istanbul medyum aşk büyüsü geri getirme büyüsü gerçek medyum papaz büyüsü ask büyüsü baglama büyüsü asik etme büyüsü medyum ankara escort chip satin al zynga chip satisi hayvan hastanesi antalya veteriner köpek hastanesi antalya escort izmir escort hacklink hacklink hacklink istanbul escort bayan istanbul escort istanbul bayan escort
Estetik zihinsel üretimdir – Ufukturu.Net
Anasayfa / Güncel Haberler / Estetik zihinsel üretimdir

Estetik zihinsel üretimdir

Estetik haz ile biyolojik hazzın farkı

İdeal olan ile gerçek olan diyalektiği

Estetik zihinsel üretimdir

Mirza Turgut’un Estetik yazısının devamı

 

Örneğin önümüzden geçen seksi bir kadına ne kadar güzel dediğimiz ; ya da karnımızın aç olduğu zaman ,önümüzdeki yemek masasına ne kadar güzel; ya da pis havadan temiz bir havaya çıktığımızda ne kadar güzel hava dediğimiz zaman estetiksel olarak bir değer mi üretiyoruz?

Hayır, burada estetiksel bir değer değil, biyolojik – fizyolojik bir değer üretiyoruz demektir.

Estetik değer, her türlü biyolojik ve fizyolojik ihtiyaçların dışında zihinsel olarak üretilen ve zihinsel sürece denk düşün bir değerdir.

İnsanoğlunun beş duyu organı arasında görme ve işitmeye denk düşen zihni faaliyettir aslında estetik değer.

Estetik değer üreten bizler, estetik değer ürettiğimiz nesneyle biyolojik -fizyolojik bir  faydalanmaya dönük bir ihtiyacın karşılanmasını istemeyeceğiz.

Çünkü bunun karşılığı estetik değer üretmek değildir.

Şimdi estetik değer tanımıza geri dönebiliriz: insanlar, nesnelerle karşı karşıya gelir ve kafasındaki güzel tasarımına uygun olana güzel,  uygun olmayanı çirkin olarak değerlendirir.

Bu değerlendirme sırasında, faydacı bir yaklaşım yerine, zihinsel sürece karşılık gelen  bir değerlendirme yapmak durumundadır.

İşte  o zaman üretilecek “değer” estetik değerdir.

Bu nedenle estetik değer, bireysel bir süreçtir ve mutlaka canlı temas gerekmektedir; yani bir başkasının anlatımı ile estetik değer üretmek imkansızdır; bu durumda illa bir değer üretiliyorsa bu estetik değerden başka bir şeydir.

Şimdi yeni bir aşamaya geçebiliriz.

Güzel dediğimiz nesne ya da gerçeklikte ne arıyoruz da onu güzel olarak tanımlıyoruz?

Bu sorunun yanıtı Pisagor’a kadar gidiyor.

Yani estetik değer taşıyan nesne’de aranan düzenli olma, düzene konmuş olmadır.

Başka bir deyişle biçim verme, biçimli hale sokulmadır.

Karşımızda duran ağaç kümesinden sadece birini çok güzel olarak seçiyorsak , onun biçiminin, duruşunun, kafamızdaki ağaç idealini en iyi yansıtan olduğu içindir.

Bu açıdan güzel tanımı için kafamızdaki ideal kadar, güzelliği taşıyanın gerçeğin(nesne) kendi türünün özelliğini en iyi yansıtması gerekmektedir.

Günlük yaşamımızda bilerek ya da bilmeyerek sürekli estetik değer üretiriz. Çünkü yaşam her şeyden önce, düzene koyma, biçim vermedir.

Başka bir deyişle insan faaliyeti, güzeli yaratma, güzeli bulmaya dönüktür.

Hiç bir zaman, çirkin bir iş yapmak istemeyiz. Her adımımız daha güzeline ulaşma temelindedir.

Sokakların düzenli olması, evin içinin toparlanması, gibi günlük faaliyetler aslında bizlerin estetik faaliyetidir.

Daha önce söylediğim komik olanla trajik olanda estetik kategorileridir ve günlük yaşamımızda, tıpkı güzel ve çirkin olan gibi komik ve trajik değerler üretiriz.

İdeal olan ile gerçek olan diyalektiği

İdealimizle gerçeklik arasındaki ilişkide gerçeklik üstün geliyor ve bu üstünlük bizde sevinç ve neşe gibi olumlu haz uyandırıyorsa burada “güzel olan”a ulaşmışız demektir; Tabi bunun tam tersi çirkin olanının üretilmesidir.

İdealimizle gerçeklik çatışıyor ve bu çatışmada idealimiz üstünlük kurmuş ise, burada komik olana ulaşmışız demektir.

Sokakta herkes giyinik dolaşırken, birisinin çıplak dolaştığını gördüğümüz zaman hemen gülümser “deli mi ne?” diye mırıldanırız.

Burada ideal olan( giyinik dolaşma) gerçek olan(çıplak gezen) arasındaki çatışmada ideal olan üstün gelmiştir ve bu üstünlükten dolayı , karşımızdakine güleriz.

İdeal olan ile gerçek olanın çatışmasında gerçek galip geldiği zamanda trajik bir değer üretmiş oluruz.

Örneğin çok sevdiğimiz, günlük yaşamımızın bir parçası olan yaşam idealimizle örtüşen birisinin ölümü(gerçek) bizi derinden üzer ; bu üzüntü bizim için trajik bir durumdur.

Salt ağlamak ve gülmek biyo-fizyolojik bir süreçtir. İnsan çok değişik nedenle ağlayabileceği gibi, gıdıkladığın zamanda gülebilir. Her iki durumda da estetik bir değer üretimi yoktur.

Estetik değer, gerçek olanı, yaşantıyı, olup biteni, zihni süreçte algılayarak, onun ideal tasarımlarımızla kıyaslanması sonucunda ortaya çıkar.

Güzel – çirkin olan, trajik – komik olan estetiğin temel kategorileridir ve insanoğlunun günlük yaşamında her an ürettiği değerler sistemidir.

Estetik değer üretilmesi, başka değer sistemlerinden çok farklı bir ilişki biçimin gündeme getirdiğini daha önce belirtmiştim.

Estetik değer için, mutlaka ve mutlaka canlı temas gerekmektedir.

Bireysel canlı temas sonucunda üretilen estetik değer’de bireysel olacaktır.

Bu açıdan estetik değer için, her zaman özne ve nesne’nin(estetik değer taşıyan ile onu değerlendiren)birliği gerekmektedir.

İşte bu nedenle güzel olan görece(değişken) ve herkesin güzel tanımı kendisinin bilgisi, kültürü ve yaşam idealiyle sınırlıdır.

Bu açıdan köylü kızı giydiği fistan içinde çok güzel olduğunu düşünebilir ve bundan zevk alırken, şehirli birisi için bu durum hiç de güzel olmayabilir. Her iki durumda da üretilen estetik değerdir: köylü kızı kendini güzel bulurken, şehirli için bu durum hiç de güzel değildir.

Ünlü halk ozanının dediği “güzele güzel demem güzel benim olmayınca” mısrası da aslında güzel olanın bireyselliğini anlatması bakımından ilginç bir örnektir.

Günlük yaşamımızı da Ahlaki, ideolojik, dinsel değerlendirmelerde bulunuruz ve yaptığımız değerlendirme, genel olarak kabul edilen kıstaslara göredir.

Ahlaki olarak “kötü” kabul edilen davranış şekli hepimiz tarafından “kötü” olarak benimsenir.

Ya da her hangi bir kişi ya da akım için çok rahatlıkla sağcı-solcu şeklinde  değerlendirmede bulunabiliriz.

Ama estetik değer için böylesine nesneleşmiş ve genel kabul görmüş değer üretmemiz imkansızdır.

Çünkü burada güzel olanı gören göz, tanımlayan , algılayan, yorumlayan zihni süreç  yapmaktadır ve bu tümüyle bireysel, yani bana ait bir süreçtir.

İşte estetik değer’in bu özgül karakterinden dolayı, birimizin güzel bulduğunu diğerimiz güzel bulmayız; Birimizin çok beğenerek okuduğu  romandan diğerimiz aynı tadı almaz.

Estetik zihinsel üretimdir

Burada nesneye ya da güzelliği taşıyan gerçeğe  , her türlü faydalanmacı yaklaşımın dışında yaklaşmak durumundayız . Biyolojik-fizyolojik ihtiyaçlarımızın dışında bir zihni  süreçte üretilecek değerlerin toplamıdır estetik değer.

Bu ise insanoğlunun zihince gelişme sürecinin en üst aşamasında ortaya çıkan bir zihni üretim biçimidir.

Yani insanoğlunun çocukluk döneminde estetik üretim yoktur; insan bu dönemde çevresine yararlanmak için yaklaşıyordu; ne zamanki, dünyanın oluşumu ve kendi oluşumu ile ilgili soru sormaya başladı; işte o andan itibaren, dünyanın ve kendinin zihninde yeniden yaratım sürecine başladı, bu ise çeşitli bilim dalları ile birlikte toplumsal değerlerin üretime sokulması anlamına geliyordu; estetik faaliyet ve değer üretme,  bu süreçten sonra ortaya çıkmıştır.

Başka bir deyişle insanoğlu doğadan kendini kurtarıp, soyut düşünmeye başladığı andan itibaren estetik değer üretmeye başlamıştır.

Ancak, insanoğlunun çocukluk döneminde bütün değerler içiçe geçtiği için, güzel olanda bu değerler ailesinin içinde yer alıyordu. Örneğin insanoğlu için, hayırlı olan bir şey aynı zamanda iyidir ve iyi olduğu için de güzeldir. Yani dinsel-ahlaksal ve estetik değer iç içe.

Burada ahlaki-dinsel ve estektik değerlendirmelerin iç içe geçmesinin nedeni, bilme faaliyetinin çok sınırlı olmasıdır. Sonraki yıllarda bilinç biçimlerinin ahlak, din, felsefe, bilim, siyaset, hukuk vb gibi ayrışması ile birlikte, güzel olanın tanımı ve anlamı gerçek mecrasına yani zihinsel- fikirsel boyuta ulaşmaya başladı.

İdealist felsefenin kurucularından Aristo ve Platon’un güzel olan üzerine yazmaları da yine bu döneme denk düşmektedir.

Buraya kadar söylediklerimizi özetleyecek olursak: Estetik faaliyet insanın günlük yaşamında, doğa ile ilişkilerinde ve sanatta her an ürettiği değerlerdir.

İnsanoğlu hep olumlu estetik değerler için uğraş vermektedir.  Çünkü güzel olan,  yüce olan , hoşnutluk yaratır ve insana zihince dinginlik sağlar. Çirkin ve bayağı olan ise tam tersi etkiler yaratır.

Bu nedenle sanatta çirkin ve bayağı tiplerden nefret ederken, idealimizi yerine getiren soylu tiplemeler her zaman hoşumuza gider.

Yaşamın düzene konması, biçimlendirilmesi,  insanın güzel olana ulaşma ve güzel olanı yaratma faaliyetidir.

Bu ise her şeyden önce yaşamın ve gerçeğin bilinmesi ile alakalıdır.

Yani önce yaşantı, yaşanılan bilinecek ve daha sonra elde edilen bilginin güzelliğin yasalarına göre değer üretmesi gündeme gelecektir.

Bu nedenle estetik faaliyet, insanoğlunun doğayı ve kendini araştırmaya , bilmeye başladıktan sonra ortaya çıkmış ve faydalanma faaliyetinin dışında zihni sürecine denk düşmüştür

Çok Okunan Haber

TOPLUMSAL KALKINMA HIZI

Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı: – Ben bu baklayı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir