Anasayfa / Güncel Haberler / GÜRSEL TEKİN, KENT RADYO’DA BUSE YEGÜL’ÜN KONUĞU OLDU

GÜRSEL TEKİN, KENT RADYO’DA BUSE YEGÜL’ÜN KONUĞU OLDU

 

“Şov, sadece sayın Erdoğan’ın gerçekleştirebileceği bir şeydir”

“Birileri Erdoğan’a, yaptıklarının insani bir mesele olmadığını hatırlatsın”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Kent Radyo 98.5’te Buse Yegül’ün canlı yayın konuğu oldu.

Tekin, Buse Yegül’ün gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

İŞTE O SÖYLEŞİ:

Buse Yegül: Türkiye’de koronavirüs ile verilen mücadele ile başlamak istiyorum. Sizce hükümet ve sağlık bakanlığı nasıl çalışıyor?

Gürsel Tekin: Herkes başta sağlık bakanı, sağlık çalışanları, hastanelerimizin olağanüstü bir çalışması var. Ana muhalefet olarak bizim itirazımız şu. Aralık ayında, Dünya Sağlık Örgütü bir çok ülkeye yazılar gönderdi. Önümüzdeki günlerde bu virüsün tüm dünyaya yayılabileceği ile ilgili bir yazı var. O önlem daha erken alınsaydı daha mı iyi olurdu? İtirazımız bu. Bu çalışmalar ve uğraşlar ile ilgili asla itirazımız yok. Biz Türkiye’de sadece 83 milyon kişi değiliz. Mersin, Ankara, İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde binlerce göçmen var. 88 milyonun bir arada yaşadığı coğrafya da sorunların, kontrolsüzlüklerin olmaması mümkün değildir. Keşke disiplinli bir toplum olabilseydik. Sorun, bütün uyarılar yanında hazır olmamız gerekiyordu. 88 milyon insanın ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına dair bir planlamamız olması lazımdı. Böyle bir planlamamızın olmadığı çok açık ve net.

Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ‘evinizde kalın, hiçbir şeyi kendinize dert edinmeyin, biz sizin ihtiyaçlarınızı karışılayacağız’ denilmesi gerekiyordu. Israrla, evinizde kalın denildiği zaman vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamanız lazım. Geçenlerde elektirik, doğalgaz, su faturalarını 3 ay ötelediler. Ötelediniz de, tarım işçisinden tut, günü birlik çalışan milyonlarca insan var. Bunların hiçbirisi şu an ücret almıyor. 3 ayın sonunda biriken borçların altında ezilecekler. Evine gıda alacak, ihtiyaçlarını karşılamaları için Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim en başından beri bir önerimiz var. Dedik ki, sosyal devlet kavramı bugün batının uyguladığı kavram, ortaçağ’dan gelen bir kavramdır. Bizim gibi bir toplumda çok yaygındır. Anadolu’nun dört bir yanında dayanışmayla ayakta kalabiliyoruz. 83 milyon vatandaşımızın ödemiş olduğu vergilerden herkese pay edeceksiniz. Aile sigortası, işi, olanağı olmayan insanlarda maaşa bağlanacak. Bu yapılırsa, bu beladan daha rahat kurtuluruz. Sağlık kurulunun önemli kararları var. 65 ve 20. Bu karardan sonra hükümet 20 yaş altında çalışanları serbest bıraktı. Böyle olunca mücadele konusunda ciddi sıkıntılar çekiliyor. İnşallah el birliğiyle aşarız. Maalesef, bu hükümette böyle bir kültür oluşmuş değil. Sayın Erdoğan dün hastane açılışında bile bu süreci siyasallaştırmak istiyor. Bu sorunun üstesinden birlik ve beraberlikle geleceğiz.

Buse Yegül: Biliyorsunuz sokağa çıkma yasağı bir çok ülkede süresiz olarak uygulanırken, Türkiye’de sadece 2 haftadır hafta sonları uygulanıyor. Cumhurbaşkanımız en son, 4 günlük bir sokağa çıkma yasağının getirildiğini açıkladı. Sizce 4 gün sokağa çıkma yasağı yeterli mi?

Gürsel Tekin: Baştan itibaren, tam bu bilim kurulunun da kararları o gün uygulanabilseydi daha rahatlıkla önlenebilirdi. Ciddi bir ekonomik sıkıntı olduğu için, yurttaşlarımızın temel ihtiyaçlarının karşılanması çok zor. Bir taraftan üretim devam etsin, inşaat sektörü çalışsın, insanlar işine gitsin diyorsun sonra da bununla mücadele ediyoruz diyorsun. Böyle olmayacağını herkes biliyor. Vatandaşa, ‘sokağa çıkma yasağı ilan ettim hiç kimse evinden çıkmayacak’ dediğiniz zaman tüm ihtiyaçlarını karşılamanız gerekiyor. Böyle bir güç olmadığı için, bu kararlar yarım yamalak alınıyor.

Buse Yegül: Virüsten en çok etkilenen ülkeler ABD, Fransa, İtalya ve İspanya oldu. Çin’de bu listenin işinde yer alabilirdi ama mükemmel bir güç gösterisiyle bu süreci atlattılar. Amerika’da ölüm sayısı 40 bini geçti. Sizce bu mücadele de başarılı olabilecekler mi?

Gürsel Tekin: İran ve Çin  gibi bir çok ülkedeki rakamların ne kadar şeffaf olduğunu görüp görmeme şansımız yok. Bu devletler kapalı olduğu için ne kadar istiyorlarsa, o kadar rakamı kamuoyu ile paylaşıyorlar. Amerika, İngiltere, İspanya, İtalya bunlar böyle değildir. Buralarda basın özgür ve şeffaflık var. Bir pandemi ile mücadele ediyorsanız şeffaf olmanız lazım. Bu konu da Çin ve İran meselesi biraz benimde kafamı karıştıran bir meseledir. Ne kadar vaka ve ölüm olduğunu kestirmek kolay değil.

Amerika bütün teknoloji ve imkanlarını savaş üstüne inşaa etmiştir. Bu kadar devasa bir ülkenin bir virüsle mücadele edememesi beni de çok şaşırttı. Doğanın intikamı çok ağırdır. Bugün yaşadığımız mesele de bir intikamdır. Bugün 1,5 milyar insan hala temiz su içemiyor. 2,5 milyar insan yeterince beslenemiyor. Her yıl savaşa harcanan paranın yüzde 15’i ile biraz önce saydığım milyonlarca insanın insanca yaşayacağı bir dünya yaratılabilirdi. Bu küreselleşme ve kapitalizm öyle bir canavarlaştı ki, bu canavar küçücük bir virüsle mücadele edemiyor. 40-45 gün önce sadece savaş konuşuyorduk. Oysak savaş bir cinayettir. Mustafa Kemal Atatürk’ün çok güzel bir cümlesi var; ‘savaş zorunlu olmadığı sürece bir cinayettir’

Her gün cinayetlerin, ölümlerin ve yoksullukların konuşulduğu bir dünya da yaşıyoruz. Kendi ülkemize bakalım. Tüm şehirler buna dahil. Özellikle İstanbul. Ünlü bir filozof der ki, ‘dünya bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul’ olurdu. Koskoca dünyanın hayran duyduğu o İstanbul, ne yazık ki boş kent oldu. Beton yığınlarının olduğu, milyonlarca insanın bir araya getirildiği, 20 milyon insanın bir arada yaşadığı bir yer. 20 milyon insan bir arada yaşar mı? Pandeminin sorunlu olduğu şehirlere bakın, hepsi büyükşehir. İstanbul kontrol altına alınsaydı, sorun büyümeyebilirdi. Burada Diyanet İşleri’ninde görevi büyük. Bütün dünya ayakta. Buna izin verilmemesi lazım. İnsanlar cehennemi görmeden, cennete inanmaz. Para, mal, mülk hırsı en zararlısı. Umarım yaşadığımız bu dönemde herkes kendine gelir ve çeki düzen verir.

Daha çok AVM, daha çok rezidans. Bakın AVM’lerinizi açamıyorsunuz, rezidanslarınıza çıkamıyorsunuz. Hepiniz valiliklerin, kaymakamlıkların önünde ‘köyüme nasıl giderim’ derdindesiniz. Herşey para değil. Kendinize gelin. Nasıl bir dünya olduk. Daha çok bina, yapı, para, arsızlık, hırsızlık. Ülkemize bakın. Siyasi hırsızlıkları tartışamayacak hale geldik. Utanıyorum. İnanın utanıyorum.

Buse Yegül: New York Times gazetesi bugün bir araştırma yapmış. Yapılan araştırmanın sonucunda, Türkiye’de vaka ve ölüm sayılarının şeffaflıkla açıklanmadığını iddia ediyorlar. Sizce ortaya atılan bu iddia doğru mudur? Böyle bir durum söz konusu olabilir mi?

Gürsel Tekin: Elimizde bir belge yok. Günde 125 insanın ölmesi az değil. Bir kişi bile çok önemli. Ben böyle birşey olduğunu bilmiyorum. Şeffaflıkla götürülmesi gereken bir süreçteyiz.

Buse Yegül: Biliyorsunuz CHP’li belediyelerin bağış kampanyası iptal edildi. Akabinde 11 Büyükşehir Belediye Başkanına soruşturma açıldı. Ne düşünüyorsunuz?

Gürsel Tekin: 25 yıldır belediyelerde imparatorluk kuran, her türlü ranta açık hale getiren, imar uygulamalarını beton lobisine teslim eden iktidar, kaybettikleri belediyeler ile ilgili ciddi bir intikam duygusu içine girdi. Demokrasilerde, bir gün kazanır bir gün kaybederseniz. 94 yılında sayın Erdoğan belediye başkanı oldu. Belediye başkanı olurken, o tarihten itibaren siyaset içinde olan bir insanım. ‘Bize çok çektirdiniz’ dediler. Bunlara ne çektirdiler? Sayın Cumhurbaşkanı belediye başkanıyken, İstanbul’un çeşitli bölgelerinde Tarım İl Müdürlüğü’nün arsasını satışa çıkartmışlardı. Buna karşı çıkan belediye başkanı Tayip Erdoğan’dı. Şimdi size hak olan, millet iradesi ile seçilmiş bütün belediye başkanlarına zorluk çıkartmanın sana ne faydası var be kardeşim?

Ankara’da yaşayan zat-ı muhteremlere soruyorum, bakanlara. Biz organize edeceğiz, ‘devlette çift başlılık olmaz’ diyorlar ya. Böyle saçma birşey olur mu? Böyle birşey söz konusu bile değil. Belediyeler devlet değil ki. Devletin kurumudur. İstisnasız her CHP’li belediyenin kapısında sayıştay müfettişleri var. Denetlensin. Hiç tereddütümüz yok. Ne kadar şeffaf olursak o kadar iyi. Ankara’da ki muhteremlere desem ki, bana İstanbul’da 960 mahalle var 10 tane say desem sayamazlar. Kim bilir? Belediyeler bilir. Çeşitli kurumları ile her mahalleye hakim.

Maske dağıtılacaktı. Maske meselesini zabıta muhalefetiyle 24 saatte yapılacak işi 10 günde yapamadılar. Bu akıl işi değil. Tek kişinin yönettiği ülkeler sorunludur hep. Teklik Allah’a mahsustur, insana değil. Bizim belediyelerimiz kendi olanakları ve imkanlarıyla vatandaşlarımızın derdine derman olmaya devam edecektir. Soruşturma açsınlar, veremeyecek cevabımız yoktur. Onlar hep gitmiştir, Cumhuriyet Halk Partisi  hep kalmıştır.

Buse Yegül: Mersin Büyükşehir belediyesinin ücretsiz ekmek dağıtımının yasaklanması sormak istiyorum. Hatta sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yardımları ‘şov’ olarak adlandırmış, bu tür teşebbüsler geçmişte FETÖ ve PKK tarafından da yapılmıştı diye bir açıklama yaptı. Birlik ve beraberliğimizin esas önemli olduğu bu süreçte doğru bir hareket mi oldu sizce?

Gürsel Tekin: Bunu ben çok ağır bir cümle ile ifade etmek istemiyorum. Bu tam bir aymazlıktır. Fakir fukara kapısına ekmek gidecek. Ekmeği kısıyor ve engelliyorsun. Bunun akılla izah edilecek tek bir cümlesi yok. Allah bunlara akıl versin. Bizim bu dönemden önceki Özal, Erbakan, Ecevit dönemlerinde zaman zaman Ankara’da alınan kararların çoğu doğru olmuyor. Uygulanır veya uygulanmaz. Siz Ardahan’da aldığınız bir kararı Mersin’de uygulayamazsınız. Coğrafya’nın kendine has sorunları vardır.

Marmara depreminde tüm belediyeler, bakanlıklar koordinasyon içinde çalıştı. Kısa sürede çok başarılı oldular. O dönemde kimse, sen hangi partilisin diye sormamıştr. Ekmek veriliyor ya, teşekkür etmek yerine engel oluyorsunuz. Şov meselesine gelince, sadece sayın Erdoğan’ın becereceği bir iştir. Bizim öyle bir aklımız yok. İnsanlar evinde ekmek beklerken, ekmekle şov mu yapacağız? Sen ver o zaman? Ekmeğini ver, gıdasını ver? Sen niye vermiyorsun? Neyi, nereye veriyorsunuz? İşkur’un kapısında milyonlarca insan bekliyor. Sosyal yardım almak isteyenler kapılarda. 3-4 yıl önce sosyal yardım için başvurmuş insanlara daha yanıt  verememişsiniz. Aklınızı başınıza alın. Yazık. Gerçekten yazık. Birilerinin sayın Erdoğan’a bunun insani bir mesele olmadığını hatırlatması lazım.

Buse Yegül: Son olarak, siz bu süreçte ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Gürsel Tekin: Pek fazla evden çıkamıyoruz bizlerde. Ama telefon yoluyla vatandaşlarımıza ulaşmaya, isteklerini kendi imkanlarımızla yerine getirmeye çalışıyoruz. Yapamıyorsakta kaymakamlık ve belediyelerimizle iletişime geçiyoruz. Binlerce insanın gıdaya ve temizlik malzemesine ihtiyacı var. Her ne kadar kontrol ediyoruz deselerde, fiyatlarda çok pahalandı. Marketler, tefeci niteliğinde kâr ediyorlar. Mahallelerdeki bakkallar sosyal olgudur. Çoğaltmamız lazım. Sıkıştığınız zaman ekmeğinizi, gıda ihtiyacınızı veresiye alabileceğiniz yerlerdir. Bu AVM ve süpermarket kültürüne son vermemiz lazımdır. Mahalle bakkallarını yaygınlaştıralım. Bizim için elzemdir. Mahallenin abisidir, bekçisidir, herşeyidir.

Son olarak biz siyasetçiyiz. Eleştiriye her zaman açık olmamız lazım. Bende elbette bunlara açıktım. Ama küfür, hakaret ve iftira gibi suçlarda bulunan bine yakın kişiye dava açtım. 403 davayı kazandım. Avukat arkadaşıma da söyledim. Bu kazandığımız paraların bir kuruşuna el uzatmayacağız. Öğrencilere, yoksullara vereceğiz. Bu dönemede denk gelmesi iyi oldu. Önümüzdeki dönemde kazanacağımız diğer davalarda da gencecik, pırıl pırıl gençlerimize burs imkanı sağlayacağız. Bize küfür ve hakaret edenler devam etsinler.

Çok Okunan Haber

BİR SİLİFKE EFSANESİ….

Mirza Turgut  tanik haber için yazdı   Yıllar yıllar önce Silifke’den kadınlar çamaşırları Göksu’da yıkar, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir