STK

STK’lar birçok araştırmaya konu olmuştur. STK’ların dünya üzerindeki dağılımlarının iç açıcı olmadığını bilmemiz gerekir. Batılı bazı STK’lar devasa bütçelere sahipler ve bunlar dünyanın birçok yerinde ciddi faaliyetleri yerine getirmektedir. Bu durum bizi uyandırmalı ve diğer tüm kurumlarda olduğu gibi STK’lar konusunda da silkinmeliyiz. Aslında yapılacak şeyler de bellidir. Öncelikle STK’ların görev tanımları net olmalı. Hem STK’nın hem de onun yöneticilerinin görevleri net olarak çizilmeli, STK’ları kendilerine itibar kazandıracak kurumlar olarak görenlere dikkat edilmeli, bunlar uzak tutulmalı. Günümüzde STK’ları sıçrama tahtası olarak gören birçok insan var. Bunlara karşı dikkat edilmeli. STK yöneticisinin siyasetle işi olmamalı ama bir bakıyoruz ki adam böyle bir kurumdan siyasete geçiş yapıyor. Bu durumlar STK’ların algısını bozuyor, inandırıcılıklarının yitirilmesine yol açıyor. STK’lar güvenilir olmalıdır. Mesela, ‘Şu tarihte burs vereceğim.’ diyen bir STK, o tarihte bursunu verebilmeli. Ya da buna benzer her ne var ise onu zamanında yapabilmelidir.

 

 

Üzerinde sürekli konuşulan STK’ların ne olduğunun da tam olarak bilinmediğine dikkat çekmek isterim. Batı’da STK’lar zamanla güçlenip kurumsallaşırken bizde STK’lar çok fazla çeşitlenip kurumsallaşamamışlardır. Cumhuriyet’le birlikte STK’lar ortaya çıkmaya başladı. Bunlar, devlet adına toplumu dönüştürme projesinin birer ürünüydü. Bunların en yaygınlarından ve en önemlilerinden biri halkevleriydi. Halkevleri, toplumu Batılı değerler çerçevesinde dönüştürme görevi Sivil toplumu tanımlarken iki şey anlaşılması gerektiğini belirtmek isterim. 1. Açık toplum 2. Sivil toplum. Bizim STK dediğimiz şey, sivil sektörü oluşturur. Bu sektörü biz, devlete bağlı olmayan ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar olarak düşünebiliriz. Bunun içine meslek odalarından vakıflara, yardım derneklerinden spor kulüplerine kadar birçok organizasyon girer.

 

STK’ların gönüllü kuruluşlar olduğuna ve özellikle devletin el uzatamadığı alanlarda faaliyet göstermeleri gerektiğinin bilincinde olunmalıdır. STK’ların hayat bulması ve varlığını sürdürmesinin o toplumda güven ve gönüllülük unsurlarıyla ilişkili olduğunun bilincinde olmak bu kurumları güçlendirecektir. Toplumun birbirine güveni ve gönüllü çalışma isteklerinin ölçümü yapılır. STK’ların gönüllü kuruluşlar olsa bile profesyonelce yönetilmelerinin ilk ve en önemli şart olduğunu belirttirmek isterim. STK’ların güvenilirliği ve iş yapabilme becerileri önemlidir. Topluma güven vermeyen ve iş yapabilme becerisi olmayan bir STK hayatta kalamaz. Başarılı olamaz.

Varlıklarını kişilere bağlayan STK’ların ömrü o kişinin ömrü kadar olur. Bunların dışında STK mutlaka şeffaf ve hesap verebilir olmalıdır. Güven bir kez yitti mi, kazanmak zor olur. STK’ların hem kurulma biçimleri hem yönetilme yöntemleri hem de faaliyetleri şeffaf olmalı, devletin çıkarına aykırı olmamalıdır.

Dünyada yapılmış her şey, sevgi sayesinde yapılmıştır. Değişmek ve değiştirmek istiyorsanız okuyun ve elinize kaleminizi alıp yazmaya başlayın.

 

Mustafa Mızrak / Gazeteci / Yazar

 

 

Çok Okunan Haber

Genel iktidarın yolu,belediyelerin başarı hikayelerinde

Sosyal demokrasi fikirsel/ideolojik duruşu, sınıfsal tercihleri, ahlaki ve vicdani üstünlüğü ile insanoğlunun bugüne kadar gördüğü …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir