Anasayfa / Siyaset Haberleri / Solun, soluksuz bırakma hakkı yok

Solun, soluksuz bırakma hakkı yok

KKTC’nin eski Başbakanlarından Ferdi Sabit Soyer,  Kuyerel’in sol tartışmasına katıldı.

Türkiye ve Yunanistan’daki “Milliyetçi-ulusalcı sol” çizgileri eleştiren Soyer, “solun soluksuz bırakma hakkı yok” dedi.

İşte Sabit Soyer’in konuya ilişkin yazısı:
“Solun, soluksuz bırakma hakkı yoktur”

Değerli grup üyeleri çok uzun bir zamandır grubunuzu ve tartışmaları takip etmeye çalışıyorum. İlk defa bir yazı yazmak istedim. Ben sizi Kıbrıs’tan takip ediyorum. Türkiye’deki öğrencilik yıllarımdan başladı sol serüvenim. Türkiye siyasi sınırları dışında yaşayan ve ırkçılık ile milliyetçiliğin hem Türk hem de Yunan acısını yaşayan bir ülkenin insanıyım. Biz sol kültürü demokratik kültürü hem kendi toprağımızın ve insanımızın değerlerinden ve birikimlerinden aldık hem de Türkiye halkının, Yunanistan halkının demokratik ve kültürel değerlerinden etkilendik.

Şimdi Yunanistan’da ama ağırlıkla da Türkiye’de solsuz siyasetin etkisinde bizimde soluksuz kaldığınızı söylemek isterim. Ulusalcı yaklaşımların hayretle izlerini ve negatifliğini yaşıyoruz Yunanistan Komünist Partisinin siyasetinde. Ne acı Türkiye de ulusalcı yaklaşımların etkinliğini yaşıyoruz. Ne acıdır 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda, Cumhuriyetin ilanına Yunanistan Komünist Partisi ve diğer sol hareketler karşı çıkarken Türkiye’de de CHP ve sol karşı çıkmıştı. Ne acıdır ENOSİS tezi antiemperyalist tez olarak görülmüştü.

Bağımsız Kıbrıs tezini o dönem Yunanistan’da sağcı Karamanlis Hükümeti ile 1960 da asılan sağcı Mendereshükümeti desteklemişti. Ama sol milliyetçi ve “ulusal kayıpları” engellemek, militarizm ve hala Türkiye ve Yunanistan halklarını düşmanlığın çizgisinde tutmayı, silahlanmayı ve militarizmi meşrulaştırmayı amaçlayan adımların ya sesiz izleyicisi ya da destekçisi oldu. Bunu her açıdan yaşadık.

Bugün Türk – Kürt ya da diğer farklılıkların üzerine bir “balyoz” gibi gelen tüm anlayışların kökeninde bu hala, halledilmeyen milliyetçi bakışın ana kaynak olduğunu görmemek mümkün mü? Bir ülke ve onun hangi çizgiden olursa olsun sol demokrat hareketleri kendi ülkesinin tarafı olduğu bir sorunun çözümü yönünde gelişme ve duruş sağlayamazsa diğer temel demokratik meselelerini nasıl çözüme götürebilir ki? Kıbrıs sorunu gibi bir meselede duruşunu insanlık ve barış temelinde ele almazsa demokrat hareketler ya Yunanistan’da kendi içindeki Türk azınlığı meselesini ya da Türkiye kendi içindeki Kürt meselesini ve diğer azınlıklar ile demokratik meseleleri nasıl ele alabilir.

TİP Bursa Kongresin de Federal Kıbrıs tezini ele almıştı. O Kongre bunu karara bağlamıştı. Basıldı. Özel Harp Dairesinin ilk etkinlik alanında demokratik bir çözüm üretemeyen bir ülke kendi içindeki diğer “organize işleri”nasıl sonuçlandırabilir?

Bu bakımdan grubunuzun tartışmalarını ilgi ile izleyen biri olarak Türkiye solunun Türkiye insanını siyasi yaşamında etkin bir soluktan hala yoksun bırakmasını ve siyaset alanın dominantının değişim adına da hala muhafazakâr güçlerle dolduruluyor olmasının acısını daha fazla kimseye yaşatmaya kimsenin hakkı olmadığına dair inancımı sizlerle paylaşmak istedim.

Halil Berktay’in Taraf ‘ta Neşe Düzel’le yaptığı söyleşide kullandığı solun üç mirasçı kesimin, şu anda organize olmayan üçüncü ayağının (sosyalist demokratlar) artık daha fazla yalnız tartışma ile yetinmesinin doğru olmadığı inancındayım. Bu üçüncü “mirasçının ” ne bizi, ne Türkiye’yi ne de bölge halklarını soluksuz bırakmaya hakkı yoktur diyorum.

Çok Okunan Haber

Vahap Seçer nereye?

Bu sorunun cevabı kesin ve net benim için. Vahap Seçer Mersin’in yolunu açıyor. Mersin’in geleceğine …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir