Anasayfa / Baş Yazar / Kent Kimliği, KENTLİLİK BİLİNCİ nasıl oluşur?

Kent Kimliği, KENTLİLİK BİLİNCİ nasıl oluşur?

Mirza Turgut yazdı

 

Mersinde yaşayanların çoğunluğu kendini KENTE AİT hissetmiyor. O zaman kentlilik bilinci, kente sahip çıkma gibi bir anlayış da gündeme gelmiyor. Kendinizi kente ait hissetmezseniz,çeşitli nedenlerle KENTİN bozulmasına da itiraz etmiyorsunuz.

Ayrıca yerli-yabancı,Kürt-Türk gibi temel ayrımlarda kentlileşme ruhunu öldürüyor…

Kentlileşmenin en etkili yolu da tarihe dönerek, kurgu itibarıyla  çok kimlikli çok kültürlü çok etnik yapılı  olan Mersin ortamını bugüne taşımaktır.

 

Tarihinde ekonomik-toplumsal-kültürel gelişmeler açısından iki önemli altın çağ yaşayan kentimiz, üçüncü altın çağ için kolları SIVAMALIDIR ve bunun için de  tarih bilincine , tarihi referanslara ve tabi ki Rönesans’a ihtiyacımız var.

Üçüncü altın çağ ve Rönesans bilincinin oluşmasına katkı için geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiğim “Mersin’in Rönesans’ı başladı ” yazısından bazı bölümlerle sizleri baş başa bırakarak, bir yıl içindeki değişimi birlikte okumamız faydalı olur diye düşünüyorum.

 “…Birinci altın çağı dediğim 1860- 1910 yılları arasında Mersin,özellikle dış dinamiklerin etkisi nedeniyle , müthiş bir hızla  büyümüştü.

Örneğin Amerikan iç savaşı, Süveş kanalının yapımı ve Osmanlı -Rus savaşı, dünya pazarlarında pamuğa olan talebi arttırınca, Amik ovası ile Çukurova  pamuğu ihtiyaca cevap vermiştir.

Bu nedenle 1875’de Mersin-Adana karayolu, 1886’da Demiryolunun yapımı, Mersin iskelesini, dünyanın sayılı iskeleleri haline getirmiş  ve Mersin’in birinci altın çağını da başlatmıştı.

Rum, İtalyan, Lübnan sermayedarları, çok kısa bir süre içinde Mersin’in şirin bir liman kenti haline getirdiler. O hep öğündüğümüz, çok kültürlü çok dinli, çok kimlikli seküler Mersin yaşamı bu günlerde oluştu.

Özellikle gayri -müslüm ticaret sermayesi kentimizin modernleşmesi ve tipik bir batı kenti görüntüsüne kavuşması için, örneğin kiliseler, okullar, kamu binaları , camilerin yapılmasına önemli katkılar yaptılar.

Mersin’in birinci altın çağı, tümüyle ticaret sermayesinin önemli bir aktör olması ile oluşturuldu. Bu dönemde ne dinsel ne ırksal ne de başka bir nedenle ayrımcılık, dışlanma ve “ötekileştirme” yoktu.

Bu bakımdan Mersin’in birinci altın günleri, günümüz açısından önemli,  olumlu bir tarihsel referans noktasıdır.

1950 ile 1980 yılları arasında yaşanan ikinci altın çağı da, yine sermaye sınıfının öncülüğünde gerçekleştirmiştir.

Tarsus sermayesi, İş bankası ve daha sonra Sabancı’nın Mersin’e sanayi yatırımları yapması, Mersin’in kimlik değiştirmesi ve hızla gelişmesinin temeli olmuştur. Bu yıllarda, birinci altın çağın kültürel kodları bir biçimde hatırlanmış ve bilince çıkmıştır.

Şimdi 40 –50 yaşın üzerinde olan eski Mersinlilerin, bu dönem için,  güzel laflar edip, nostaljiler yaşamalarının nedeni budur.

Evet, genç bir kent olarak Mersin’in, yeniden bilince çıkarılacak iki önemli tarihsel kökü-genetiği vardır.

Çok kültürlü, çok kimlikli, demokratik –dünyevi yaşam biçiminin bilince çıkarılması için bizlere, kentlilere, tam da bu amaçla Rönesans(yeniden doğuş) gerekmektedir.

Hele de ülkemizde dinsel-etnik gerekçelerle, kabul sınırlarımızı zorlayan önemli gelişmeler olurken; kardeşliğiçok kültürlülüğü yaşamış kentin çocukları olarak,  toplumsal hafızamızı, yeniden üretmeye, yani Rönesans’a ihtiyacımız vardır.

Ve bugün için, tarihimizden beslenerek, eski günlerin özünü, dokusunu yeniden yaşatmak hepimizin hayrınadır.

Birkaç yıldır, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yeni bir Mersin hayali daha geniş kesimler tarafından seslendirilmekte. Mersin Rönesans’ı için, iş dünyasının çok önemli bir aktör olarak görev yapması gerekmektedir.

Rönesans’ımız için birinci ve ikinci altın çağ iyi bir referanstır. Bunun için tarihi-kültürel kodlarımızın çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Ancak o zaman göğsümüzü gere gere Mersin Rönesans’ından bahsedebilir 

Rönesans hamlesi Mersin’in üçüncü altın çağını başlatacaktır.

1975 sonrası yağmalanmış, kimliksizleşerek, siyasileşmiş ve tabi çeşitli alt kimliklerin kompartımanlaştığı  kentimiz, bugünlerde, kendini yeniden keşfedip, tarihten beslenerek, çok kültürlü, çok kimlikli, demokratik yaşam bilincini  gündeme getiriyor.

Rönesans’ımız  için tarihi referanslarımız vardır.

Rönesans’ımız için sihirli söylem ve sözcükler: Yeni Mersin, Kuzey Mersin, Kentsel dönüşüm ve çok kültürlü, çok kimlikli , demokratik Mersin yaşantısıdır.

Bu değerler sistemini yerli yerine oturttuğumuz zaman, Pozcuda yaşayanlarla, Şevket Sümer mahallesinde yaşayanlar arasındaki 100 yıllık makas epeyce kapanacaktır.

Bu ise kentlileşme, sosyalleşme ve birey olarak kendini ifade etmektir.

Rönesans, kelime anlamı olarak yeniden doğuş demektir. Kentlileşme ve bireyselleşme gerçekleştiği zaman Rönesans amacına ulaşacaktır.

Bu bağlamda birinci ve ikinci altın günlerimiz, Rönesans için gerekli bir tarihi-toplumsal-kültürel malzemedir.

Ama bunun için yapılması gereken ilk iş, köklerimizi, kent tarihini ve altın çağları bilince çıkararak, gelecek için anlamlar  yüklemektir.”

 

Çok Okunan Haber

Çamlıbel nasıl canlanır?

  Sorunun cevabı bir dosta yazdığım mektupta saklı, bu mektubu paylaşmak istiyorum… Sevgili dostum; Unutmuş …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir