ERGİN ARDIÇ

Vize alır gelirsin
Kürtçülük yapan ve Kürtçülük’e “yeterince” boyun eğmediği için dönüp ara sıra başbakana da posta koyan bir gazetemiz var…
Olur ya, matbuat kanun dairesinde serbest değil midir?
“Marjinal” bir gazete bu, entellik ettiği için pek fazla okunmuyor, satmıyor, para kazanamıyor, çalıştırdığı insanlara da para ödeyemiyor. Tıpkı, bir zamanların anlı şanlı ama şimdi kuyruğunu tramvay çiğnemiş “bürokrat faşizmi” taraftarı, sözde solcu gazeteleri gibi… İki aşırı uç, aynı çizgide, kıyı çizgisinde buluşuyorlar.
Bu gazetede bir yazı okudum.
Yazarı, bırakın “temel hakları” falan, bir “federasyonun” bile Kürt sorununa artık çözüm olamayacağını söylüyordu…
Hatta, “bugün duymaya dahi tahammül edemediğiniz bir kelime olan federasyonu bir gün mumla aramaya mahkûmsunuz” da diyordu.
“Yaklaşmakta olan tsunamiden haberdar olmadıkları için sahilde eğlenmeye devam eden insanların durumunu andırıyormuş” durumumuz…
Böyle midir?
Bitmiş midir bu iş de biz farkında değiliz?
Yani, PKK taraftarları bir yana, AKP’ye oy veren ve Kürtler’in aşağı yukarı yarısını oluşturan kitle de mi ayrılmak istemektedir?
İstanbul’da yaşayan Kürtler de gidecekler midir tası tarağı toplayıp? (Birçok Kürt tanıdığımın ve arkadaşımın içinde, İstanbul’dan “oralara” dönmenin ciddi bir korku olarak yer ettiğini üzülerek gördüm.)
Kürt köylüsünün Türk metropollerine göç dalgası tersine mi çevirilecektir, sosyoloji bilimi ayaklar altına alınıp?
Üstelik, bizzat PKK yöneticileri bile “Türk ordusunu asla yenemeyeceğimizi biliyoruz” şeklinde demeçler verirken nasıl olacaktır bu tam bağımsızlık?
Herhalde askeri yoldan değil. Pusu kurup birkaç asker öldürmekten öte bir taktik gücü yok PKK adlı örgütün.
İkna yoluyla mı, bıktırma yoluyla mı?
General de Gaulle’ün “Cezayir’i vermesi” gibi bir karar alabilecek bir otorite var mıdır Türkiye’de?
Bir referandum yapılsa, “Kürtler’i salıverelim gitsinler” diyecek kaç Türk çıkacaktır?
Ayrıldınız diyelim, nasıl bir düzen kuracaksınız da bunu Kürt halkına dayatacaksınız?
BDP içinde yer alan birkaç ağzı bozuk zibidinin istediği gibi Marksist- Leninist bir düzen mi? Altmışlı yıllarda kalanlara gülerler, bizim Kılıçdaroğlu’na güldüğümüz gibi.
“Bağımsızlık” özlemini gönülden geçirmek serbest de kâğıda dökülmediği sürece, “fizibilitesi” zor be kardeşlik.
Üstelik niçin federasyonu bile mumla arayacakmışız?
Gidersen gidersin, biz burada yaşarız sen de dağın başında.
Ama artık öyle ipini kırıp İstanbul’a gelmek olmayacak, pasaport alacaksın, belki vize de!
En fazla üç ay kalır dönersin. Sorun çıkarırsan kendini Emniyet Müdürlüğü’nün “yabancılar şubesinde” bulursun. Tercih senin.
Not: Teksaslılar o dediğini yaptılar! Federal hükümet haklarını hiçe saydı, başka güney eyaletleriyle birlikte ayaklandılar, yani “merkezi hükümete karşı silahlı mücadele verdiler” senin deyiminle, dört yıl süren iç savaşta yenildiler, sustular oturdular.

Yazar Ufuk Turu

Çok Okunan Haber

MERSİN TARİHİ – PETROS BODASAKİ – Mersinde Dekovil Hattı – Pera Palası satın alan işadamı

Mersin’in kuruluşunun ardından ekonomik gelişimi ve sanayileşmesinde önemli rol oynayan Rum sermayedar Petros Bodasaki kimdir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.