Anasayfa / Dünya Haberleri / YENİ BİR ÇİN İLE TANIŞACAĞIZ

YENİ BİR ÇİN İLE TANIŞACAĞIZ

 “Çün denize gark oldun, boğazına geldi su

Deli gibi talpınma*, ey biçare battın tut”!

Büyük Yunus’un şiiri ABD’nin içine düştüğü trajik durumu ne güzel anlatıyor. Ey Amerika, senin artık kurtuluşun yok! Çünkü denize düştün ve su çıktı boğazına. Kendi kudretine tapınmaktan vaz geç. Artık sen çaresizsin. Battığını kabul et!

ABD kurumları da bu batışı itiraf ediyorlar. Bu hafta IMF, dünya ekonomisine genel bir bakış sağlayan 2020 Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nu sundu. Raporda bir Amerikalının en çok duymak istemediği ve okuduğunda bile kabul etmediği bir gerçeğe yer verildi. Nedir o ABD’yi korkutan büyük gerçek? Çin ABD’yi tahtından etti ve dünyanın en büyük ekonomisi oldu.

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR

Hem IMF’nin hem de CIA’nın şu anda ulusal ekonomileri karşılaştırmak için en iyi ölçüm yöntemi olduğuna karar verdiği PPP’ye (Purchase Power Parity/Satın Alma Gücü Paritesi) göre hesaplamayla bu gerçeğe ulaşıldı. Aynı hesaplama yöntemine dayanan IMF Raporu Çin ekonomisinin Amerika’nın altıda biri oranında daha büyük olduğunu gösteriyor. ABD’nin milli geliri 20,8 trilyon Dolar iken Çin’in ki 24,2 trilyon Dolar. (1)

Atlantik sistemine göre en yetkili makam kabul edilen IMF’den ve CIA’dan gelen bu kesin saptamaya rağmen, The Economist hariç Batı basını, ABD ekonomisinin 1 numara olduğunu yazmaya devam ediyor.

YUMRUĞU KUVVETLİ OLANIN ÖLÇÜMÜ

Bir ülkenin ekonomik büyüklüğünü ölçmek için seçilecek yöntemi kuvvet ilişkileri belirliyor. IMF’nin kurulmasından sonra ABD’nin dayattığı yöntem, ABD ekonomisini temel almak ve diğer ekonomileri ABD’ye göre kıyaslamaktı. GSYİH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla)’yı hesaplamak için MER (Market Exchange Rate / Piyasadaki Döviz Kuru) adlı bir ölçü kullandılar.

ABD ekonomisi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya ekonomisinin yarısı büyüklüğünde idi. Diğer ülkelerin ekonomileri için bu yöntem şöyle kullanılıyordu: Her ülke kendi ekonomileri tarafından üretilen tüm mal ve hizmetleri kendi para birimlerinde toplar ve ardından bu toplamı mevcut “piyasa döviz kuru” üzerinden ABD Dolarına dönüştürür.

2020 yılı için Çin’de üretilen tüm mal ve hizmetlerin değerinin 102 trilyon Yuan olacağı tahmin ediliyor. Mevcut döviz kuruna göre 1 Dolar 7 Yuan ediyor. Bu hesaba göre Çin, 14,6 trilyon Dolarlık bir MER GSYİH’ya sahip olacak. Oysa ABD’nin GSYİH’si 20,8 trilyon Dolar.

ABD’NİN YÖNTEMİ ARTIK GEÇMİYOR

Ancak bu karşılaştırma, 1 Doların ABD’de satın aldığı mal miktarı kadar, Çin’de de mal aldığını varsayar. Ve tabii ki durum böyle değil. Bu karşılaştırmayı daha kolay anlamak için The Economist dergisi, “Big Mac Index”i yarattı. Bu endekse göre, Çinli bir tüketici Pekin’de 21 Yuan’a bir Big Mac alabilir. Cari kurdan 21 Yuan’ı çevirirse ABD’de 3 Dolara sahip olacaktır ancak bu parayla sadece yarım Big Mac alabilecektir. Bu hesabı, diğer ürünlere uyguladığımızda, Çinliler Amerikalıların aldığı ürünleri edinmek için iki katı bedel ödemek zorundalar.

Ülkeler arasında fiyatların anlamlı bir karşılaştırmasını yapmak için, geniş bir mal ve hizmet yelpazesi dikkate alınmalıdır. Ancak, bu bire bir karşılaştırmanın gerçekleştirilmesi, toplanması gereken çok miktarda veri ve yapılması gereken karşılaştırmaların karmaşıklığı nedeniyle zordur. Bu karşılaştırmayı kolaylaştırmaya yardımcı olmak için, Pennsylvania Üniversitesi ve Birleşmiş Milletler, 1968’de Uluslararası Karşılaştırma Programı’nı (ICP) kurmak için güçlerini birleştirdiler.

Bu gerçeği kabul etmek zorunda kalan IMF, ulusal ekonomileri karşılaştırmak için PPP (satın alma gücü paritesi-SAGP) olarak adlandırılan daha uygun bir ölçütü benimsedi. 1918’de Birinci Dünya Savaşı sonrasında İsviçreli iktisatçı Güstav Cassel tarafından geliştirilen SAPG ölçümü, İkinci Dünya Savaşı sonrasında terkedildi. Ancak ABD’nin baş aşağı gitmesinin başlangıcı olan 1968’den itibaren Uluslararası Karşılaştırma Programı ile satın alma gücü paritesi uygulanmaya kondu. BM’nin çeşitli birimleri tarafından benimsenen SAPG, en sonunda IMF tarafından da kabul edildi. (2)

CIA DA KABUL ETTİ

IMF 2020 Ekonomik Görünüm Raporu’nun da belirttiği gibi, SAGP, “ekonomiler arasındaki fiyat seviyelerindeki farklılıkları ortadan kaldırır” ve böylece ulusal ekonomileri, her ülkenin kendi para birimi ile orada satılan kalemlerin fiyatlarında ne kadar satın alabileceği açısından karşılaştırır. MER, Amerikan fiyatlarından Çinlilerin ne kadar alacağını belirlerken, SAGP, Çinlilerin Çin fiyatlarından ne kadar alacağını belirliyor. (3)

Eğer Çinliler Yuan’larını Dolara çevirir, ABD’ye ışınlanıp Big Mac’leri satın alır ve onları tüketmek için yine ışınlanarak Çin’e götürürse, MER ölçütünü kullanarak Çin ve ABD ekonomilerini karşılaştırmak uygun olur. Ancak bunun yerine, Çinliler kendi ülkelerindeki 3 bin 300 McDonald’s mağazasının birinden hamburgeri satın alıyorlar ve burada Amerikalıların ödediğinin yarısını ödüyorlar.

Ulusal ekonomilere ilişkin yıllık değerlendirmesinde MER’den PPP’ye geçme kararını açıklayan CIA, “resmi döviz kurundaki GSYİH, Çin’in dünyanın geri kalanına kıyasla gerçek üretim seviyesini önemli ölçüde düşük gösteriyor. Bu nedenle, PPP ile ölçüm “ekonomiler arasındaki ekonomik güç ve refah karşılaştırmaları için mevcut en iyi başlangıç noktasını sağlar.” (4)

Özetle, çoğu Amerikalının alışkın olduğu ölçüt, Çin ekonomisinin ABD’den üçte bir daha küçük olduğunu gösteriyor olsa da 1 Dolar ile Çin’de ABD’ye kıyasla neredeyse iki kat fazla ürün satın alındığı gerçeği kabul edildiğinde, Çin ekonomisinin bugün ABD ekonomisinden daha büyük olduğu apaçık ortaya çıkar.

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE!

Satın Alma Gücüne göre karşılaştırıldığında Çin’in en büyük ekonomi olması gerçeğini bilince çıkarmak bugün neden daha önemli? Çünkü, Kovid 19 salgınından sonra dünyada büyüyen tek ekonomi Çin!

İşte size turpun büyüğü: Çin Ulusal İstatistik Bürosu 19 Ekim 2020 Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Çin ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,9 büyüdüğünü açıkladı. Aynı açıklamada ikinci çeyrekte ise büyümenin yüzde 3,2 olduğu bildirildi.

Büro, ülkenin GSYİH büyümesinin bu yılın ilk üç çeyreğinde yıllık bazda yüzde 0,7’ye ulaştığını ve yılın ilk yarısında meydana gelen yüzde 1,6 küçülmeden kurtulup yeniden büyümeye başladığını duyurdu. Ocak-Eylül döneminde sabit sermaye yatırımındaki büyüme yüzde 0,8 olarak gerçekleşti.

Perakende satışlar, geçen ay yüzde 3,3 arttı. Eylül ayında yüzde 6.9’luk bir sanayi üretimi artışı kaydetti. Ülke genelinde ankete göre kentsel işsizlik oranı, Ağustos’taki yüzde 5,6’dan aşağı indi ve Eylül’de yüzde 5,4 oldu. (5)

Xİ SHENZHEN’DAN UMUT YAYDI

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 15 Ekim’de son 40 yılın yarattığı büyük başarı olarak kabul edilen Shenzhen’e gitti. Hong Kong’un bitişiğinde ve komşusundan büyük bir ekonomi yaratan Shenzhen’ın “özel ekonomik bölge” olarak kuruluşunun 40. Yıldönümü için kutlama düzenlendi. Xi, 50 dakikalık konuşmasında, Shenzhen başarısının mimarı olarak kabul edilen Deng Xiaoping’in mirasına sahip çıktığını ve “Reform ve Dışa açılma” programının sürdürüleceğini bildirdi. Ancak Xi, “Reform ve Dışa açılma” yorumunun Deng’inkinden farklı olduğunu açıkça belirtti. Xi, Shenzhen’in başarısından çıkarılan dersler listesinin başında, girişimcilikten, özel sektör girişiminden veya piyasanın belirleyiciliğinden değil, “Parti’nin önderliğinin belirleyiciliğinden” söz etti.

Xi, Shenzhen ve diğer Özel Ekonomik Bölgelerin deneyimini şu şekilde sıraladı: 1. Partinin liderliğine bağlı kalmak, 2. Çin’e özgü sosyalizmi uygulamak ve geliştirmek, 3. Ülkenin kalkınması ilkesine bağlı kalarak, tüm cephelerde dışa açılmayı kararlı olarak sürdürmek, 4. Yenilikçiliği temel itici güç olarak almak, 5. İnsan merkezli kalkınma felsefesini takip etmek ve 6. Bilimsel yaklaşıma bağlı kalarak, kanun hakimiyetinin, yargı tarafsızlığının ve evrensel hukuka uyulmasının sağlanması. Xi’nin konuşmasında en çok vurguladığı kavram ise “sosyalist modernleşme” oldu.

Xi, Shenzhen’da ABD’nin Çinli şirketlere getirdiği yasaklamaları çağrıştırarak, Çinli firmaların kendilerine güvenmelerini istedi ve kendi teknolojilerini geliştirmeleri çağrısını güçlendirerek yineledi. Xi, “dünyanın bir türbülans ve dönüşüm dönemine girdiğini” söyledi ve Çin’in “küresel teknolojik devrimde inisiyatif kazanması” gerektiğini gösterdiği için Shenzhen’i övdü. (6)

SONUÇ: MAZLUM MİLLETLER DAHA GÜÇLÜ

Harvard Kennedy School’un yöneticilerinden ve 1970’lerden bu yana ABD dış politika yapıcılarından Prof. Dr. Graham Allison, Cumhuriyetçi Parti’nin gerçekçi kanadının sesi National Interest’e yazdığı makalede şu uyarılarda bulunuyor:

“Bu yıl Çin, Ar-Ge harcamalarında ABD’yi geçerek, ABD’yi yeni ‘bir dönüm noktasına’; rekabet gücü üstünlüğü için mücadeleye sürükleyecek. ABD’nin Çin’in bu büyük meydan okumasını karşılaması için Amerikalılar şu çirkin gerçeğin farkına varmalıdır: Çin, dünyanın 1 numaralı ekonomisi olma yarışında bizi çoktan geçmiştir. Dahası, 2020’de Çin, pozitif büyüme kaydeden tek büyük ekonomi olacak: Yani yıl sonunda, yılın başladığından daha büyük olacak dünyadaki tek ekonomi olacak. Ekonomik büyümedeki farklılaşma, bu jeopolitik oyuncuyu cesaretlendirecek ve dünya sahnesinde daha da iddialı konuma getirecek.”

Bu çarpıcı gerçekler Türkiye’yi ve gelişmekte olan ülkeleri yakından ilgilendiriyor. Çünkü çok kutuplu, adil bir yeni dünya kurulurken, milli devletleri sopayla gütmeye kalkan Atlantik bütün kurumları ve bütün dayatmalarıyla çöküp gidiyor. Çin ise artık eski bildiğimiz Çin olmayacak. Gelişmekte olan ülkelerin üzerlerindeki Atlantik baskısı hafifleyecek. Türkiye’nin “Yeniden Asya” politikasının ne kadar isabetli olduğunu her gün yaşayacağız.

Çok Okunan Haber

CUMHURİYET OKULUM

celalucyildiz@gmail.com   İlkokula İmam uşağı köyünde başladım. Sabah altıda yollara düşerdik. Kırtıl köyünde okul yoktu. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir