Anasayfa / Ekonomi Haberleri / ARTIK BAKLİYAT  ÖKSÜZ DEĞİL; SAHİBİ BİZİZ!

ARTIK BAKLİYAT  ÖKSÜZ DEĞİL; SAHİBİ BİZİZ!

Hüseyin Arslan

 

Bakliyatın bugüne kadar tüm dünyada sahipsiz kaldığını ve uluslararası konferanslarda bu gerçeği, “      Bizim bakliyatımız öksüz” sözleriyle dile getirdiğini belirten Hüseyin Arslan, “Şimdi artık bakliyatımız öksüz olmayacak diye konuşuyorum. Başkanlığım döneminde yaptığım çalışmalarla, herkesin hayal dediği Dünya Bakliyat Günü’nü BM’den onaylatıp geçirdikten sonra ‘Bakliyat artık öksüz değil.‘ dedim. Çünkü bakliyatın sahibi artık BM; yani dünya, yani bizleriz. Eğer bir gün (bakliyat işiyle de uğraşmıyorsanız); radyo veya Bakliyat Günü diye bir haber duyarsanız, lütfen bunu yapanın bir Mersinli kardeşinizin olduğunu unutmayın.” Diye konuştu.

Bakliyat ihracatının yüzde 81’i Mersin’den

AHBİB ve Dünya Bakliyat Konfederasyonu eski Başkanı Hüseyin Arslan, Türkiye’nin bakliyat ihracatının yüzde 81’nin  AKIB üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Konfederasyon olarak, 4 yıllık bir çalışmanın ardından, hükümetin de desteğiyle 2016 yılının ‘Dünya Bakliyat Yılı’ olarak ilan edildiğini belirten Arslan, konuya ilişkin yürüttükleri süreçle ilgili, “Türkiye olmasaydı Dünya Bakliyat Yılı ilan edilemezdi. Bu çalışmaları yaptıktan sonra bakliyatın dünyaya, insanlara, toprağa ve havaya faydalarını daha iyi anlatabilmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Dünya Bakliyat Günü Projesini ortaya koyduk. Bu olmazsa, konuyla ilgili sürdürülebilir bir plan ve programın olmayacağını her mecrada konuşmaya başladık.

BM’de bir çalışma yapılması gerekiyordu. Bu çok kolay bir iş değil. Çünkü her ülkenin kendilerine özgü referansları karşı çıktıkları konuları var. Kimi ülkeler ‘dünya günlerine’ tamamen karşı çıkıyor. FAO’daki 77 ülkenin onayını almamız gerekiyordu. Bu anlayışın değişmesi için 3 Cumhurbaşkanı, 5 Başbakan, onlarca Tarım ve Dış Ticaret Bakanlarıyla yüz yüze görüşme yapmak zorunda kaldık. BM’deki bu süreç 2 yıl sürdü. Çünkü her ülkenin rezervlerinin bir ölçüde giderilmesi gerekiyordu.” Dedi.

“Bakliyat bizim mirasımız”

“Türkiye ve Mersin’in önemi neydi? Sorusu ile konuşmasına devam eden Arslan,”Mersin, bakliyat demektir. Eskiden bütün dünya Mersin’in (Nohut veya mercimek) fiyatlarını sorardı. Bu ürünlerin fiyatlarını bilmeden ticarete başlayamazlardı. Türkiye’de herkesin unuttuğu ve dünyada da unutulmaya çalışılan bir husus var. Bakliyat Mezopotamya’dan Trakya’ya 3 bin senede gidiyor. Buradan da Londra’ya 500 senede ulaşıyor. Biz en azından bu mirasımıza sahip çıkmak için dokümanter bir film yapma kararı aldık. AKİB’in yeni ve Türkiye Tanıtım Grubu’nun katkılarıyla bu yılın sonuna doğru bir dokümanter hazırlayacağız. ‘Bakliyatın tohumlarının seyahati’ adıyla hazırlayacağımız belgesel ile Anadolu’dan çıkan tohumların sadece batıya değil, Hindistan, Pakistan, Avrupa ve Afrika’ya ve doğuya nasıl ve ne zaman gittiğini gözler önüne sereceğiz. Bakliyat bizim, bu toprakların ürünü. Bizim atalarımızın mirası. Mirasımıza sahip çıkacağız.”sözleri ile kentimize değer katan önemli ayrıntıları paylaştı.

“Bakliyatın sahibi artık bizleriz”

Bakliyatın bughüne kadar tüm dünyada sahipsiz kaldığını ve uluslararası konferanslarda bu gerçeği, “   Bizim bakliyatımız öksüz” sözleriyle dile getirdiğini belirten Hüseyin Arslan, “Şimdi artık bakliyatımız öksüz olmayacak diye konuşuyorum. Başkanlığım döneminde yaptığım çalışmalarla, herkesin hayal dediği Dünya Bakliyat Günü’nü BM’den onaylatıp geçirdikten sonra ‘Bakliyat artık öksüz değil.‘ dedim. Çünkü bakliyatın sahibi artık BM; yani dünya, yani bizleriz. Eğer bir gün (bakliyat işiyle de uğraşmıyorsanız); radyo veya Bakliyat Günü diye bir haber duyarsanız, lütfen bunu yapanın bir Mersinli kardeşinizin olduğunu unutmayın.” Diye konuştu.

HÜSEYİN ARSLAN’DAN LİTERATÜRE YENİ BİR TANIM DAHA; “ANADOLU DİYETİ”

Obezitenin dünyanın birçok yerinde büyük bir problem olarak ortaya çıkmaya başladığı günümüzde “Anadolu Diyeti” tanım ve vurgusu dikkat çekiciydi.

Dünya’da değişik birçok beslenme çeşidinin olduğunu ifade eden Arslan, “Sağlıklı beslenmede kullanılan et değişik diyet türleri ile azaltılmaya çalışılmakta. ‘Fliexitarian’ denilen esnek bir diyet türü var. Bir Fransız televizyonunda bu diyetin aslında ‘Anadolu Diyeti’ olduğunu söyledim. Peki ‘Anadolu Diyeti’ nedir? Annem, kuru fasulye yaparken içine bir kemik koyardı, birazda üzerinde et de olursa iyiydi. Bunu pişirirdi ve biz o kuru fasulyeyi yerdik. Şimdi kuru fasulyede illa içerisine bir sürü et olacak gibi bir mantıkla ilerleniyor. Hayır bu değil. Anadolu diyeti, Etin belirli miktarda kullanıldığı bir diyet türüdür ‘Anadolu Diyeti’. Ve bu yüzden biz bunu tüm dünya’da

‘Anadolu Diyeti’ diye ortaya koymak zorudayız. Dünya Bakliyat Federasyonunda ben özellikle bunun altını çiziyorum. ” Şeklinde bambaşka bir noktaya  da dikkat çekti.

 

 

Çok Okunan Haber

BÜYÜKŞEHİR, YUMUKTEPE HÖYÜĞÜ’NÜN KAZI BAŞKANI ISABELLA CANEVA ONURUNA VEDA ETKİNLİĞİ DÜZENLEDİ

BAŞKAN SEÇER: “YUMUKTEPE’NİN MERSİN’E YARAŞIR BİR ARKEOPARK OLMASI İÇİN KARARLIYIZ” CANEVA: “ÇOK HEYECANLANDIM, ÇOK MUTLUYUM” …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir