Anasayfa / Baş Yazar / ROMAN MI ÇİNGENE Mİ, EZİLMİŞ HALKIN ÖYKÜSÜ (1)

ROMAN MI ÇİNGENE Mİ, EZİLMİŞ HALKIN ÖYKÜSÜ (1)

ROMAN MI ÇİNGENE Mİ, EZİLMİŞ HALKIN ÖYKÜSÜ (1)

ACILI AÇIKLI HALKIN ÖYKÜSÜ

Mirza Turgut-2008

Bu araştırma yazısından “Roman mı Çingene mi ezilmiş halkın öyküsü” adlı bir BELGESELyaparak, Roman derneğine hediye ettim..

Belgesel, Roman halkının bilinç ve kültür düzeylerinin gelişmesine çok faydası oldu.

Ayrıca, belgesel, dünyanın hemen tüm ülkelerindeki ROMANLARA ulaştı.

İşte o belgesel’in oluşmasını sağlayan araştırma yazısının tam metni:

1.Acılı-açıklı halkın öyküsü

İnsanoğlunun tarihsel öyküsüne göz attığımızda iki ayrı gelişmeyi bir arada görürüz. Bir yandan daha iyi, daha güzel ve insancıl demokratik kültürün geliştirilip günümüze taşınması; diğer yandan insanın insanı aşağılayıp, yok edip, tarih sahnesinden silmeye çalışması.

İşte bunun için belli bir tarihi aşamada kendinden söz ettiren bazı halklar, ya topluca yok oldu ya da dönüşüme uğradı. Anadolu’da yaşayan birçok halkın tarih sahnesinden çekilmesinin nedeni budur.

Örneğin Çanakkale’de yaşayan Truvalılarla Lidya ve Frigyalılar tarihin o aşamasından sonra kaybolmuşlardır. Tıpkı 2000 yıl uygarlık sürdürmüş Hititler gibi.

Bu arada Sümerlerin devam olarak Sami ırkı ve bugünkü Araplar, Cermenlerin devamı olarak Almanlar, Frankların devamı alarak Fransızlar, Got ve Vizigotların devamı olarak Hollandalı ve Danimarkalılar tarihin bu aşamasına kadar gelmişlerdir. Yani, tarihin belirli aşamasında etkili olmuş halkların bazıları dönüşüme uğrayarak günümüze taşınırken, bazıları o tarihi dönemle sınırlı kalmışlardır. Beş bin yıla sığan insanlık macerasının geri planında böylesine dramatik-trajik bir öykü saklıdır.

Tüm dünyada çingeneler olarak adlandırılan halk kitleleri ise, yukarıdaki tarih bilgi ve bilincimize aykırı bir gelişme seyri izlemiştir. Çünkü Çingeneler, tarihin belirli bir aşamasında yaşayıp, devlet kurarak, insanlığa bir kültür mirası bırakıp, sonra yok olmuş bir halk değil; dün de bugün de çeşitli devlet ve toplumların egemenliğinde yaşamış, hemen her toplumdan dışlanmış, aşağılanmış, horlanmış, ezilmiş bir halk… Bu bağlamda tarihin bilinci açısından bildiklerimizin, ezberlediklerimizin dışında tarihi-toplumsal öyküye sahip…

Anadolu’da, nereden geldiği bilinmeyen, ancak en az 1000 yıllık, Türk halkının söyleminde yer alan, 72.5 millet kavramının içeriğini eşelediğimizde buçuk’un çingeneleri tarif etmek için söylendiğini görürüz. Yani yaklaşım bin yıldır, Anadolu topraklarında, çingeneler 72 milletin dışında bir grup olarak tanımlanıyordu.

Çingenelerin tarihi ile ilgili olarak çok fazla bilgiye sahip değiliz. Bu bile çingenelerin dramatik-trajik öykülerini anlatması bakımından tipik bir örnektir.

Çingeneler kendilerine çingene denmesini istemiyorlar. Çünkü dünyanın her yerinde bu ismin aşağılama, horlama, dışlama ile aynı anlama geldiğini düşünüyorlar; bu nedenle kendilerine Roman denmesini istiyorlar. Hem tarihsel öykülerin dramatikliği, hem de günlük yaşamda, toplum dışına itilmiş olmalarına inat ve altını çizerek roman olduklarını söylemelerinin elbette bir anlamı var. Var, çünkü Roman “iyi adam” anlamına geliyor. Yani bizler onları küçümsemek için inadına çingene derken, onlar inadına iyi adam olduklarına vurgu yapıyorlar. Bunun Roman halkı açısından hoş bir ironi olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Romanlara ilişkin tarih bilgimiz ancak 1000 yıllarına dayanıyor. Hindistan’dan göç ediyorlar. Göç nedenleri bilinmiyor. Muhtemeldir ki kast sistemine dayalı Hindu uygarlığı bir biçimde Çingeneleri sürgüne zorlamış olabilir. Hindistan’dan göç iki koldan oluyor.

Birinci kol Kafkaslar ve Balkanlar üzerinden Avrupa’ya , ikinci kol, Pakistan, Afganistan üzerinden Suudi Arabistan, Ürdün, Irak, Mısır ve Filistin’e geliyor.

Avrupa’daki Romanların sayılarına ilişkin sağlıklı bilgilere sahip değiliz. Kimi kaynaklara göre 7 milyon, kimisine göre 2 milyon. Güvenilir bulduğum bir kaynağa göre, Avrupa’daki roman sayısı şöyle:

Romanya: 800 bin
Bulgaristan: 800 bin
Yugoslavya: 800 bin
Çekoslovakya: 600 bin
Macaristan: 500 bin
İspanya: 500 bin
EskiSSCB: 260 bin
Fransa: 250 bin

Türkiye’de 500 ile 750 bin arasında olduğu varsayılıyor.

Çingeneler kendi içlerinde üç ayrı gruba ayrılıyor: Kaldera, Gitano ve Manuşlar. Üçü arasında dil, din ve tabi ki kültür birliği yok… Bu nedenle tarihin hiçbir aşamasında ulus olamadılar. Zaten bu üç değere sahip olmaları için gerekli olan toprak ve toprak birliğine hiçbir zaman sahip olmadılar. Ulus bilinci olmayınca, aralarında dil birliğinin olmaması da anlaşılabilir.

Avrupa ve Balkanlara giden Romanlar, Mısır ve Filistin’e gidenleri Roman saymıyor. Yani aralarında da böylesine ayrımlar olduğu gibi birbirlerinin dillerini de anlamıyorlar…Tıpkı Kürt ile Zaza’nın ya da Türkmenistanlı Türk ile Türkiyeli Türk’ün birbirlerinin dillerini anlakta zorlandıkları gibi.

Öte yandan, yaşadıkları her ülkede en alt meslekleri yapmaya zorlanmışlardır. Örneğin çöp toplayıcılığı, sepetçilik, demircilik, kalaycılık gibi. Dışlanan, horlanan Romanlar içlerine kapanmamışlar ve yaşamı eğlenceye dönüştürmüşlerdir. Bu nedenle, eğlenme ve eğlendirmeye dönük genetik özelliği “karakter” olarak oluşturmuşlardır. Özellikle Roman kadınlarının 120 yaşlarına kadar yaşamasının nedeni budur.

Romanların sağlıklı bir tespitinin yapılamamasının nedeni, hem kendi içlerindeki çekişme, hem de yaşadıkları toplumların asimilasyon politikasıyla bütünleşmeleridir.

Örneğin ülkemizdeki çeşitli gruplar Osmanlı döneminde Abdal kültürü ile tanışmışlar ve kendilerini Abdal olarak tanımlamaya başlamışlardır. Bilindiği gibi Abdal Musa, Hacı Bektaş’ın Antalya yöresindeki havarisidir ve tümüyle muhalif bir duruşu, iddiası vardır.

Egemen ideolojik-kültürel yapının dışladığı çingeneler, muhalif Abdal kültürünü kendilerine yakın bulmuşlardır. Silifke’deki Say mahallesi ile Tece’deki “sepetçiler” diye bildiğimiz çingeneler, tam da böylesi bir geçmişten gelmektedirler.

Turgut Reis mahallesinde yaşayan Romanlarla yukarıdakiler arasında neredeyse hiçbir benzerlik kalmamıştır.

DEVAM EDECEK

 

Çok Okunan Haber

Büyükşehir’den merkezden kırsala spora destek

Mersin Büyükşehir Belediyesi, merkezden kırsala her alanda spora desteğini sürdürüyor. Büyükşehir ekipleri bu kez Erdemli’nin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir