Tuz deposundan Taş Bina' ya -55- (tüm dillerin konuşulduğu 177. sokağın sırrı)
8.3.2018 12:01:00


Geçmişe döndükçe hatıralarının canlandığı çocukluğunun masal sokağını anlatmaya doymaz Halil.
Her öyküde ayrı sahneler, farklı ezgiler…
O kadar ki, an gelir "Ay' dan mı düşmüştü?" diye sormaktan edemez. Edemez de, hemen ardından soluksuz " 177 dilli yamalı bohça" diye kendi sorusunu kendi yanıtlar.
Rumca, Ermenice, Arapça, Fransızca, İngilizce, hatta Aramice ve elbet Türkçenin konuşulduğu, herkesin birbirini anladığı, hoşgörüyle birbirine sarıldığı dünya üzerinde başka sokak var mıydı? Bilinmez elbet. 
Ama Babil Kulesi' nin anlatıldığı kutsal İncil' deki efsaneyi, sakinleriyle gerçeğe dönüştüren küçücük Mersin, kocaman gök kubbesinin altındaki neredeyse tüm sokakları ve o sokaklarda birbirine karışan dillerin zenginliğiyle çınlıyordu o emekleme çağında… 
"...
177' den çok dilde sessiz ve şüphe dolu bir sokaktı.
Ay' dan mı düşmüştü? Korkuyorduk biz yabancılar.
Yanık mektep tarlasında* bir nisan gülü. İlk gelincik iyi gelirdi yoksul yüreğimize. Göçmen olduğumuzu unuturduk bir süre.
**
Çocuktum. Yaşamın en güzel çağında… Dünya büyürken biraz daha koku ve yeni renkler kuşatırdı bizi.
(…)
Nisan gülü gelincikler. Kızların göğsüne benzediği için rüzgâr olup esiyordum. 
Ayrı karanlıkta üzülecektik gelecek yıllarda.
**
177 dilli yamalı bohça. Maliyeci Göksev Bey, bizim evin üst katında 1933 yılında kiracı. 1943, Şükrü Saraçoğlu' nun başbakanlığı sırasında Tayyare Piyangosu' nda** büyük ikramiyeyi kazandı. Biletini kaybetmesine rağmen ikramiyesinin karşılığını bir gece yarısı mösyö Moiz ödedi. Göksev Beyefendi oldu. 1947 yılında, öğretmen Roza Hanım' ın evini satın aldı.
**
Karşımızda Mekke dönüşü hacı olmuş Selim Efendi' nin evi. Emekliye ayrılmış, kentin zengin tüccarlarından. Kulağı ağır işitir. Bu yüzden keçi boynuzuna benzer bir alet kullanıyor. Ancak bağırtıları duyuluyor. Sokak tenha ise Arapça konuşurdu. Ankara' da 1924 tarihinde yüz elliye yakın hacı/hocanın asıldığı söylentisi onu etkilemişti.
**
Güney komşusu Havaca Antun iri yarı. Yaşı elliye yakın. Hâlâ bekar. Biraz kekeme. İki portakal bahçesiyle zengin sayılırdı. Biraz Fransızca bilirdi ama meramını anlatamazdı.
**
Kuzeyde Madam Viktorya' nın evi. 1850 tipi. Anne Ermeni, baba Suriyeli. Konuştukları dilin birkaç kelimesi Ermenice. Birazı Arapça. Arada bir evet hayır Türkçe. (…)
**
Sokağın başında iki katlı evi vardı Öğretmen Cabra' nın. Mahallenin bilgesi Cabra, bütün sorularımıza İngilizce karşılık bulurdu. Dişi ağrıyan bile önce onun kapısını çalardı. Parasızlara da yardım ettiğini duyardık. Anneme göre 1910 yılında İngilizce öğreten okulun müdürlüğünü yapmış, Protestan bir misyonerdi.
Bir gün başı ağrıyan bir komşusuna aspirin vermiş. Eczacı olmadan ilaç verdiği için bir hafta hapis cezası almıştı. Aspirinin baş ağrısına iyi geldiğini bilmek akıl işi değildi…
Girit' ten gelen bozuk Rumca konuşan mahalleli de vardı. Kimi armut kimi erik ağacı… Dallar mahallede, kökler hâlâ Girit' te. 152 sokakta 1915' te nerede kaybolduğu bilinmeyen Ermenilerden kalma eve yerleşmiş. (…)
**
(…)
**
Ay sonlarında Bakkal Fuat, dilenci Ermeni Şabu' nun bir mecidiye yani yirmi kuruşluk veresiye yiyecek almasına göz yumardı. Ay sonları dilenmek güçtü, kimsenin sadaka verecek parası olmazdı çünkü.
**
(…) "***

* Yanık mektep tarlası (günümüz Özgür Çocuk Parkı' nın olduğu alan)
** Tayyare Piyangosu (1935 yılında adı Türk Hava Kurumu'na çevrilecek Tayyare Cemiyeti 1925' te pilot yetiştirmek ve uçak alımı için kurulur. Cemiyete gelir sağlanması için oluşturulan kaynaklardan biri de devlet eliyle ikramiye çekilişi tekeli sağlayan Tayyare Piyangosu' dur. 1926'dan itibaren piyango düzenleme yetkisini elinde bulunduran Tayyare Cemiyeti bu tekeli 1939' da Milli Piyango İdaresine devredecektir.
*** İlyas Halil Baharı Yitirdiğim Bahçe (2015) kitabından Yaşlı Kiracı öyküsü (14 Temmuz 2010)


Yazan : Abdullah Ayan
  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter

Diğer Yazıları