CHP ve yapması gereken 3 Açılım

CHP ve yapması gereken 3 Açılım

Bir siyaset bilimci olarak Türkiye’nin önemli meselelerine ilişkin teorik alanda kafa yorduğum gibi aynı zamanda bu sorunlara ilişkin alan araştırmaları yapan bir sosyolog olarak CHP’nin iktidar alternatifi olması konusunda çalışmalar ve algı araştırmaları yapıyorum. Bu bağlamda birsüre önce CHP lideri ve MYK’sına verdiğim birifingde CHP’nin toplum nezdindeki negatif algılarından bahsetmiş, CHP’nın iktidar alternatifi olabilmesi için sadece iktidarın yarattığı gündemin peşinde koşmaması, kendisinin de anamuhalefet partisi olarak Türkiyenin yakıcı ve önemli sorunlarıyla ilgili gündem yaratması, “küskün olduğu” kesimlerle barışması ve proje üretmesi gerektiği üzerinde durmuştum.CHP bunu sadece iktidar olmak için değil sosyal demokrat anlayışı ve bu anlayışın en önemli belirleyeni olan insana değer veren dayanışmacı  yaklaşımı nedeniyle de yapmak zorundadır.
Bu çerçevede CHP’nin önünde üç açılım duruyor. Bunlar Türkiyenin gündeminde sürekliliğini koruyan Kürt sorunu, müteddeyinlerle olan sorunlar ve varoşlarda yaşayıan açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyan insanların sorunlarıdır. Bu üç sorun alanında yaşıyan kesimler CHP ile barışık olmadığı gibi ona oy da vermemektedir. Oysa bunlar mağdur kesimleri oluşturuyor. Sol ve sosyal demokrasi doğası gereği mağdurların sesi, kimsesizlerin kimsesi olarak bu kesimlere dayanması gerekirken, tersine bu kesimler CHP’den ziyade AKP’ye yoğunluklu olarak oy vermektedirler. Bu çelişkinin giderilmesi CHP yönetiminin kafa yorması gerekn manidar bir durumdur. Dolayısıyla “Kürt Açılımı”, “Müteddeyin Açılımı” ve “Varoş Açılımı” CHP’nın yeni dönemde önünde duran üç önemli konuyu oluşturuyor. Bu üç konuda CHP’nın atacağı adımlar çift taraflı işlev görecektir: Bir yandan Türkiyenin bu üç önemli sorununa siyasi çözüm projeleri üreterek katkıda bulunacak, öte tarafta bunları konuşmanın ve çözmenin sadece iktidar partisinin tekelinde olmadığını göstererek (ve bu konularda gündemi belirleyerek) epeydir kendisinden uzak duran bu kesimlerle bağ kuracaktır. Yani madalyonun iki yüzü gibi birbirine yapışık bir durum sözkonusu: Birini yaptığında öbürü kendiliğinden devrye girecek; ya da tersine birini yerine getirmeden öbür yüzdeki ile ilgili idiası geçerli olmayacaktır. 
CHP Genel Başkanı parti içinde yükselen muhalif seslere rağmen büyük risk alarak Kürt meselesinde ilk adımı attı. Sorunun çözümü konusunda “esas”tan ziyade kimseyi başlangıçta bağlamayan bir yol haritası (usule ilişkin öneriler) sundu. Bu önerinin en önemli yanı meselenin silahla, güvenlik politikalarıyla çözülemiyeceğini söylemesi ve çözüm yeri olarak meclisi işaret etmesidir. Bu çağrıyı Toros Üniversitesine davetlimiz olarak katıldığı Genç Bakış Programında ilan ettiğinde kitlede heycan yarattı ve daha sonra sistmatik hale getirilen çalışma Bşbakanla görüşülerek iktidara da sunuldu.  
Kılıçdaroğlu bu çerçevede “parlamento zemininde toplumsal uzlaşma sağlarsak sorunu aşabiliriz” diyerek, artık anaların ağlamamsı için sorunları konuşarak çözmenin altını çizmiş oldu. Öte tarafta milliyetçi ve ulusalcı kesimlerin şimşeklerini üstüne çekerek risk de aldı. Bunun farkında olan bir yaklaşımla“Busorun çözülür, insanlar yaşamını yitirmezlerse, bu benim genel başkanlığıma mal olacaksa olsun” diyerek bu konuda ne kadar samimi ve kararlı olduğunu gösterdi. Bu önemli bir çıkış ve bu toplumun canalıcı sorunlarının çözümü için risk yüklenen cesur lider portresi kesinlikle kaybettiren değil kazandıran bir işlev görecektir. Bunların yanısıra şu sorular da soruluyor: CHP’nin yenilikçi ve değişimci söylemi büyük kurultay öncesi nasıl bir seyir izleyecek, kurultaya nasıl yansıyacak ve kurultay sonrası bu cesur açılımlar nasıl ve ne kadar decvam edecek? Bu soruların yanıtları bu adımların rotasını ve hatta CHP’nin geleceğini belirleyecek nitelikte.
Çünkü burada handikap gibi görünen bir olgu var, o da CHP’nin geleneksel tabanını oluşturan birkısım ulusalcı v

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM