CAN DÜNDAR

NATO füzelerine susacak mıyız?
Türkiye, bir gece yarısı açıklamasıyla, NATO’nun füze kalkanına ev sahipliği yapmayı kabul ediverdi.
Üç sene önce Çekoslovakya’ya kurmayı denemişlerdi.
Halk tepki gösterdi; vazgeçtiler.
Sonra Polonya denendi.
Yine kitleler direndi; vazgeçildi.
Allah’tan Türkiye’de kamuoyu tepkisi diye bir dert yok.
Hükümet “Tamam alıyoruz” dedi.
Bitti.
* * *
Tabii bu stratejik değişikliğin tek nedeni, Türk kamuoyunun uysallığı değil…
İran’ın silah gücünün artması da, kalkan olarak komşu Türkiye’nin cazibesini artırdı.
Malum; “Füze Kalkanı Projesi”nin asli hedefi, İran…
Konu son yıllarda hangi uluslararası toplantıda gündeme gelse Türkiye ısrarla, “Bunun İran’la ilgisi yok” tezini işliyordu.
Cumhurbaşkanı Gül de Başbakan Erdoğan da NATO belgelerinde “İran” adının zikredilmesine kararlılıkla direnmişti.
İşi özetleyen, Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy oldu:
“Biz kediye kedi deriz.”
* * *
Bahsedilen “kedi”nin “İran” olduğunu nereden anladık?
Tabii ki Wikileaks belgelerinden…
Sızan bir belgeden öğreniyoruz ki, 18 Eylül 2009’da Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, bütün büyükelçiliklere bir mesaj yollamış:
“Başkan (Obama), İran’ın muhtemel tehdidine karşı füze savunma sistemi kurulmasını kabul etti” demiş.
Beş ay sonra da ABD Savunma Bakanı Robert Gates, ağız yoklamak için Türkiye’ye gönderilmiş.
Tarih: 16 Şubat 2010…
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile görüşmüşler.
Gönül, baş başa görüşmede, (Hükümetin kamuoyuna verdiği mesajın tersine), “İran tehdidi konusunda kaygılıyız” demiş.
“Gerçi Türkiye’ye karşı bir saldırı beklemiyoruz, ama Batılı müttefiklerimize yönelik bir tehdit, hava savunma kapasitesini önemli kılar” diyerek “Hazırız” mesajını vermiş.
Bu görüşmeyi Washington’a nakleden Ankara’daki Amerikan diplomatı şu notu düşmüş:
“(Bakanın) İran’ın Avrupa için bir tehdit olabileceğini kabul etmesi, söz konusu tehdidi hafife alan daha önceki Türk söylemlerinden ayrılmaktadır.”
Bu yorum, AKP’nin, İran konusunda politika değiştirdiği anlamına geliyor.
* * *
Dün Güngör Uras’ın isabetle hatırlattığı gibi Türkiye, 1961’deki Küba Krizi’nde de topraklarındaki Jüpiter füzelerinden de yine tesadüfen haberdar olmuştu.
Bu kez de İran’a karşı Batı’nın yeni savunma konseptinde görevlendirildiğimizi, kazara sızan belgelerden öğreniyoruz.
New York Times, “ABD’li generaller memnun” diyor.
Wall Street Journal “Anlaşma İran ile Türkiye arasında gerilimi artırabilir” yorumunu yapıyor.
Türkiye kamuoyu ise tartışmıyor bile…
İsrail’le Mavi Marmara dalaşı haklı olarak ön plana çıkarken, Türkiye’nin doğu komşusuna karşı kendini bir yerde İsrail’e kalkan etmesi hiçbir tepki yaratmıyor.
* * *
İran’la gerilimi derinleştirecek böylesi bir adımı, “Ama resmi belgelerde İran’ın adı yok ki” diye savunmak mümkün mü?
Hepimizi hedef haline getirecek bu kadar önemli bir kararı, ne Meclis’e ne millete hesap vermeden, bir gece yarısı açıklamasıyla geçiştirmek mümkün mü?
Asıl soru İslamcı basına:
İran hassasiyeti, İsrail husumeti neden burada devrede değil?


 

Çok Okunan Haber

MUT TAŞHAN’DAN KLASİK MÜZİK EZGİLERİ YÜKSELDİ

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi öncülüğünde tarihi Taşhan’da vatandaşlara klasik müzik gecesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir