Anasayfa / Güncel Haberler / KENTSEL DEĞİŞİM VE RÖNESANS

KENTSEL DEĞİŞİM VE RÖNESANS

Dün, bir yıl önceki  yazıma yer vermiştim. O günden bu yana ,önemli gelişmeler oldu. İş dünyası ve il bürokrasisi, o günlerde dile getirdiğim düşüncelerle örtüşmeye başladı.

 Bunu çok olumlu buluyorum. Top yekun bir aydınlanma ve bilinçlenme süreci yaşıyoruz.

Tarihinde ekonomik-toplumsal-kültürel gelişmeler açısından iki önemli altın çağ yaşayan kentimiz, üçüncü altın çağ için kolları sıvamış bir profil çiziyor. Bunun için tarih bilincine , tarihi referanslara ve tabi ki Rönesans’a ihtiyacımız var.

Üçüncü altın çağ ve Rönesans bilincinin oluşmasına katkı için geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiğim “Mersin’in Rönesans’ı başladı ” yazısından bazı bölümlerle sizleri baş başa bırakarak, bir yıl içindeki değişimi birlikte okumamız faydalı olur diye düşünüyorum.

 “…Birinci altın çağı dediğim 1860- 1910 yılları arasında Mersin,özellikle dış dinamiklerin etkisi nedeniyle , müthiş bir hızla  büyümüştü.

Örneğin Amerikan iç savaşı, Süveş kanalının yapımı ve Osmanlı -Rus savaşı, dünya pazarlarında pamuğa olan talebi arttırınca, Amik ovası ile Çukurova  pamuğu ihtiyaca cevap vermiştir.

Bu nedenle 1875’de Mersin-Adana karayolu, 1886’da Demiryolunun yapımı, Mersin iskelesini, dünyanın sayılı iskeleleri haline getirmiş  ve Mersin’in birinci altın çağını da başlatmıştı.

Rum, İtalyan, Lübnan sermayedarları, çok kısa bir süre içinde Mersin’in şirin bir liman kenti haline getirdiler. O hep öğündüğümüz, çok kültürlü çok dinli, çok kimlikli seküler Mersin yaşamı bu günlerde oluştu.

Özellikle gayri -müslüm ticaret sermayesi kentimizin modernleşmesi ve tipik bir batı kenti görüntüsüne kavuşması için, örneğin kiliseler, okullar, kamu binaları , camilerin yapılmasına önemli katkılar yaptılar.

Mersin’in birinci altın çağı, tümüyle ticaret sermayesinin önemli bir aktör olması ile oluşturuldu. Bu dönemde ne dinsel ne ırksal ne de başka bir nedenle ayrımcılık, dışlanma ve “ötekileştirme” yoktu.

Bu bakımdan Mersin’in birinci altın günleri, günümüz açısından önemli,  olumlu bir tarihsel referans noktasıdır.

1950 ile 1980 yılları arasında yaşanan ikinci altın çağı da, yine sermaye sınıfının öncülüğünde gerçekleştirmiştir.

Tarsus sermayesi, İş bankası ve daha sonra Sabancı’nın Mersin’e sanayi yatırımları yapması, Mersin’in kimlik değiştirmesi ve hızla gelişmesinin temeli olmuştur. Bu yıllarda, birinci altın çağın kültürel kodları bir biçimde hatırlanmış ve bilince çıkmıştır.

Şimdi 40 –50 yaşın üzerinde olan eski Mersinlilerin, bu dönem için,  güzel laflar edip, nostaljiler yaşamalarının nedeni budur.

Evet, genç bir kent olarak Mersin’in, yeniden bilince çıkarılacak iki önemli tarihsel kökü-genetiği vardır.

Çok kültürlü, çok kimlikli, demokratik –dünyevi yaşam biçiminin bilince çıkarılması için bizlere, kentlilere, tam da bu amaçla Rönesans(yeniden doğuş) gerekmektedir.

Hele de ülkemizde dinsel-etnik gerekçelerle, kabul sınırlarımızı zorlayan önemli gelişmeler olurken; kardeşliği, çok kültürlülüğü yaşamış kentin çocukları olarak,  toplumsal hafızamızı, yeniden üretmeye, yani Rönesans’a ihtiyacımız vardır.

Ve bugün için, tarihimizden beslenerek, eski günlerin özünü, dokusunu yeniden yaşatmak hepimizin hayrınadır.

Birkaç yıldır, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yeni bir Mersin hayali daha geniş kesimler tarafından seslendirilmeye Mersin Rönesans’ı için, iş dünyasının çok önemli bir aktör olarak görev yapması gerekmektedir.

Rönesans’ımız için birinci ve ikinci altın çağ iyi bir referanstır. Bunun için tarihi-kültürel kodlarımızın çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Ancak o zaman göğsümüzü gere gere Mersin Rönesans’ından bahsedebiliri 

Rönesans hamlesi Mersin’in üçüncü altın çağını başlatacaktır.

İş dünyası ve kent aydınları tarafından başlatılan Rönesans hamlesine , yeni vali Hüseyin Aksoy’un yaklaşımı ile bürTurizm ve kent tanıtımı konusunda başlayan çalışmaları bu bağlamda değerlenVe tabi en önemlisi de RİS projesinin gündemimizde olmasıdır.

1975 sonrası yağmalanmış, kimliksizleşerek, siyasileşmiş ve tabi çeşitli alt kimliklerin kompartımanlaştığı  kentimiz, bugünlerde, kendini yeniden keşfedip, tarihten beslenerek, çok kültürlü, çok kimlikli, demokratik yaşam bilincini  gündeme getiriyor.

Rönesans’ımız  için tarihi referanslarımız vardır.

Rönesans’ımız için sihirli söylem ve sözcükler: Yeni Mersin, Kuzey Mersin, Kentsel dönüşüm ve çok kültürlü, çok kimlikli , demokratik Mersin yaşantısıdır.

Bu değerler sistemini yerli yerine oturttuğumuz zaman, Pozcuda yaşayanlarla, Şevket Sümer mahallesinde yaşayanlar arasındaki 100 yıllık makas epeyce kapanacaktır.

Bu ise kentlileşme, sosyalleşme ve birey olarak kendini ifade etmektir.

Rönesans, kelime anlamı olarak yeniden doğuş demektir. Kentlileşme ve bireyselleşme gerçekleştiği zaman Rönesans amacına ulaşacaktır.

Bu bağlamda birinci ve ikinci altın günlerimiz, Rönesans için gerekli bir tarihi-toplumsal-kültürel malzemedir.

Ama bunun için yapılması gereken ilk iş, köklerimizi, kent tarihini ve altın çağları bilince çıkararak, gelecek için anlamlar  yüklemektir.”

 

 

Çok Okunan Haber

Genel iktidarın yolu,belediyelerin başarı hikayelerinde

Sosyal demokrasi fikirsel/ideolojik duruşu, sınıfsal tercihleri, ahlaki ve vicdani üstünlüğü ile insanoğlunun bugüne kadar gördüğü …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir