Anasayfa / Kültür Sanat Haberleri / ERTUĞRUL ÖZKÖK

ERTUĞRUL ÖZKÖK

Davacının külotlu çorabı, davalının boxer’ı


LÜTFEN bazı meslektaşlarımın yazdıklarına bakıp, “Adam oral sekse taktı” deyip yine bana kızmayın.


Evet, inatla, ısrarla şu malum “oral seks” meselesine devam edeceğim.
Kuran kursuna gittiğini söyleyen Müslüman bir kadının, bütün dünyanın karşısına geçip, neden “spermin tadını” tarif etme ihtiyacını duyduğunu anlatmaya çalışmıştım.
Bazıları bunu benim arka odalarımdaki “takıntılarıma” bağlamıştı.
Takmadım, takmamaya devam ediyorum.
Hazırlıklı olun.
Bugün oral seks olayının daha da derinlerine gideceğiz.
Gideceğiz, çünkü, demokratik bir hukuk devletinde, bir ileri demokraside, kamuoyunun neredeyse yüzde 100 ikna olduğu bir davanın nasıl yürütüldüğünü anlatmak istiyorum.


SEDAT ERGİN GİBİ YAPTIM 25 SAYFA METNİ OKUDUM


Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski başkanı Dominique Strauss-Kahn hakkındaki “tecavüz suçlamaları” önceki gün itibariyle resmen düştü.
Üstelik davanın düşmesini, bizzat bu davayı açan savcı talep etti.
Önceki gece oturup savcının davanın düşürülmesi talebi için hazırladığı 25 sayfalık belgeyi okudum.
Anlayacağınız tam anlamıyla Sedat Ergin titizliği ile çalıştım.
Buyurun size bir tecavüz davasından ilginç sahneler.


ASKERLER TECAVÜZ EDERKEN BAŞIMI MASANIN ALTINA SOKTU


Savcının belgesi şu ifade ile başlıyor:
“Başlangıçta elimizde olan deliller, ‘davacının’ haklı olduğu konusunda bizi tatmin etmişti.”
Başta tecavüz konusunda ikna olmuş olan savcıların görüşü, “davacının” ilk yalanlarını keşfetmeleri ile değişmeye başladı.


İLK YALAN “Davacı”, ilk ifadesinde, Gine’de bulunduğu sırada isyancı askerlerin tecavüzüne uğradığını söyledi.
İki hafta sonraki ifadesinde, “2 yaşındaki kızının gözü önündeki” tecavüzü bütün ayrıntıları ile anlattı. Kaç kişi olduğunu, kollarından tutup nasıl yere yatırıldığını bütün detayları ile verdi.
Her iki ifadede her şeyi çok içten ve inanarak söyledi. Ağladı, hatta askerlerin başını nasıl masanın altına soktuklarını göstererek izah etti. Vücudunda bazı izler gösterdi.


İFADE DEĞİŞİYOR Ancak 8 ve 9 Haziran’daki ifadesinde, “Gine’deki tecavüzü kendisinin uydurduğunu” söylemek zorunda kaldı.
Savcı, “Biz senden dürüst olmanı istemiştik. Neden böyle bir yalan söyledin” deyince verdiği cevap şu olmuştu:
“Amerika’dan sığınma hakkı alabilmek için böyle bir hikâye uydurdum.”


YAKALANIYOR İşte bu noktada daha kötü bir şey ortaya çıktı.
Savcılar boş durmamış, onun ABD’ye sığınmak için yaptığı başvurunun bütün belgelerini incelemişlerdi.
Başvuru belgesinde böyle bir tecavüzden söz etmemişti.
Bu yalana da şu gerekçeyi vermişti:
“Sığınma başvurusu sırasında bir arkadaşım bana bu hikâyeyi uydurmamı söyledi. Ama ben kullanmadım.”
Savcılar yine de şu varsayımdan hareket ederek son noktayı koymadılar.
Eski bir yalan, yeni bir gerçeği ortadan kaldıran delil olamazdı.
O nedenle, 14 Mayıs 2011 günü Sofitel Otel’in 2806 numaralı odasında neler olduğunu bilmek gerekiyordu.


ODALARIN ÜZERİNDE ‘RAHATSIZ ETMEYİN’ KARTI MI VARDI


Bu olayın, “mağdur” dışında tanığı yoktu. Dolayısıyla onun anlattıkları dinlendi. O gün 28’inci katta olanlarla ilgili 3 ayrı versiyon anlattı.


BİRİNCİ VERSİYON Davacı, olaydan hemen sonra odadan kaçtığını, 28’inci kattaki koridorun sonuna gittiğini ve orada bağlı olduğu görevlinin gelmesini beklediğini belirtti.
Savcılar, “Niye başka bir odaya girip kendini kurtarmaya çalışmadın” diye sorunca, “Öteki odaların hepsinin üzerinde ‘Rahatsız etmeyin’ kartı vardı” cevabını verdi.


İKİNCİ VERSİYON 28 Haziran’da ise olayı farklı anlattı.
Buna göre, Strauss-Kahn’ın odasından kaçtıktan sonra 2820 numaralı odaya gidip orayı temizlemeye başlamıştı.
Daha sonra, katta örtülerin konduğu odaya gittiğinde, müdürüyle karşılaştığını ve birlikte 2806 numaralı odaya gittiklerini söyledi…


ÜÇÜNCÜ VERSİYON 27 Temmuz’da ise yeni bir versiyon daha geldi. Buna göre “davacı”, sabah e

Çok Okunan Haber

BÜYÜKŞEHİR, YUMUKTEPE HÖYÜĞÜ’NÜN KAZI BAŞKANI ISABELLA CANEVA ONURUNA VEDA ETKİNLİĞİ DÜZENLEDİ

BAŞKAN SEÇER: “YUMUKTEPE’NİN MERSİN’E YARAŞIR BİR ARKEOPARK OLMASI İÇİN KARARLIYIZ” CANEVA: “ÇOK HEYECANLANDIM, ÇOK MUTLUYUM” …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir