Akan kanı durdursun AK Parti’ye oy veririm

Akan kanı durdursun AK Parti’ye oy veririm

Yavuz Bingöl’ün bir önceki albümü ‘Kül’ artık tamamlandı: Çünkü yeni albüm ‘Ateş’ artık raflarda. 11. solo albümü ‘Ateş’i harlamaktı niyet ama bir sürü tarakta bezi olan Bingöl’le bir araya gelince tabii ki müzikten oyunculuğa, yönetmenlikten siyasete epey uzandı

Yeni albüm ‘Ateş’ bir önceki ‘Kül’ün devamı mı? 
Evet, onları ayırmıştım ben, kavuştular. Şu kriz dönemi vardı ya, teğet geçen, o zaman ikili albüm olarak hazırlamıştım ‘Kül ve Ateş’i. 30’a yakın şarkı olacaktı ve yarısı Batı sazlarıyla çalınan şarkılar yani ‘Kül’, yarısı da türkü yani ‘Ateş’ olacaktı. Ama kriz bizi de vurdu. Albümün fiyatı yüksek olmasın diye ‘Kül’ tek çıktı. Ama bu albümün yüzde 80’i hazırdı. 

Bu albümün içinde sadece türkü yok. Mete Özgencil bestesi de var. 
Mete dedi ki yıllardır sakladığım bir şarkı var, senin sesinden çok duymak istiyorum. Çok etkilendim şarkıdan, o yüzden okudum. 

‘Deniz Gözlüm’ de hembeste hem de kaybettiğimiz Seyfi Teoman ’a adanmış. 
Seyfi 22 gün direndi. O şarkının sözleri Seyfi’yi anlattığı için Seyfi’nin anısına okudum. Seyfi o kadar düzgün bir insandı ki, bazen keşke hiç tanımasaydım diyorsunuz. Nürnberg Film Festivali’nde onun filmi ödül almıştı, bizim ‘72. Koğuş’ da yarışmıştı. Orada tanıştık. 

Bu albümde de yine hüzün var. 
İnsanların hayatıyla ilgili bir şey bu bence. Benim hayatım da çok laylaylom geçmedi. Biliyorsunuz annem bir ozan, Şahsenem Bacı. Ozanlık yaptığı dönemlerde ülkemizde ozanlar, şairler, yazarlar ya hapislerde ömürleri geçmiş ya Sivas’taki gibi yakılmışlar. Evleri taşlanmış, kurşunlanmışlar, işkenceler görmüşler. Annemin de başından geçmeyen kalmadı o dönemlerde. Mesela Çorum’da bir konserde annem beni çağırdı, ana oğul beraber söyledik, 11-12 yaşlarındaydım. Annemi kurşunladılar. Annem benim üzerime kapaklandı ana refleksiyle, halbuki o an kendisine kurşun atılıyor. Babam da öyle… Kemal Türkler’e saldıranlar, İki yıl öncesinde babama saldırmışlardı Adapazarı’nda. 

Peki bunları yaşıyorsunuz ama ne cesaretle annenizin yolundan yürümeye devam ediyorsunuz? 
Annem çok yiğit bir kadındır, babam da öyle. Ama sanatın içinde de bu var, korkmadan ve cesurca söylemek. Âşık Mahsuni Şerif, annemin çok yakın arkadaşıydı. Herhalde onlardan çekinmeden lafını söylemeyi, dürüst olmayı gördüm. Ahmet Telli’nin bir cümlesi vardır ve çok etkilemiştir beni: “Dünyanın cesur ulusları yoktur cesur insanları vardır”. Ben de öyle olmaya çalıştım. Korktuğum anlar vardı ama kendi haline bıraktım. 

Özellikle korktuğunuz bir şey oldu mu? 
90’lı yıllarda PKK, şehitler, faili meçhullerin yoğun olduğu dönemlerde sol değerlere inanmış biri olarak barıştan, kardeşlikten, demokrasiden bahsettiğiniz zaman bile adınız bölücü oluyordu. Başka şeylerle suçlanıyordunuz. Umuda Ezgi’yle birlikte politik müzik albümü yapmıştım. O dönemlerde bazen korkuya kapılırdım. Ankara’da bir beyaz Renault tarafından günlerce takip edildiğimi hatırlıyorum. 

Umuda Ezgi’den neden ayrıldınız? O politik bir gruptu, siz ayrılınca türkü albümleri çıkarmaya başladınız? 
Umuda Ezgi son yıllarda barda müzik yapmaya başlamıştı. Ben de buna karşı çıkıyordum. Politik bir müzik yaptığımız için o dönemler çok muhafazakâr yanlarımız vardı, şimdi karşı olmayabilirim. Bir de o zamanlar her şeyi ben yapıyormuşum gibi dünyanın merkezine koymuştum kendimi. Sonunda ben ayrıldım, çıkardığım ilk albümde de Yavuz Bingöl diye biri oldum. 

Kendim protest müziğe devam edeyim diye düşünmediniz mi? 
Politik müzik yapan gruplar da o dönem türkülere yan gözle bakarlardı. Biz de bunu bazen yapıyorduk. Köylünün kendince çalıp söylediği türküyü, Mevla ya da Allah kelimesi geçiyor diye onlar gerici türküler olara

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM