istanbul medyum aşk büyüsü geri getirme büyüsü gerçek medyum papaz büyüsü ask büyüsü baglama büyüsü asik etme büyüsü medyum ankara escort chip satin al zynga chip satisi hayvan hastanesi antalya veteriner köpek hastanesi antalya escort izmir escort hacklink hacklink hacklink istanbul escort bayan istanbul escort istanbul bayan escort
BİR SEVDADIR MERSİN – Ufukturu.Net
Anasayfa / Güncel Haberler / BİR SEVDADIR MERSİN

BİR SEVDADIR MERSİN

Esen meltemde bir yanı yeşile yakın, öte yanı mavi ufarak yapraklar dans etsin, beyaza yakın gövde sizi cezbetsin şaşırın. Bu ağacı buraya kim dikmiş. Şaşırmakla kalmayın gidip ağacın yeşil, gövdesini okşayın, garip unutulmaz bir koku duyun. O gece yattığınızda bu koku aniden gelip sizi sarıp sarmalasın denizin kokusuyla birlikte. Hayal mi tüm bunlar bence değil. Mersin’i sevmek birazda hayal kurmak demek olmalı. Ve bu hayalleri ortaya karışık koyup irdelemek hayata geçirmek demek olmalı.

 

Seçim arifesinde adaylar hatta aday adayları Mersin’e sahip çıkacağım diyerek meydanlarda avazı çıktığı kadar bağırır sosyal medyada yüzlerce resim paylaşır, etrafındaki insanlara makam sözleri verirler. Âmâ seçim bitince bu sevda da biter. Gider bu insanlar kendi yaylasına bakar keyfine. Artık şunu bilelim arkadaşlar bir şehrin sevdası koltuklara, makamlara asla alet edilemez. Demek ki neymiş hepsi PALAVRA. Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır. İnsan bir şehri, kendisinden bir parça olarak gördüğü için sever. Şehrin soğuğu, sıcağı etki etmez insana. Çünkü “o” nu,  olduğu gibi sevmiştir. Her zaman güzel olduğu için değil! Biz Mersinliyiz denize, güneşe aşığız.

 

Şehir planları, konut ve sosyalleşme alanları, kamu binaları, üslup denemeyecek tarzda. Rantı büyütmek kaygısıyla yapılmış mimari çiziktirmeler, parklar, caddeler, nasıl da birbirlerine benziyorlar. Rant kokuyor adeta. Amaçları ve tarzları aynı açgözlü gayrimenkul ortaklıklarının inşa ettiği birbirine benzer siteler ve bizim sessizliğimiz. Ne yapılması gerektiğini irdeleyip alanımın dışına çıkmak istemesem de ben otuz yıldır bu şehirde Mersin’deyim ve biliyorum hepsini.

Bu şehir hepimizin. Farklı illerden gelmiş olabiliriz. Biz bu şehri nasıl başarıya götüreceğimizi tartışalım. Şehrin sıkıştığını, işsizliğin olduğunu, sanayinin gelişmediğini, ticaretin durduğunu bilmek bu şehre katkı sunmaktır. Gelecek nesilleri düşüneceksek onlara yaşanılabilir, mutlu, yeşil, ferah bir şehir bırakacaksak ne pahasına olursa olsun geleceğini planlamak zorundayız bu şehrin. O da benim senin değil karınca kaderince hepimizin görevi.

 

Şehrin üzerindeki örtüyü kaldırmak gerekli. Yani yoktan var edilmiş bir şehir yaratmaktan bahsetmiyorum ama yüzlerce eksikliğin gözümüzün içine battığını da bilmemizde yarar var. Aklıma gelmişken söyleyeyim. Mersin’i sevmek Mersin’e sahip çıkanları Mersin için günlerce yazıp çizenleri tanımaktan, dinleyip bilgilerinden yararlanmaktan geçmiyor mu sizce. Mersin’i sevmek için illa orada doğmuş, büyümüş olmak gerekmez. Sonradan gelip yerleşmiş olanlar da o şehri sevebilir. Şehri sevmek onu güzelleştirmek demektir. Rant uğruna her şeyi satan, her evraka imza atanları vicdan hizasına koymamak demektir. Gel geç bir ilişki değildir Mersin’i sevmek. Menfaat uğruna yedirilen bir tantuni, ısmarlanan kahve değildir Mersini sevmek. Mersin’de hem doğunun hem de batının değerleriyle yaşadığımızı hiçbirimiz inkâr edemiyorsak, o zaman ayağa kalkın ve sahip çıkın Mersine. İnsanlarımızın umutlarını gerçekleştirebildiği, özgürlük, refah ve keyif içinde hayatlarını sürdürebildiği, yaşadığı yerle gurur duyduğu ve kendini orada güvende hissettiği yerlerdir güzel şehirler. Ve bizim insanımız güzel şehirlerde yaşamaya layıktır.

 

Dünyada yapılmış her şey, sevgi sayesinde yapılmıştır. Değişmek ve değiştirmek istiyorsanız okuyun ve elinize kaleminizi alıp yazmaya başlayın.

Mustafa Mızrak / Gazeteci Yazar

Çok Okunan Haber

TOPLUMSAL KALKINMA HIZI

Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı: – Ben bu baklayı …

Bir yorum

  1. Ahmet Geylani

    …..EMLAKÇI MUHTARLAR….

    Mersin’de bu anlamda bir hayli şikayetler var. Özellikle bazı muhtarların “Ben muhtarım, yeri başkası satarsa, kimseye bir şey yaptırmam” sözlerinin iddiası bir hayli konuşulur oldu.
    Şimdi muhtarların Bağlı oldukları Belediye ile kurdukları bağı rant amaçlı kullandıkları konuşuluyor.Muhtarın “Buna dokunmayın” dediği kaçak yapıları kimse görmüyor. Bu ciddi bir iddia değil mi? Aynen böyle.

    Bazı Muhtar’ların bulunduğu bölgede halkın bilgisizliğinden istifade ederek kamu malı olan Sulama sularını halka gayri resmi sattıkları şikayetleri duyulmaktadır.Bir Muhtar hakkında üç gün önce seçimde taşıma seçmen iddiaları olduğunu bunu Muhtar’lığın getirmiş olduğu etiketi kullanarak elde ettiği rantı kaybetmemek için yaptığını vatandaşlardan dinledik.
    Kısacası tüm kaçak işler ve iş takibi gibi olayların yaşandığını görmekteyiz.
    İnşaat yapmak için yasal yolları takip eden vatandaşı bağlı olduğu Muhtarın önce şikayet ettiği sonrasında işini çözerim diyerek ciddi para karşılığında işini takip ettiği şikayetleri duyulmaktadır.
    Bölgemizde ki her muhtarı tenzih ederek belirtmeliyimki Muhtarlık mesleğinin adını lekeleyen davranışlar içinde olan isimler muhakkak ki var.

    Sonrasında emlakçılar aç! Niye. E en iyi kaçak yapı yapılacak yeri muhtar satabilir.
    Buradan bu işleri yapan muhtarlara sesleniyorum. Devlet sizlere asgari ücret ile çalışan vatandaşlar kadar para ödemiyor mu? Ve sizler günde 8-10 saat çalışan vatandaş kadar para alır muhtarlıkla alakanız olmayıp gün boyu tapu dairelerinde, kadastro bürolarında gezip duracaksınız ama sonra çıkıp “Ben muhtarım” diyeceksiniz. Üstüne bir de emlakçıkların işlerini bozacaksınız.

    Hele hele muhtarlıklarını kendi Emlak bürolarında ve tapu dairesi katlarında yapmaya çalışan muhtarlar var. Bak bunlardan bir tanesi muhtar olmadan önce mesleği Tekel büfesi işleten zat..
    Vatandaştan gelen şikayet “Kendisi muhtar mı, emlakçı mı belli değil. Emlakçıya yer satacak kişiye, ben satarım ver bana” diyor. gibi buna benzer bir çok iddia.

    Kişi hedef almak değil amacım. Ama en çok şikayet Köy’den Mahalle’ye dönen muhtarlar hakkında geliyor. Bir de oralarda imarlı bölgeler çok daha fazla olunca rağbette daha fazla oluyor tabi.
    Ancak dediğim gibi bizim asıl sorunumuz, muhtarlara hiç bir kitapta olmayan yetkilerin verilmesi. He kimi muhtarlarımızı tenzih ediyorum. İşini adam gibi yapana lafımız yok. Ama insanların ekmeği ile oynayanlara lafımız daha çok.
    Önümüzdeki günlerde hangi muhtarların emlakçılık,sulama suyu sattığını,tapu dairelerinin basamaklarını aşındırdığını,dernekçilik adı altında neler çevirdiğini paylaşacağım.Mağdur olan kişilerin muhtarlar hakkında suç duyurusunda bulunacağından dolayı şu an isim belirtmiyorum.
    Hangi muhtarlar Valilik genelgesine uymuyor hepsini tek tek yazacağım

    Ve gelelim şu Vicdan – Cüzdan meselesine.
    Halkın menfaatleri mi? Muhtar’ın Cüzdanı mı?
    Muhtarlık dışında iş yaparak ile cüzdanı şişecek olan muhtar’mı yoksa vatandaşın menfaatleri mi? İşte tüm mesele bu. Halkın menfaatleri doğrultusunda, bazı bölgelerde tarım arazisi yüzlerce dönümlük arazileri olan bir mahalle halkının durumu göz önüne alındığında Muhtar tarafından mağdur edildikleri ortada.Cüzdan konusu da hali ile önemli tabi..
    Düşünsenize 30 TL metresi olan bir yer Muhtar tarafından emlakçı gibi 100 TL den satılıyor.Üstelik ekstra danışmanlık ve yardım sözü vererek etiketini kullanıyor.

    Çok söylenecek söz var çok. Ama ne diyeyim. Vicdan da ortada, cüzdan da… Kim neyi seçerse…

    Ne zamana kadar nereye giderse gitsin, bu gündem soğumayacak.Birileri uygun görüş ile arz etse de, ben önce halkın menfaati deyip inat etmeye devam edeceğim.Emlakçı Muhtar’a Kamu suyunu satan Muhtara ve Önce şikayet edip sonrasında para karşılığı iş takibi yapan Muhtar’ı ifşa edeceğim burdan.
    SAYGILARIMLA…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir