Anasayfa / Günün Analizi / Taciz Bu!… Noyan Özatik yazdı….

Taciz Bu!… Noyan Özatik yazdı….

Arama kötü bir habere mi gebedir, yoksa biz mi onu öyle algılarız bilemem ama tek başına bu ısrar bile hayatınıza acılık katmaya kâfidir. Makinenin sesini pekâlâ kapatmak, algı dışına taşımak her zaman mümkün ama bu, arandığınız gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır. Nezaket kurallarına göre, çok önemli bir şey olmadıkça, cevap vermeyen bir tarafı ısrarla taciz etmek ayıptır. O halde bu kararlı bekleyiş mühim bir konu olmalı ve bırakın geri dönmeyi, anında cevaplamamak dahi, daha büyük kabalık sayılır. Ben de uyku sersemliği içersinde, belki de sırf uyku sersemi olduğum için yeşil düğmeye dokunuverdim.
Karizmatik bir erkek sesi, sert bir ifadeyle ismimi söyledi. Söyleyeceği şeyi merak ederek, kendimi tanıttım. Böyle bir hitaba kim maruz kalsa, telefonun çalışını acı olarak nitelerdi. Bu sert, otoriter ağabey tonundan iyi bir şey çıkacağını tahmin etmek olası gelmiyor insana. Bir süre, karşı tarafın nefes alış verişini dinledim. Acaba arayan bir telefon sapığı mıydı? Bu kadarı bile bende bir gerginlik oluşturmaya yeterliydi ki, karizmatik bey falanca bankadan aradığını belirtti. Tamam, bankalardan doğum günü, bayram, kandil gibi özel günlerde mesajlar alıyordum ancak bayram değildi, seyran değildi, bu banka beni neden anmıştı… Sinirli adam bu sefer bana sosyal güvencemin ne olduğunu sordu, Emekli Sandığı cevabını verdim çaresiz. Bunun üzerine belli ki, sadece o gün yüzlerce defa sormuş olduğu sorunun cevabını dinlemeden, SSK’lılar için bir bireysel emeklilik kampanyaları olduğundan, kampanyanın ayrıntılarından bahsetmeye başlayıverdi. Çekingen ve mahçup, SSK’sız olduğumu tekrar edip de, “olsun yine de dinleyin” cevabını aldığımda, uyku ve uyanıklık arası halden ancak çıkabilmiş olarak sabrın, tahammüle dönüşmeyi bıraktığı bir anda, özel numaramı nereden buldukları, ne cesaretle beni bu akşam saatinde aradıkları, ilgilenmediğim halde niçin ısrarla konuşmaya devam ettiklerini sordum.
Bu soruları çoğumuz soruyoruz. Firmalar eskiden bize reklam mesajları atarlar, biz de uygun olduğumuz bir saatte onları silerdik. Özgürleşmek zaman üzerinde hâkimiyet kurmaksa, vaktimiz üzerindeki bu irademiz sistemi rahatsız etmiş olacak ki, bu ileticikler yerlerini çat kapı sesli aramalara bıraktı. Yani bana zaman ayıracaksın, bunu da benim istediğim vakitte yapacaksın. Toplantıda müzakere ederken, imzada sözleşme hükümlerini incelerken, sınavda soru çözerken, alış-verişte paket taşırken, her an bir şirket temsilcisinin gönlüne düşebilir, kendilerince en tatlı haberleri alabilirsiniz. Sizi zayıflatmak isterler, otellerinde ağırlamak isterler, kredi ve kredi kartı hediye etmek isterler, yarım saat içersinde Ankara’dan İstanbul’a gitmeniz halinde sağlık kontrolünden geçirmek isterler. İsterler, isterler, isterler… Aman siz, siz olun bu aramaları yine kendiniz yanıtlayın. Yoksa altı yaşındaki oğlunuzun yaramazlık olsun diye cevapladığı ve son anda elinden aldığınız aramada o, büyükleri yaramazlık yapmaya teşvik edici ürünler hakkında bilgilendiriliyor olabilir. Siz tüketici olmak dışındaki varlığınızı fazla önemser de işlerinizden dolayı aramayı yanıtlayamazsanız, üzüntüye mahal yok. Temsilciler sizi yeniden, defalarca ararlar, hatta “ilgilenmiyorum” deseniz bile.
Farkındaysanız son günlerde bu trafik yoğunluğu biraz azaldı. Cumartesi sabah dokuzdaki aramayı saymazsak, yetişemeyip meraktan arayıp da, müzik sesi dışında muhatap bulamadığım gizemli numarayı anmazsak, süreç eski heyecanlı ateşini kaybetmiş görünüyor. Belki de bunun nedeni, hükümetimizce hazırlanan bir tasarının komisyon görüşmelerinin tamamlanmış olması. “Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” 240 sıra sayısını alınca, firmalar da kendilerini gelecek döneme şimdiden uydurmak yoluna gittiler.
Tasarı çok sağlam bir mantık üzerine kurulmuş. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı ilerleme ve değişim, bizleri yeni kavram ve sorunlarla yüzleştiriyor. Ortaya çıkan hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla kaleme alınan bu metin, elekt

Çok Okunan Haber

KENT RADYO’NUN BÜYÜK BAŞARISI!

Gülşah Arslan yazdı… “KENT RADYO’NUN BÜYÜK BAŞARISI! Vahap Seçer iyi değerlendirdi; KAZANDI! Hamit Tuna ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir