Anasayfa / Polemik Haberleri / ORTADOĞU SORUNU

ORTADOĞU SORUNU

Tito yönetimi tarafından “ulus” kimlikleri tanınanların dışında kalanlar, 1991 yılında ülke nüfusunun yüzde 10’unu oluşturmakta ve genelde Sırbistan içerisinde ve ona bağlı özerk bölgeler olan Voyvodina ve Kosova’da yaşamaktaydılar. (35) Tito yönetimi tarafından “milliyet” olarak tanınan azınlıklar Arnavutlar, Macarlar; Bulgarlar, Çekler, Çingeneler, İtalyanlar, Romenler, Rutenler, Slovaklar ve Türkleri içine almıştır. Bunların dışında kalan ulusallık ve etnik gruplar ise Avusturyalılar, Grekler, Yahudiler, Almanlar, Polonyalılar, Ukraynalılar, Ulahlar ve kendilerini Yugoslav olarak adlandıranlar şeklindedir.


Dil bakımından yapılan ayrım esas alındığında Sırplar, Hırvatlar ve Bosna Müslümanları aynı dili (Sırpça-Hırvatça) konuştuğu, buna karşılık Makedonların ve Slovenlerin ayrı ulusal dillere sahip oldukları anlaşılmaktadır. Makedon ve Slovenler bakımından dil, ayrı ulus kimliğinin dayanağını oluşturmuş ve onları diğerlerinden ayırmıştır. Sırpça-Hırvatça dilinin yazımında Sırplar Kiril Alfabesini, buna karşılık Boşnaklar ve Hırvatlar ise Latin alfabesini kullanmaktadırlar.


Sırp, Hırvat ve Bosnalı Müslümanlar arasında ulusal kimliğin oluşmasında tarihsel geçmiş ve geleneklerin dışında din/mezhep ayrımı önem taşımaktadır. Bosna Hersek’te yaşayan Boşnakları diğerlerinde ayıran din farklılığıdır; Boşnaklar 15. yüzyılda Müslümanlığı benimsemişlerdir. Buna karşılık Hırvatlarla Sırplar arasındaki temel ayrım mezhep farklılığına dayanmaktadır. Slovenler ve Hırvatlar Katolik, buna karşılık Sırplar, Karadağlılar ve Makedonlar Ortodoks mezhebindendir.


Bir azınlıklar mozaiği görünümünde olan Yugoslavya’da “etnik uyum” 1980 yılında Tito’nun ölmesiyle birlikte bozulmuştur. Sırpların ve Hırvatların ardından Yugoslavya’nın en kalabalık ulusunu oluşturan Arnavutların 1980’lerin başında Cumhuriyet statüsü kazanmak için Kosova’da başlattığı eylemler, Tito’nun döneminde “uyuklayan” milliyetçi akımların Yugoslavya genelinde alevlenmesine neden olmuştur. Geleceklerini Batıda gören Slovenya ve Hırvatistan ayrılıkçı milliyetçiliği benimserken, Federal Ordunun desteğini de arkasına alan Sırplar, Yugoslavya genelinde hegemonya kurma hevesine kapılmışlardır.


2.2. “Yugoslav Uyumu”nun Ortadan Kalkması


Yugoslavya’nın parçalanmasına yol açan faktörlerin başında 1974 anayasası ile kurulan dengenin bozulması gelmektedir. Sırbistan Parlamentosu’nun 1989 yılında Kosova ve Voyvodina’nın özerklik statülerini ortadan kaldırması bu yönde atılan ilk adım olmuştur. Söz konusu kararın ardından Kosova ve Voyvodina’nın 8 kişilik Federal Başkanlık Konseyi’nde temsili devam etmiş; buna karşılık oylamalarda Sırbistan’dan bağımsız hareket etme iktidarı ortadan kalkmıştır. Karadağ Cumhuriyeti’nin her koşulda Sırbistan ile birlikte hareket ettiği dikkate alındığında, Sırpların 8 kişilik Federal Başkanlık Konseyi’nde oyları 4’e yükselmiş, böylece Sırbistan’ın istemediği bir kararın Konseyden geçmesi olanak dışı hale gelmiştir. (36)


Sırbistan’ın Federasyondan izin almadan gerçekleştirdiği değişikliğin ardından Eylül 1989’da Slovenya Meclisi, kendi anayasasında değişiklik yaparak bir yıl sonra çok partili seçim yapma kararı almıştır. Kısa bir süre sonra benzeri bir karar, Hırvatistan Parlamentosu tarafından kabul edilmiştir. (37)


Cumhuriyetler ile Federasyon arasındaki sorunları ele almak üzere, 1990 Ocak-Şubat aylarında toplanan Yugoslavya Komünist Partisi 14. Olağanüstü Kongresi’nde görüş ayrılıkları giderilememiş, ancak çok önemli bir karar alınmıştır: Yugoslavya Komünist Partisi’nin “öncü rolüne ve iktidar tekeli”ne son verilmiştir. Kararın ardından Slovenya, gevşek bir federasyon, pazar ekonomisi ve parlamenter demokrasi önermiştir. Ancak Sırbistan’ın tam aksi yönde ortaya koyduğu katı tutum uzlaşma zeminini yok etmiş ve Sloven delegeler Kongreyi terk etmişlerdir. Yugoslavya Komünist Partisi’nin tasfiyesi anlamına gelen kararın ardından Cumhuriyetlerde, daha önceden kurulmuş olan milliyetçi partilerin faaliyetle

Çok Okunan Haber

Erdoğan’dan kurmaylara talimat: ‘Aramızda kalsın’

Partisinin MKYK toplantısının ardından kurul bir araya gelen Erdoğan’ın, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili devam eden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir