Anasayfa / Güncel Haberler / MERSİN’İN YAKASINDAN DÖKÜLÜN BEYLER…

MERSİN’İN YAKASINDAN DÖKÜLÜN BEYLER…

 

Mersin; kendi ego ve çıkarları için, beceriksiz ve kıskançlara bırakılmayacak kadar değerli, güzel ve yaşanabilir bir şehrimizdir.

Şehirlerin gerçek severleri bir kenara çekilirse; arsızlar, hırsızlar, kaygısızlar ortada fink atmaya başlar.

Kimisi milletvekilliği için, kimisi bir sendikanın müdavimi olmak için, kimisi Belediye başkanlığına kapak atmak için, kimisi de bir STK, Oda başkanlığını babadan miras kalmış sanarak, koltuğunun altında taşıması gibi…

Bazı oda başkanlarına bakıyoruz yıllardır aynı isim. Mesela Talat Dinçer. Sanki tapulu malı gibi. Yok mu  başka biri. Hacı Özkan Tantunicilikten milletvekilliğine yükseldi, yerine lokantacılar başkanı olarak oğlunu getirdi. Hadi yine Hacı Özkan halkın arasında dolaşmayı seviyor, halktan biri olduğunu unutmuyor diyelim. Başka kimse yok muydu oğluna devretti.

Sabri Tekli, Sabit Yelkovan, Aziz Biricik, Abdullah Özdemir, Cihat Lokmanoğlu gibi oda ve birlik başkanları hep başkan. Kendilerine miras kalmış gibi.

Olacak iş mi?

Yok mu daha genç, dinamik, yönetişim bilgisine sahi biri. Pes doğrusu.

Erki, gücü eline geçiren padişahlığını da pekiştiriyor!

Siyasetçilerde de hep aynı.

Fikri Sağlar: Kendimizi bildik bileli hep milletvekili. Bu yetmezmiş gibi birde gözü daha yukarılarda. Parti başkanı da olmak istiyor, Büyükşehir Belediye Başkanı da. İnsanda hırs aklın ve mantığın önüne geçince sınır, durak, adap unutuluveriyor. Bu memlekete ne yaptı derseniz, bence hiçbir şey. Sadece ezberlenmiş laflardan öteye gitmeyen vitrin çalışması.

İstemihan Talay: Yaşını başını almasına rağmen hala gözü yönetmekte. Büyükşehir adaylığı tartışılıyordu. Baş danışmanlığını öne sürüyordu. Allahtan tercih edilmedi. Yoksa yüksek performansıyla iki yılda birçok problemi çözen Vahap Seçer’ in yerine gelseydi, vay Mersin’in haline diyecektik.

Birde Serdal Kuyucuoğlu var. Her Ticaret Odası seçiminde ortaya çıkar, aday olur ama başaramaz. Her seçimde belediye başkanlığına aday olur ama tercih edilmez. Nasıl olduysa milletvekili oldu. Bazen unutuyoruz, acaba vekillik yaptı mı diye. Çünkü gerçekten ne yaptığını, Mersin için hangi çabayı gösterdiğini pek görmedik. Seçimden seçime sahaya çıkan, boy gösteren ama önemsenmeyen bir kişilik. Topluma önderlik edebilecek bir vizyon yok. Hitabet yok, etkileyici ve büyüleyici özellik te yok. Yöneticilikte bir deneyim desen bilmiyoruz!  Hala ben de varım diyor. Sanki bu işleri başka yapacak yokmuş gibi davranmaları, insanın asabını daha çok bozuyor.

Birde sanayi kuruluşları var…

Liman, soda sanayi, nükleer santral, balık çiftlikleri, imar rantçıları, hazine arazisi mafyası gibi…

Liman: tekel oluşturmak için, yeni yapılacak limanın önünü keserek alanını genişletiyor. Çevre, doğa, kent siluet onu ilgilendirmiyor. Sadece aşırı kar etme hırsı var.

Soda sanayi yıllardır toprak altında beslediği kanserojen atıklarını ne yaptığını, nereye hangi yöntemle taşıdığını bir türlü anlatamadı. Nükleer santral algı olarak ta Mersin’in talihsizliği olarak korkutucu hayaletini Mersin’in üzerinde inşa ediyor.

Balık çiftlikleri Muğla sahillerini kirlettikten sonra, güzelim Mersin sahillerine göz diktiler. İşin içinde yüksek kazanç var. Doğa ve deniz sadeliği onlar için bir anlam ifade etmiyor.

Büyükşehir ve İlçe belediyelerinde imar komisyonunda görev alanlar her nedense iyi niyetle başlasalar bile, sonunda onlarda kervana katılıyorlar. Her taşın altında imar komisyonu üyelerinin adları geçiyor. Başkan Seçer’ in kendisini imar işlerinin dışında tutarak, işi odalara ve belediye imar komisyonlarına havale etmesi yerinde bir girişimdi. Bu işin ne kadar kirli olduğu biliniyor. Kişi çok yüksek erdemli karaktere sahip olması gerekiyor ki, bu işin dışında tutabilsin kendini.

Birde hazine arazisi avcıları var. Onlar da yandaşlar olarak bilinen ve bu işe çok daha kişiler. Partili oldun mu, adamını buldun mu, ağzın birazda laf yapıyorsa açamayacağın kapı kalmıyor! Güzelim ormanlık alanlar, tarım alanları bir punduna getirilerek iç ediliyor.

Mersin’in genç, dinamik, eğitimli aydınlık yüzleri bu gibi yapışkan ve gereksiz yaklaşımlardan kurtulması lazım.

Mersin’in sırtında ve üzerinde ağır bir yük olarak duran bu karabulutlardan kurtulması lazım.

Mersin’in namuslu, adaletli, vizyonlu, kaygı taşıyan ve üreten nitelikli değerlere ihtiyacı var.

İBRAHİM YALÇINER

 

 

 

Çok Okunan Haber

Kıyas Uslu Ramazan bayramını kutladı

Harita Mühendisi Kıyas Uslu Ramazan bayramını kutladı..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir