Anasayfa / Güncel Haberler / YEREL BASINI KEMİREN “KURTLAR”…

YEREL BASINI KEMİREN “KURTLAR”…

Oktay Demir yazdı

 

Başkan Vahap Seçer’e hayranlık duyuyorum. Gerçekten ilkeli ve kararlı bir insan. İlk basın çalıştayı sırasında “basın ilkeli olmalı, dürüst olmalı, gerçekleri yansıtmalı” gibi sözler sarf etmişti.

“Doğruları yazan, eleştirilerini doğru temelde sürdüren gazeteciler başımızın tacı” demiş ve yanlış kişilerle işlerinin olamayacağının altını çizerek tepkisini dile getirmişti.

Bu açıklamalar karşısında sağa sola yalpa atanlar, biraz hoşnut olmamış ve Başkan Vahap Seçer ne demek istiyor gibisinden laflar etmişlerdi.

Evet, Başkan Seçer açık ve net tavrıyla “ yalaka ve sağa sola savrulanlar ”la işlerinin olamayacağını belirtmişti.

Basınla ilişkiler sürdürülmeye çalışılıyor. Basın daire birimindeki aksaklıklara rağmen, adaletli davranılarak yerel basın desteklenmek isteniyor.

Ne var ki, kendinden menkul bazı “Sözde gazeteciler” kendilerini dev aynasında görüyorlar. Sanki bütün Mersin işini gücünü bırakmış onları dinliyor ya da okuyor!

Ayrıca, Haberci gazetesinde bir “Gazeteci” manşetinde, Nükleer santrali konu ediyor. İddialara göre, bu kişi Büyükşehir yönetimi tarafından taraflı haberlerinden dolayı “çok ciddiye alınmadığı için” böyle davrandığı söyleniyor. Nükleer santrali Mersin’e kuran Vahap Seçer’dir diyecek kadar ileri giderek, olayı “çarpıtmaya” yelteniyor. Bu da yetmiyor, gerçek sorumluları gizleyerek ve hedef şaşırtarak Taş binayı suçlamaya kalkıyor.

Kapasite ve niyet iyi olmayınca, insanoğlu her renge girebiliyor.

Vahap Seçer’ in hem milletvekili iken hem de belediye başkanlığı süresince hep nükleere karşı olduğunu herkes bilir. Bu konuda çok nettir. Net olmayanlar, bu olayı sulandıranlardır.

Hele özellikle yıllardır nükleer karşıtlığı üzerinde çaba sarf ettiğini sandığımız CHP Büyükşehir aday adaylarından Serdar Erkan’ın, Veto üzerinde durarak Büyükşehir belediye yönetimine laf yetiştirmesi akla mantığa sığmıyor. Niyet okuma doğru değil ama gelecekle ilgili bir hesap peşinde midir acaba? Veto etmenin hiçbir anlam taşımadığını, sonucu etkilemediğini Serdar Erkan bilmiyor mu? İstanbul’da İmamoğlu’nun aldığı veto kararlarının akıbetini hiç sorguladı mı? Basın açıklamasını Nükleercilerin mekânında yapacaklarına, taş binanın önünde yapmalarının anlamı var mı? Bence hiç yakışmadı. Meclisteki “Nükleer Seviciler”in konu edileceği yerde, hiçbir yetkisi olmayan ve 21.02.2019 yılında ÇED raporu onaylanan bir konuda, belediye yönetiminin “hedef” alınması gerçekten yakışık olmadı.

Nükleer Santralin ÇED raporu 21.02.2019 yılında onaylandı. Yani Kocamaz’ın başkanlığı döneminde. O gün sesini çıkarmayanlar, itiraz etmeyenlerin bugün laf olsun diye ses çıkarmalarının hiçbir kıymeti yoktur.

İşin esası;  toplumu aydınlatan, örgütleyen, yüzbinleri bir araya getirebilen kapasite olmadığı ve her defasında 50 -100 kişiyle “Nükleer karşıtlığı” yapıldığı için, bu bela başımıza geldi. Sürecin bu aşamaya gelmesinde suçu olanların hiç konuşmaması daha doğru olur bence. Ayrıca, konu Nükleer Santral değil, iletim hatlarının planlara işlenmesiyle ilgili bir karar. Ne yaparsan yap muktedirler kararlarını vermiş zaten!

Uluslararası antlaşmaları, hükûmetler arası git-gelleri, tüm toplumun itirazına rağmen 1/100 Binlik planlara işaretlenmesini, ilgili bakanlıkların yerel yönetimleri bay-pas etmesini görmeyeceksiniz!

Büyükşehir meclisinde açık açık nükleerin faydalarını anlatanları es geçeceksiniz, meclisteki aritmetiği görmeyeceksiniz, vetonun sonucunun ne olduğunu araştırmadan, Başkan Vahap Seçer neden meclis kararını veto etmedi diye konuşacak ve manşet atacaksınız.

Veto etse ne yazar ki!

Tekrar komisyonda ele alınacak, Meclisten tekrar aynı şekliyle geçecek ve zaten gergin olan ilişkiler daha da gerilecek ve bazı “Sözde gazeteciler”  ve “Sözde STK” lar da bu ortamdan kendi egolarını tatmin etmiş olacaklar!

Buna rağmen, başından itibaren her platformda nükleere karşı olduğunu açıklayan ve karşı koyan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e karşı “sözde muhalefet ediyoruz” havasını yaymaya çalışacaksınız!

Birde üstüne üstlük Nükleer karşıtı olduğunuzu ima edeceksiniz!

Çok sıradan ve basit bir oyun oynanıyor. Gerçek nükleercilerin korunması adına hedef şaşırtma gibi bir şey.

Bu tür yaklaşımlar olunca, ulusal basında zaten saflar ve taraflar belli. Basın ilke ve ahlakı ayaklar altında. Hiç değilse yerel basında biraz ar, biraz ilke biraz da samimiyet olursa, Mersin kazanır diye çırpınıyoruz.

Mersin’i algılarla kötülemeye niyetlenenlere karşı yerel basın olarak, gerçekleri yazarak ve yorumlayarak görevimizi yapabiliriz.

Gazetecide ego olmamalı, kibir olmamalı, yandaşlık hiç olmamalı…

Gazeteci doğru haber yaptığında ciddiye alınır. Eleştirileri, uyarıları, yermeleri dikkatle izlenir.

Gazeteci düşmanlık beslemez, kindarlık yapmaz!

Gazeteci aydınlatıcı, yol gösterici, objektif bakış açısıyla güven veren bir konumda olmalıdır. “Beklentileri karşılanırsa sesi çıkmaz” algısının yıkılması için, haber aktarımlarının objektif olması birinci öncelik olmalıdır.

Basının kurdu kendi içinde.

Şantajla, tehditle, karalamayla, haksız yere eleştirmekle bir yere varılamaz.

Herkes kendini bir sorgulamalı. Kime nasıl hizmet ettiğini, yalan yanlış haberlerle ve açıklamalarla nasıl itibarsızlaştıklarını bir sorgulamalılar.

Şimdi Vahap Başkanı daha iyi anlıyorum. İlk basın Çalıştayında söylediklerinin anlam derinliğini daha iyi görüyor ve hak veriyorum.

Cumartesi, Pazar, bayram demeden tüm ilçeleri ziyaret eden, mahallelerde halkla buluşan, dinleyen, ortak kararlar alan, hizmet akışını yüksek performansla sürdüren Vahap Seçer, gerçekten çalışkan ve dürüst bir Başkan.

Bu tempoyu sekteye uğratmak isteyenler, mahcup olacaklar diye düşünüyorum…

Herkes kendi kalitesi ve niyeti kadar itibar görür. Kimse sahte övgülere ve dolduruşlara aldanmasın!

Her şey ortada…

 

Çok Okunan Haber

KARA KUTU

“ Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz “ Ziya Paşa   Kara Kutu; gazeteci Emin Pazarcı’nın …

Bir yorum

  1. Süleyman Güvener

    Veto etse ne olacak ki diyen birisiyle neyi tartışacaksınız ki! Bu kişiye sormak lazım o halde, peki, veto neden ve niçin var? Sonucu değiştirmeyecek de olsa veto hakkı neden var? Anlaşılacağından şüpheliyim ama veto etmenin en temel farkının ne olduğunu söyleyeyim, veto etmek kişinin duruşunu ve hangi tarafta olduğunu net gösterir. Ayrıca, veto etmemek de O KARARIN MEŞRULAŞMASINA YARDIMCI OLMAK demektir. Bilmem anlaşıldı mı? Yerel basının gerçekten acınacak halde ve kent adına talihsizlik bu durum. Kendi aralarındaki kavga, bazıları arasındaki pastadan pay kapma kavgası, senden daha yakın olayım vb. tavırları bu satırları yazdırıyor insanlara. Yazık…Ve de ayıp…Seçer’i savunurken Kocamaz’dan yola çıkmak da işin bir başka ilginç yanı olmuş. Kocamaz bu kadar kötüyse ki kötü de değil berbattı aslında, ardından gelen ve devr-i sabık yaratmayacağım diyerek geçmiş dönemle ilgili inceleme istemeyen de çok övülen Seçer değil mi? Hadi nükleer konusunda yutturmaya çalışıyorsunuz, peki, Seçer’in eski SEKA arazisine tersane kurulmasına taraf olmasına ne diyorsunuz? Tersanelerin İstanbul’da Tuzla’yı ne hale getirdiğinden haberdar mısınız? Bir kere yerinde gidip herhangi bir tersanede incelemede bulundunuz mu? Bu tutumu hangi çevreci güzellemelerle açıklayacaksınız? Sözde çevreci özde doğa katliamcısı olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir