Anasayfa / Ekonomi Haberleri / Aile Sigortası işe yaramaz

Aile Sigortası işe yaramaz

Duayen ekonomist Prof. Kazgan, CHP’nin aile sigortası sisteminin işlemeyeceğini savunarak, AKP’nin ayni yardımını daha rasyonel bulduğunu söyledi. Kazgan AKP’nin ekonomi politikalarını eleştirdi: Dış borcumuz 2.5 katına çıktı. Böyle devam ederse Yunanistan gibi iflas ederiz. Sıcak paraya bağlı ekonomiyi benimseyen ülkeler felakete gitti.


Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülten Kazgan, Türk ekonomisini en iyi bilen isimlerden biri. Bu alanda sayısız yazılı eseri bulunan Kazgan’a ‘yoksulluk ve seçim öncesi partilerin projelerini sorduk. Kazgan, CHP’nin aile sigortası projesinin Brezilya’da iyi işlediğini ama Türkiye’ye uygun bir sistem olmadığını savundu. Kazgan AKP’nin ekonomi politikalarının da yanlışlar içerdiğini söyledi. Kazgan, son ekonomik değerlendirmeleri, partilerin bu konudaki politikalarını değerlendirdi.

– EN BÜYÜK EKONOMİ KALKINMAYA YETMİYOR: Türkiye dünyanın 16. büyük ekonomisi doğru ama OECD ülkeleri arasında gelir dağılımı açısından en kötü durumda olan ülkeden biri yine Türkiye. Diğeri ise Meksika. TÜİK yeni bir araştırma yaptı, orada ailelerin yaklaşık yüzde 47’sinin geçinemedikleri ortaya çıktı. Bu ailelerin büyük bir çoğunluğu asgari ücretle çalışanlardan oluşuyor. Türkiye’de yoksulluk çarpıcı bir boyutta. Yoksulluğun en yoğun yaşandığı yerlerden biri de köy ekonomisi. Köy ekonomisinde para girişi küçük ama nüfus yapısı itibarıyla büyük bir kesit var. Nitekim göçler bu nedenle gerçekleşiyor. Türkiye’de gelir dağılımı oldukça kötü. Bunu, insani gelişme endekslerine baktığınız zaman da açıkça görüyoruz. Bu endeksler Türkiye’nin durumunun ne denli ciddi olduğunu gösteriyor. Basın özgürlüğünde, kadın haklarında, gelir dağılımında hep sonlardayız. İşsizlikte ise ipi göğüslüyoruz. Demek ki dünyanın 16. büyük ekonomisine sahip olmak, kendi içimizde kalkınmaya yetmiyor.

– YAPISAL BOZUKLUK VAR: Refah dağılımı yoğun biçimde tepede toplanıyor. Finansal sisteme dayalı olarak büyümede bu arıza daima mevcut. Mesela Amerikan ekonomisi de öyledir. Finans kesimi Amerika’da toplam ekonomi içindeki karların yüzde 40’nı oluşturuyor. Türkiye’de de aşağı yukarı buna benzer bir durum var. Borsadaki kazançları görüyoruz. Ekonominin 2000’li yıllarda girdiği, finansal kazanç ağırlıklı yapı, ortaya koyuyor ki Türkiye ekonomisinde bir yapısal bozukluk mevcut.

– ÜÇ ÇOCUĞU HEP YOKSULLAR YAPIYOR: TÜİK’in son araştırması yoksulluğun çoğunlukla kalabalık, çok çocuklu ailelerde olduğunu ortaya koydu. Geçenlerde bir dergide bir genç kadın ‘Ailemizde 21 çocuk var’ diyor. 21 çocuklu bir ailede köy ağası bile olsanız varlıklı olamazsınız. Başbakan Erdoğan ‘üç çocuk, dört çocuk’ diyor ama bu çocukların hep yoksul ailelerde dünyaya geldiğini göz ardı ediyor. Yoksul aileler doğum kontrolünü bilmedikleri için ‘tanrı verdi oldu’ anlayışı içindeler. Bu nedenle doğum kontrolünü aile planlaması içinde etkin bir biçimde yeniden devreye sokmak şart.

– KATOLİKLERDE DE VARDI: Başbakan’ın üç çocuk çağrısı dini inancını ortaya çıkarıyor. Katoliklerde de bu vardır. İtalya’da Katolik inancına bağlı doğumların yoğun olduğu yıllarda insanlar nüfusu kontrol edemiyorlardı. 19. yüzyıl sonunda İtalya’nın durumu böyleydi ama sonra bu Katolik inancı yendiler, doğum kontrolüne geçtiler. İtalyan nüfusu durgunlaştı. Türkiye’de bu dini inanç hala devam ediyor. Türkiye’nin bir diğer eksikliği tasarruf oranının çok düşük olması ve 2000’li yıllarda bu oran yüzde 14’e kadar düştü. Bu durum dış borçlanma ile yatırımların finanse edildiğini gösteriyor. Bunun için bir an önce yeni bir büyüme modeline geçmek lazım.

– DIŞ BORCUMUZ 2.5 KATINA ÇIKTI: Türkiye’nin dış borcu 1999 itibarıyla 100 milyar dolar iken, AKP döneminde bu rakam yaklaşık 250 milyar dolara çıktı. Bu kadar hızlı bor

Çok Okunan Haber

Mersinden Kadın Kooperatifi “KOCAMAN BİZ OLUYOR”

Toros Üniversitesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi arasında işbirliği protokolü imzalandı. Toros Üniversitesi Bahçelievler Kampüsü Rektörlük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir