Erdoğan’ın ‘Seçilmişleri atanmışlara kul etmem’ sözleri “Bürokrasinin ‘eski Türkiye’deki alışkanlıklarına son vermesi için yapılmış son uyarı” olarak değerlendirildi.
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yasama, yürütme, yargının yetki ve sınırları bellidir. Sınırı aşan her girişim yetki gasbıdır, millet iradesinin çiğnenmesidir. Seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyiz” sözlerini değerlendiren siyaset bilimci, akademisyen ve yazarlar, MİT’çilerin ifadeye çağrılmasının ‘atanmışların darbevari bir girişimi’ olduğunu söyledi. İşte o görüşler;
Atanmışlarla 1994’ten beri mücadele ediyor
Prof. Dr. Ömer Çaha: Türkiye 1950’den beri bürokratların devleti seçilmişlerin yetkisini de alarak yönetme hevesine ve bunun sonunda darbelere sahne oluyor. Menderes’i ipe götüren de, 70’lerin başında AP’nin başına gelenler de, 80’lerdeki iç karışıklıklar da, Özal’ın liberal hamlesine vurulan darbe de, 1994’ten itibaren başlayarak 2000’lerde Erdoğan’a karşı mücadele de atanmış-seçilmiş mücadelesidir. Erdoğan bunu 1994’teki Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan beri yaşadı. Türkiye’yi AB’ye götüren bir Erdoğan’ı istemeyen bürokrasi, bunun önünü almaya çabaladı, Erdoğan da buna karşı duruşunu gösteriyor.
Eski Türkiye’ye ait görüntü bundan sonra yaşanmayacak
Prof. Dr. Yasin Aktay: Yargının MİT görevlisini ifadeye çağırma tarzı, atanmışların siyasal alana müdahale etmesi ve onu daraltması konusunda eskiden alışık olduğumuz bir durumdu. Eski Türkiye’ye ait bir görüntü yaşamıştık. Hükümet de bu durumu aynen bu şekilde algıladığını Başbakan Erdoğan’ın sözleriyle anlattı. Aslında hükümete karşı bu tavır içinde olanların 12 Eylül referandumundan sonra durulması lazımdı. Ellerinde argüman kalmamıştı ama durmadıklarını gördük. Başbakan’ın önceki günkü sözleri de hükümetin yetkilerini bürokrasiye vermeyeceğinin göstergesidir.
Savcı-polis darbevari bir operasyon yapmak istedi
Ethyen Mahçupyan: Başbakan’ın o söz ile kast ettiği insanlar, yargıda, poliste devlet memuru olarak bir anlamda bulunan insanlardır. Fakat yargı ve polisin siyasi amaçla seçilmişlerin üzerine gelmesine de izin verilemez anlamı var Başbakan’ın sözlerinde. Emre Taner ve Hakan Fidan, Kürt sorunun diyalog ile çözüm adları olarak ön plana çıktı, onların ifadeye çağırılmasının darbevari bir anlamı oldu.
Demokratik hayatımızın zehirlendiği bir tarihimiz var
Oral Çalışlar: Atanmışların seçilmişlere müdahale ederek demoratik hayatı zehirlediği örneklerle dolu tarihimiz. Bu nedenle MİT’in bizzat yargı tarafından Başbakanlık izni alınmadan soruşturmaya kalkılması da benzer amacı taşıyor. Darbe değil belki ama siyasi iradeye tehlikeli bir müdahale olarak görüyorum.
İstikrarsız hükümetlerde bürokrasi hep kazanmıştı
Prof. Dr. Mümtazer Türköne: Türkiye’de istikrarsız hükümetler karşısında bürokrasi yıllarca kendine ayrıcalıklar verdi. Fakat son beş yılda uzun mücadelelerin ardından, seçilmişler yani halk, bu devlet cihazını atanmışların elinden aldı. Devlet denen yağız atın süvarisi son 5 yıldır bürokrasi değil, seçilmiş ve halka 4 yılda bir hesap veren siyasi iktidar; yani AK Parti’dir. Türkiye’nin son dönemde yaşadığı en derin kriz olan MİT krizini de aşacak kişi, yetkileri eline alacak olan Başbakan’dı. Başbakan, bir çözüm bulmak zorundaydı. Son atanmış seçilmiş sözlerinin de bunun göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Atanmışların 60 yıllık vesayetini sona erdirdi
Hasan Celal Güzel: MİT mensuplarının ifadeye çağırılması hükümete karşı düzenlenen büyük bir komplodur. Bir takım haddini aşan kişilerin yaptığı işlemdir. Burada amaç, Başbakan’ın görevlendirdiği isimleri tutuklamak, devlet sırlarını ortaya dökmektir. Erdoğan’ın ‘kul etmeyiz’ sözü de devlette 60 yıldan bu yana süren bürokratlar hükümetinin de son bulduğu anlamına geliyor. Bu konuda en büyük mücadeleyi Menderes, Özal ile birlikte Erdoğan verdi. Halkın iradesinin yetki sahasını hep genişletti. Yüksek yargının tahakkümünü kaldırmıştır. Bunu isteyenlere karşı mücadele etmiştir.
İKİNCİ AMELİYAT SONRASI EV DIŞINDA İLK MESAİ
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan ikinci kez ameliyet olmasının ardından ilk kez evinden dışarı çıktı. Eşi Emine Erdoğan ile birlikte Tarabya’da bulunan Huber Köşkü’ne giden Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile haftalık olağan görüşmesini gerçekleştirdi. Kabulde Cumhurbaşakanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül ile Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da hazır bulundu. Yaklaşık 1 saat 45 dakika süren kabul, basına kapalı olarak gerçekleşti. Huber?Köşkü’ne karayolunu kullanarak giden Başbakan Erdoğan, görüşmeden sonra Tarabya sahilinden tekneyle Üsküdar’a geçti ve buradan Kısıklı’daki konutuna gitti. Gül ve Erdoğan görüşmenin ardından Huber Köşkü’nde Tarabya sahilini arkalarına alarak eşleriyle birlikte fotoğraf çektirdi.