2014 Yerel seçimlerine doğru Mersin-1-
9.8.2012 08:41:00


MHP’nin de ‘desteklerim’ demesiyle AK Partinin yerel seçimleri erkene almasının önünde fazla engel kalmadı.

Meclis Ekim ayında toplanır, AK Parti teklifini getirir ve MHP desteğiyle gerekli anayasa değişikliğini zamanında yetiştirebilirse ve Türkiye Kasım ayının ortalarında sandığa gider.

Ancak bu yerel seçimler 1984’ten beri sadece öne çekilmesiyle farklılık arz etmeyecek. Başbakanın gittiği kimi illerde söz verdiği 13 yeni Büyükşehir Belediyesi de ihdas edilecek ve seçmen 29 Büyükşehir Belediye Başkanını seçecek.

Bu kadar da değil. Yine kamuoyuna yansıyan haliyle AK Parti’nin yerel yönetimlerle ilgili hayli radikal kimi değişikliği de bu yerel seçimlerle hayata geçirmeye hazırlandığı biliniyor. Seçimlerin erkene çekilmesinden de fazla tartışmalara yol açacak; Büyükşehir Belediye Başkanlarının il sınırları içindeki tüm seçmenlerce seçilmesi ve İl Genel Meclislerinin kaldırılarak illere özgü İl Belediye Meclislerinin oluşturulması bunların arasında en dikkat çekenleri.

Kısaca Ekim ayından itibaren, mevcut sıcak gündem maddelerimiz yetmezmiş gibi Türkiye önce Eylül sonunda AK Parti Büyük Kongresiyle yaşanacak hayli geniş çaplı olacağını tahmin ettiğim kadro değişimini konuşacak, tartışacak. Ardından da yerel seçim sathı mailine girecek.

Yerel seçimlerle ilgili AK Parti’ nin getireceği Büyükşehir Belediye sınırlarının mevcut halinden çıkarılıp İl Geneline genişletilmesine bu düzenlemenin kazandığı Belediyelere özgü bir derin proje olduğuna inanan CHP’ nin sıcak bakacağını sanmıyorum.

Gerçekten de 2011 seçim sonuçları gösteriyor ki, CHP elinde olan sınırlı sayıdaki Belediyelerden Antalya ve Eskişehir’i kaybediyor buna karşı değişikliğin kazandıracağı pek il görünmüyor. (2011 MV seçimlerinde AK Parti CHP’yi Eskişehir’de 9, Antalya’da 6 puan farkla geçti. Farkın kapandığı veya kapanacağı konusunda işaret yok)

Geriye kala kala CHP’nin üzerine titremesi gereken İzmir ve Mersin kalıyor. (Bu arada İstanbul başlı başına ayrı yazı konusudur. Mustafa Sarıgül veya Gürsel Tekin adaylıklarının getirip götürecekleri, artıları eksileri elbette önemli sorular. Ama hepsinden önemlisi şu: İstanbul’u 2009’dan daha düşük oy oranıyla kaybeden Kılıçdaroğlu’ nun Genel Başkanlığı tartışmalı hale gelir. Bugün suskun görünen parti içi muhalefetin vadesi yerel seçim akşamına kadardır)

İzmir’den başlayalım: AK Parti ile başlayan dönemde İzmir seçmeni hizmete bakmadı, AK Parti algısı nedeniyle CHP’ ye oy verdi. Bunun değişip değişmeyeceğini 2011’deki 7 puanlık farkın yerel seçimlerde kapanıp kapanmayacağını kestirmek zor. Binali Yıldırım gibi, son yıllarda İzmir’i ulaşım yatırımlarına boğan ve son yıllarda içine doğmuş gibi İzmir’le yatıp İzmir’le kalkan bir isimle sanılandan yüksek oy alacağını tahmin etmek zor değil.

Gelelim Mersin’ e…

Bugüne kadar Büyükşehir seçimlerinde Türkiye’nin başka hiçbir ilinin görmediği dört farklı görüşün çoğu zaman birbiriyle yarıştığı bir siyasi dokuya sahip Mersin. Son on yıla sığan 5 seçim ve bir anayasa referandumunda ortaya çıkan tablo bunu yeterince özetliyor zaten. AK Parti, CHP, MHP ve BDP (kapanmadan önceki DTP vs)…

Türkiye’de AK Parti, CHP, MHP, BDP’ nin ayrı ayrı çekiştiği çok il var ama Mersin dışında hepsinin böylesine dengeli çekiştiği tek il yok.

Bu nedenle Mersin siyaseten de hem çok zor, hem de ülkenin alışkın olmadığı tepkiler ortaya koyan ilginç sonuçların ortaya çıktığı özelliklere sahip deyim yerindeyse siyasi, sosyal, ekonomik açıdan incelenmeye değer laboratuar niteliğinde.

Örneğin Mersin’li seçmen özellikle son dönemlerdeki yerel seçimlerde hizmete değil, farklı kaygılarla oy kullandı.

Seçmen tercihinde daha iyi hizmeti kim getirir? Sorusu değil, çok daha başka etkenler rol oynadı. Örneğin başka hiçbir kentte rastlamadığımız benim “kaos dengesi” olarak tanımladığım, Milliyetçilerle-Kürtlerin “birbirinin ayağına basmama, hassas dengeyi bozmama” refleksi Mersin’deki tüm ilişkilerde olduğu gibi siyasete de yansıdı, yansıyor. Bu davranışın sosyal, siyasal, ekonomik yapılanmalar üzerindeki etkisi özellikle de dışarıdan bakan biri için kolay anlaşılır olgu da değil.

 Kısaca başka yerde rastlanmayacağı gibi, kentin gen dokusunu bilmeyen çoğu insanın algılamakta zorlanacağı özellikleri var Mersin’ in ve bu yapılan tüm yerel seçimlere damgasını vuruyor.

Örneğin MHP’nin yıllarca kazandığı Toroslar ve BDP’ nin söz sahibi olduğu Akdeniz ilçe Belediye seçim sonuçları bu konuda hayli çarpıcı mesajlar verdi okumasını bilenlere yıllarca.

Bu nedenle 2009’ da MHP’li seçmenin bir kısmı Toroslar ilçesinde kendi adayını desteklerken, Büyükşehir’ de MHP’li Mahmut Tat’a değil, CHP’nin adayı Özcan’ a oy verdi. (2009 seçimlerinde Toroslar’da 5 binden fazla insan İl Genel Meclisinde MHP’ye, ilçe Belediye Başkanlığı seçiminde MHP adayı Hamit Tuna’ya oy verirken Büyükşehir’de MHP’li Tat yerine CHP’li Özcan’a yöneldi). Tıpkı 2004’te aynı Özcan’ı AK Partinin gösterdiği Mahmut Arslan’ a sırf Kürt kökenli gerekçesiyle tercih etmesi gibi.

Bunun da nedeni aslında çok basit: Mersin Kürt veya Milliyetçiliği algı biçiminde de olsa öne çıkanı değil siyasi söylemleri fazla sırıtmayan ortalama bir adayı tercih ediyor.

Son zamanlarda Mersin’i tıpkı İzmir gibi modernite veya laiklik üzerinden CHP kalesi gibi tanımlayanlar da büyük yanılgı içinde. Mersin seçmeninin tercihinde İzmirlinin öncelikleri yok. –olan bir kesim var elbette ama sonuçları İzmir kadar etkileyecek düzeyde değil-

2013 Kasım bilemediniz 2014 Mart ayında yapılacak yerel seçimlere ve Mersin’de hangi siyasi partinin nasıl bir aday profiliyle seçim kazanacağı yönündeki değerlendirmeleriyle sürdüreceğim yazıyı…

 


Yazan : Abdullah Ayan
  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter

Diğer Yazıları