Anasayfa / Polemik Haberleri / Melâmilik!

Melâmilik!

Bazen yanlışlıkla “melanet” hırkası diye telaffuz edilen Melâmet aslında Türk-İslam inanç geleneğinin önemli yapı taşlarından biridir. Melâmet ekolünün yani Melâmiliğin önemli önderlerinden olan Âşık Nesimi’nin şiiri Melâmeti özetler gibidir. Ve “kime ne?” vurgusu ile Nesimi, bir dindar sivil itaatsizlik tarzını ortaya koymaktadır. Tanrı ve insan arasında zerre kadar da olsa bir aracı vasıta ya da kurum tanımaz o.  Hareket ve tercihlerini “el ne der acaba?” esasına göre tanzim etmez.
Yani…
“Kime ne?”  Melâmilikte bir protesto, bir manifesto, bir başkaldırıdır.
Maalesef Melâmilik hakkında yazılan fazla bir şey olmamıştır. Nedenleri arasında bu ekolün “aşkın” tarzını fazlaca taşkın bulan gelenek kadar, Melâmiliğin kendini anlatmak yerine Melâmeti yaşama mantığı da önemli bir etken olmuştur. Dahası, bizzat Melâmet kendini kötü göstermek için özel çaba harcamıştır. Dolayısıyla, halk nazarında kötü “şöhret” edinmeleri Melâmiliğin şiarındandır. Hesabını kula veya kuruma değil, Tanrı’ya verir Melami.
Melâmiliğe dair en uzun ömürlü eseri Abdulbaki Gölpınarlı yazmıştır. Melâmilik ve Melâmiler yayınlanmasının üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ konusundaki temel referans kitap olmaya devam etmektedir.  Mevlevi seması nasıl ki bir gösteri değil, ritüel ise, Gölpınarlı için de Melâmilik araştırma konusu değil bizzat inandığı, takipçisi olduğu ekolü ifade etmektedir.  Yani onun yaşam felsefesi ve hayat tarzını…
Gölpınarlı daha önceden Mevlana’nın bütün eserlerini Türkçeye çevirmişti. Rumi’ye de her şeyiyle bağlıydı, “hilafet” ve “destar” sahibi bir Mevlevi’ydi. Ancak Melâmilik onun için bambaşka bir değerdi, hücrelerinde hissettiği bir hayat imlâsı. Nitekim o Melâmiliğin bir tarikat değil, bir yaşam biçimi olduğunu söylerdi hep. İşte bu nedenledir ki, Gölpınarlı mezar taşının “bî ser-u pâ” –başsız ayaksız– bir Melâmi taşı olmasını istemiş, inancını hayatının sonrasına da aktarmak istemiştir.
Ah, Melâmet, ah!
Sen bir “yol” musun?
Evet ve fakat hayır!
Nasıl mı?
Önce yola bakalım…
Mevlana Mesnevi’sinde şöyle der: “Şeriat muma benzer. Yol gösterir ki ele mum almadan, yol alınmaz. Ele mum alıp yola düştüğünde, yoldaki bu gidişin, yürüyüşün tarikattır.” Ve devam eder. Gideceğin yere varıp, amacına ulaştın mı, bu da hakikattir. Bunun için demişler ki, hakikatler meydana çıktı mı, yollar biter!”
Öte yandan, büyük düşünür Muhyiddini Arabî: “Hakk’ı yollarda arama, çünkü ortada O’na giden bir yol yoktur” diyor. İşte, Melâmilik yoldaki seyirde bir menzilden diğerine gidişi görür. Bir yerde var olunca diğerinde olmamak insana göredir. Her “yola çıkış” aslında bir yoldan çıkıştır. Yolun başı ile sonu iki ayrı menzildir. Evrenin kendi tamamen “yol” olduğuna göre, neden tarikat yani yol olmalıdır ki?
Nitekim Melâmilik yolların bittiği, başka bir deyişle, Allah ile kul arasındaki yolların, uzaklıkların, mesafelerin hiçbir zaman var olmadığına inanır. Fiziki âlemde yol aslında bir bütünden koparılan ve imtiyaz tanınan bir küçük alanı ifade eder. Ayrıca, Allah’ı aramak zaten zımnen onu yitirmişliğe delalet eder. Bu durum hava almak için evin dışına, sokağa çıkmak gibi bir şeydir. Hâlbuki hava her yerdedir.
Melâmilik bu anlamda bir kısım “tasavvuf ehline”  karşı çıkmanın adıdır. Gelenekteki yozlaşmalar arttıkça, geleneğin diğer damarının şahlanmasını, siygaya çekme gücünü ifade eder. Bireysel ve kurumsal kutsallıkların ve dini hiyerarşinin doğurduğu bir dini yorumdur. Melâmiler, kulca ululuktan, ululanmaktan, dava vehimlerinden, kendini göstermekten, halkın sevgi ve saygısını kazanmak çabalarından şiddetle kaçar.
Öylesine ki…
Melâmilikte “keramet” bile insana benlik verdiği için erkeğin “hayız görmesi” olarak algılanmıştır. Kendini herkesten aşağı, herkesi kendinden üstün gören, giyim-kuşam özelliğiyle, tekkeden, vakıftan hazır yemekle, zikirle, vecde gelip çığlık atarak kendisini göstermeye çalışmayan, halktan hiçbir suretle ayrılmayan, kazancıyla geçinen” kes

Çok Okunan Haber

Erdoğan’dan kurmaylara talimat: ‘Aramızda kalsın’

Partisinin MKYK toplantısının ardından kurul bir araya gelen Erdoğan’ın, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili devam eden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir