TIP FAKÜLTESİ HASTANELERİ BORÇ BATAĞINDAN KURTULAMIYOR

Gün geçtikçe artan borçları nedeniyle mali zorluklarla mücadele etmeye çalışan Devle ...

11.9.2017 10:38:00

Gün geçtikçe artan borçları nedeniyle mali zorluklarla mücadele etmeye çalışan Devlet Üniversitesi Hastaneleri, bir taraftan da özellikli ve ileri seviyede tıbbi hizmet vermeye çalışıyorlar. Binlerde uzman doktor yetiştiriyorlar ve milyonlarca hastayı sağlığına kavuşturuyorlar.

Hepimiz biliyoruz ki, ülkemizdeki tıp eğitimi ve sağlık uygulamalarının nitelikli seviyeye gelmesi ve dünya standartlarında kaliteli ve ileri tıbbi uygulamalar, üniversite hastaneleri sayesinde gerçekleşmiştir. Bu bakımdan bu hastanelerin mali ve insan kaynakları yetersizliğine mahkum edilmesi kabul edilemez.

Yaptıkları sağlık hizmetleri nedeni ile maliyetinin çok altında bir gelirle karşı karşıya kalan tıp fakültesi hastanelerinin döner sermaye bütçesi açık vermekten kurtulamamaktadır. Maliye Bakanlığı, özellikle bina inşaatı, tıbbı cihaz, ilaç, nitelikli personel ve araştırma-geliştirme giderlerinde Tıp Fakültesi Hastaneleri’ne yoğun destek vermelidir.

Üniversite hastaneleri arasında eşgüdümü sağlayacak YÖK’e bağlı bir üst kurulun olmaması işleri daha da zorlaştırıyor. Bu durum girdi maliyetlerini arttırdığı gibi hizmette kalite standardının sağlanmasını da engelliyor. Hem Türkiye’nin sağlık alanında cazibe merkezi olmaya aday bir ülke olduğunu söyleyeceksiniz hem de Tıp Fakültesi Hastanelerini zorluklar içine atacaksınız. Olmaz böyle bir şey!

Şu gerçeği gözardı edemeyiz; Türkiye’deki tıp fakülteleri ve hastaneleri her zaman nitelikli sağlık hizmeti ve nitelikli eğitimin merkezi olmuşlardır. Onları gözümüz gibi korumalı, gerçekçi bütçe ve gider politikalarıyla destek vermeliyiz. Devlet hastanelerinin zararlarını gider esaslı bütçe uygulaması ile karşılayan bakanlıklar, aynı bütçe sistemini tıp fakültesi hastaneleri için de yapmalıdır.

Üniversite hastanelerindeki bu sorunun çözümü bir devlet görevidir ve hangi hükümet olursa olsun bu konuda durumdan vazife çıkarmalıdır. Bunun yanında üniversite hastanelerinin genel hastaneler gibi rutin sağlık hizmeti veren sıradan hastaneler konumundan çıkarılarak esas görevi olan araştırma ve uygulama alanına dönmeleri sağlanmalıdır.

Türkiye’de sosyal güvenlik açıkları bütçenin en büyük kara deliğini oluşturmaktadır. SGK bütçeden aktarılan milyarlarca lira ile ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. 2017 yılı için 45 milyar dolarlık bir açık öngörülmektedir. Aslında tüm ülkelerde sosyal güvenlik sistemleri belirli oranda açık vermekte, bu da doğal karşılanmaktadır. Ancak bu kara delik çok yüksek rakamlara ulaşırsa o zaman sosyal güvenlik sistemi alarm vermeye başlar, iflas eder. Önemli olan sistemin verdiği açıkların belirli ve önlenebilir düzeyde kalmasıdır. Aslında sosyal güvenlik karlılık değil, sosyal fayda üzerine kurulmuştur.

Sosyal güvenlik sisteminde oluşan kara deliğin önlenebilmesi için özellikle kayıt dışı çalışan işçinin sistem içine alınarak sigortalı yapılması kaçınılmazdır.
SGK’nın milyarlarca lira tutarında prim ve vergi alacağı bulunmaktadır.
Yeniden yapılanma, ya da başka adlar altında bu alacaklar tahsil edilmeye çalışılmaktadır.

Sonuç olarak; Devlet Üniversitelerinin Tıp Fakülteleri sağlık konusunda ülkemizin yüz akı kuruluşlarıdır. Elbette, yetersizlik gösterenler de var. Ancak bu genel değerlendirmemizin sonucunu değiştirmez. Sosyal Güvenlik Sistemimiz bir müddet daha kanayan bir yara olmaya devam edecektir. Burada yapılması gereken, oy kaygısıyla sistemi yaralamamak gerekir. Yaşamın her anında olduğu gibi sağlıkta da adalet vazgeçilmez olmalıdır.

Başka yerlerde gösteriş için milyarlar harcanırken, Tıp Fakültesi Hastanelerinin parasızlık içinde yok olmaya itilmesi haksızlıktır.

 

ahmetakinmersin@gmail.com

www.ahmetakin.com.tr

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter