığını hatırlarsın, utanırsın.


Yazar Ufuk Turu

Çok Okunan Haber

MERSİN TARİHİ – PETROS BODASAKİ – Mersinde Dekovil Hattı – Pera Palası satın alan işadamı

Mersin’in kuruluşunun ardından ekonomik gelişimi ve sanayileşmesinde önemli rol oynayan Rum sermayedar Petros Bodasaki kimdir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.