AHMET HAKAN:

Deniz Feneri nerelere uzanır?


DENİZ Feneri Davası’ndaki gelişmelerden hiç memnun değilim.
Mesela: Ergenekon’a misilleme olsun diye verildiği her halinden anlaşılan tutuklama kararlarından memnun değilim.
Mesela: Bu davanın savcılarının görevden alınmasından memnun değilim.
Mesela: Bu davanın üzerine düşen iktidar gölgesinden memnun değilim.
Mesela: Bu davanın sanıklarının aklanıp temize çıkma imkânlarının ellerinden alınma durumundan memnun değilim.
Mesela: Tıpkı Ergenekon Davası’nda olduğu gibi bu davada da henüz yargılama tamamlanmadan hüküm verilmesinden memnun değilim.
Mesela: Görevden alınan savcıların davayla ilgili sanıklar aleyhinde sağa sola bilgi sızdırmalarından memnun değilim.
¡ ¡ ¡
Memnun olmadığım bir husus da “Deniz Feneri kimlere uzanacak?” meselesini gıdıklayarak yapılan aleni haksızlıklar.
Mesela “taç giydiği için artık akıllanabilmiş olacağı” hususunda iyi niyet sahibi olduğum bizim Şamil Tayyar, milletvekili sıfatıyla televizyona çıkıp, “Eğer Hürriyet’te yazmıyor olsaydı Ahmet Hakan da Deniz Feneri’nden tutuklanabilirdi” diyebiliyor.
Deniz Feneri’yle benim en küçük bir irtibatım olduğuna dair elinde minicik bir kanıt var mı?
Yok.
Ama ne fark eder?
Nasıl olsa…
Bir davayı “çuval” haline getirip gıcık olunan herkesi o davanın içine tıkmak gibi bir geleneğimiz var artık.
Ve bizim aslan parçası Şamil de o geleneğin yılmaz bir öncüsü…
¡ ¡ ¡
İşte bakın!
Kendisine haksızlıklar yapılan eski savcı, yeni CHP Milletvekili İlhan Cihaner de aynı mantık üzerinden gidiyor.
Diyor ki:
“Deniz Feneri AK Parti’ye uzandı.”
Deniz Feneri’ne teslim edilen yardımların AK Parti’ye gittiğine dair şu ana kadar ortaya en küçük bir kanıt, en küçük bir belge konulabildi mi?
Hayır!
Ama İlhan Cihaner de “bir davayı çuval haline getirip kıl olduğu kişi ve kurumları o çuvalın içine yerleştirme geleneği”ne yaslanıyor.
Ve sallıyor:
“Deniz Feneri Davası, AK Parti’ye uzandı.”
Şimdi Başbakan Tayyip Erdoğan çıkıp o meşhur “İspatla… İspatlayamazsan…” nutkunu atsa, İlhan Cihaner ne diyecek?
¡ ¡ ¡
Benim açımdan Deniz Feneri Davası’na hakkaniyetli yaklaşım şöyle bir şeydir:
Ergenekon Davası’nda yapılmasını istemediğini, Deniz Feneri Davası’nda da isteme.
Ya da…
Ergenekon Davası’nda yapılmasını istediğini, Deniz Feneri Davası’nda da iste.


Bir sakin güç olarak Ahmet Davutoğlu


DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun dün “Mavi Marmara” meselesiyle ilgili olarak hem Birleşmiş Milletler’e, hem de İsrail’e kafa tutan açıklamalarını dinlerken aldığım notlar şunlardır:
¡ ¡ ¡
Kurşun gibi ağır sözleri gayet yumuşak bir şekilde ifade ediyor.
Sözlerinin gücünü arttırmak için vurgularını geri çekiyor.
Tarihi nitelikteki kararları açıklarken heyecansızlığa doruk yaptırıyor.
Diklenirken diklenmiyormuş gibi yapıyor.
Jestsiz ve mimiksiz bir kararlılık içinde…
Duygularını yansıtmaktan kaçınan bir hali var.
Yapmacıklık yaymıyor.
Bir hakikilik var üzerinde.


Twitter’da kalıcı olmak isteyen ünlül ere tavsiyeler


HÜLYA Avşar bir kez daha pes edip Twitter’dan kaçmış.
Nedeni belli: Gelen mesajlara öfkelenmiş.
Ve yine “çeker giderim efeler gibi” deyip gitmiş.
Bir daha gelir mi, bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Ünlülerin “Twitter” denilen âlemde var olabilmeleri için bazı hususiyetlere sahip olmaları gerekiyor.
“Gayret benden, takdir yaratandan” diyerek…
Twitter’da var olmak ya da varlığını sürdürmek isteyen ünlüler için o hususiyetlerin bir listesini çıkardım.
Takdim ediyorum:
¡ ¡ ¡
BİR: Sağlam bir sinir sistemi…
İKİ: Güçlü bir tahammül duygusu…
ÜÇ: Sadece övgü işitmeye merak duymayıp sövgüye de göğüs germe kapasitesi…
DÖRT: Laf çarpmaların, incitme çabalarının, tökezletme gayretlerinin arka-planını çözebilme yetisi ve sezgisi…
BEŞ: Anlayış sahibi olabilme becerisi…
ALTI: Geçilen dalgaları, alaylarla savuşturabilme zekâsı…
YEDİ: Kriz çıkarma

Çok Okunan Haber

MUT TAŞHAN’DAN KLASİK MÜZİK EZGİLERİ YÜKSELDİ

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi öncülüğünde tarihi Taşhan’da vatandaşlara klasik müzik gecesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir