ÇETİN ALTAN:

ÇETİN ALTAN:

Dam onarımı


• 
Haftanın ağırlığını tartan terazinin bir kefesi, sık karşılaştığım bir soruyla aşağıya doğru eğilmişti.
– Sıcaklarla aranız nasıl, bir yerlere gitmeyi düşünmüyor musunuz?
* * *
Haftanın ağrılığını tartan teraziler; yaşlara göre, makamlara göre, mesleklere göre, geçim kaynaklarına göre değişiyor gibiydi.
* * *
Rahmetli annem sağ olsa, haftanın ağrılığını:
– Sus sus, hiç sorma; bu hafta başıma neler gelmedi neler, diye anlatmaya başlardı.
* * *
Siyasi liderler için haftanın ağırlığı, “ille de benimki ağır basacak” diye kantar kantara vuruşmak üstüneydi.
* * *
Bir de haftanın hafifliği vardı.
Bendeniz için haftanın hafifliği, İngiltere Başbakanı Cameron ile eşinin, 8 yaşlarındaki kızları Nancy’yi, yemek yedikleri “pub”da unutarak eve öyle dönmeleriydi.
* * *
Bizim için tam bir övünç trampleniydi bu haber:
– 500 yıllık Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, 88 yaşını bitirmekte olan T.C. döneminde de; hiçbir sadrazam, hiçbir Başbakan, eşi ve küçük kızıyla ne bir “aşocağı”na, ne bir lokantaya gitmiş; ne de küçük kızını unutmuştur orada… Bugün de bu böyledir, yarın da böyle olacaktır. Bizler süper bir devlet olma yolunda ilerlerken; İngiltere’yi bile 8 yaşındaki kızını karısıyla gittiği “pub”da unutan “tepe sersemi” Başbakanlar yönetiyor. Onlar bata dursun, biz de hızla yükseliyoruz.
* * *
Böyle bir övünmeyle göğüslerimiz kabarmaz da, hindiler mi kabarır; durum apaçık ortada…
* * *
Ah bir de mevsim normallerini geçen şu sıcaklar olmasaydı.
* * *
Vaktiyle İstanbul’un nüfusu henüz 1 milyon bile değilken; birkaç yılda bir, ahşap köşklerle ahşap evlerin damları aktarılırdı.
Şimdi de hafta başından beri, bizim, 55 m. yüksekliğindeki 41 daireli apartmanın damı onarılıyor.
* * *
Biz de en üst katta oturduğumuzdan, gün boyu süren gürültülü “taktaklara” dayanmak zorunda kalıyoruz.
* * *
Rahmetli annem gibi:
– Ah ah başıma gelenleri hiç sormayın, demeyeceğim ama; şu sırada saat sabahın 8.30’u…
Ve güçlü “taktaklar” altında yazı yazmak; babası da dostum olan genç berber arkadaşın anlayacağı bir şey değil:
– Nasıl olsa alışmışsınızdır yazmaya siz, diyor; taktaka maktaka aldırmazsınız.
* * *
Sonra da kendisinden örnekler veriyor:
– Bizim yanımızdaki apartmanı da yıkıyorlar, yerine daha büyüğünü yapacaklarmış. Gürültüden geçilmiyor. Ama ben hiç aldırmıyorum, kendi işime bakıyorum.
* * *
Kışın, bizim dam kıyılarındaki oluklar tıkanıyor. Söylentilere göre, oralara sığınmaya kalkan kuşlar yüzünden tıkanıyormuş.
Yağmur ve kar suları birikiyor tepemizdeki tavanarasında.
* * *
Bu kış da, yatak odasındaki küçük avizenin, tavana bağlı olduğu yerden su damlamaya başladı.
Bir elektrik kontağı ile yangın çıkabilirdi.
Neyse ki, çağrılan elektrik teknisyenleri, kestiler o küçük avizenin elektriğini.
* * *
Artık yağmurlar yağmadığı ve yaz geldiği için; damın onarımına, olukların açılmasına, tavanarasının alt kata su geçirmez bir yalıtımla yeniden düzenlenmesine çalışılıyor.
* * *
Bir hafta önce de asansör onarımı vardı.
206 basamak merdiveni çıkabilecek bir yaş değil 85’in sonu.
Allahtan Cihangir’deydik; onarım bittikten sonra geldik Göztepe’ye…
* * *
Dam onarımı “Digitürk”ün anteni de bozulmuştu.
Ve bendenizin tek zamanı unutma çaremdi, TV’deki sinema kanalları.
Neyse rica minnet, ahbap aracılığıyla, teknisyenler hemen gelip düzelttiler anteni ve bendeniz de; yaşlılara özgü, “depresiv” bir yalnızlıktan kurtuldum.
* * *
Ülkenin onca sorunu varken, bireysel bir “tazallüm-i hal” i kim ipler…
* * *
“Taktaklar” altında yazı yazarken de, ülkenin sorunlarına çözümler yumurtlamak kolay olmuyor.
* * *
3 ay süreyle bakıma alınacak Haliç ve F.S. Mehmet Köprüleri’nin yaratacağı yeni bir trafik cehenneminin çaresi yok.
Ama yeni Anayasa yapıldığında, yepyeni bir T.C. doğacakmış; ne güzel.
* * *
Yine de, haftanın ağırlığı; bizim dam onarımı üstüne değilseydi bile, sı

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Dam onarımı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM