Mersin Devlet Opera ve Balesi, ünlü besteci Ahmet Adnan Saygun’un 1942 yılında solo, koro ve orkestra için bestelediği “Yunus Emre” oratoryosunu 26 Ocak Perşembe günü saat: 20.00’de seslendirecek. Saygun'un 1942 yılında tamamladığı oratoryo, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün de desteğiyle ilk kez 1946 yılında sahnelendi. İngilizce, Fransızca, Almanca ve Macarcaya çevrilen oratoryo, 1947'de Paris’te, 1958'de New York’ta Leopold Stokowsky yönetiminde Birleşmiş Milletler’de, sonraki yıllarda Budapeşte, Viyana, Bremen, Berlin, Vatikan ve Moskova’da da yorumlandı. Yunus Emre’nin şiirlerinden oluşan eser, Türkiye’nin ilk oratoryosudur.
Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin deneyimli orkestra, koro ve solist sanatçılarının Şef Vladimir Lungu yönetiminde hazırlandığı konserde solist sanatçılar; Bengi İspir ÖZDÜLGER, Zeynep Tatlıpınar KAĞNICI, Aydın UŞTUK, Hasan BERK.
Ahmet Adnan SAYGUN’un en görkemli eserlerinden olan Yunus Emre Oratoryusu 26 Ocak Perşembe günü saat: 20.00’de Mersin Kültür Merkezi’nde seslendirecek.
YUNUS EMRE ORATORYOSU
26 OCAK 2012 PERŞEMBE SAAT: 20.00
MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ
İrtibat:
Mersin Devlet Opera ve Balesi Basın Halkla İlişkiler
Mitat Çelik, Murat Kaplan Tel: 0324 239 04 60-0324 239 43 88
MDOB Gişe: 0324 238 37 52 E-Posta: mersindob@gmail.com
ORATORYO NE DEMEK?Kısaca oratoryo: çeşitli konuları içeren düzenli eserlerin koro ve orkestra için bestelenmiş şekli.
Detaya inersek: ahmet say'ın müzik sözlüğü (müzikansiklopedisi yayınları, istanbul 2002) oratoryo hakkındazengin bilgiler içeriyor. ahmet say, oratoryonun tanımını, "solo şarkıcılar, koro ve orkestra için, belirli bir metin üzerine bestelenen çok bölümlü sahne eseri." şeklinde yaparak oratoryonun tarihçesini, önemli simalarını da veriyor. başlangıçta dinsel özellikte olan ve tiyatro ögelerini de içeren oratoryonun, opera sanatının din dışı konuları işlemesine seçenek olarak kilisenin desteğiyle 17. yüzyılın başlarında 'dinsel eser' yönüyle biçimlenmeye başladığını ifade eden yazar, italyan besteci giacomo carissimi'nin (1605-1674) sahnede hareketi, dekor ve kostümü tümüyle terk ederek oratoryoyu tiyatro ögelerinden arındırdığını ve ona bilinen biçimini verdiğini belirtir.
"çeşitli müzik tarzlarını içinde barındıran oratoryo, temel ilkeleri itibariyle tiyatro ögelerinden uzaktır. bu yüzden 17. yüzyıl oratoryolarında historicus (anlatıcı) konumundaki kişiler, konuyu açıklama, olayları aydınlatma bağlamında açıklama yapıyorlardı. anlatma görevi bazen de koroda oluyordu. koro, dramatik ve destansı ilkelere dayanan oratoryoda önemli bir işlev görür.
"oratoryo, j.s.bach ve g.f.haendel'in eserleriyle çıkış yapmış, sonra da 'kilise müziği' geleneklerinin ötesinde bir yol izlemiş, din dışı konulara da yönelmiştir. oysa terim, bu formun doğuş nedenlerine uygun olarak latince 'orare' (dua etmek) sözcüğünden kaynaklanır.
"italyanca oratoria, 'dua salonu'" (bkz. ahmet say, müzik sözlüğü)
20. yüzyılın en önemli oratoryoları arasında elgar'ın 'gerontius'un Düşü' (1900), stravinski'nin 'oedipus rey' (1927), benjamin britten'in 'war requiem' (1962) adlı eserleri anılır.
italya'da doğup gelişen oratoryo, başlangıçta hıristiyanlık ögeleri içeriyor ve âdeta kilise müziği olarak inkişaf ediyordu. fakat sonraları bu özelliğinden sıyrılarak evrensel bir form kazanmıştır. adnan saygun, yunus emre (1946), ali doğan sinangil, mevlâna (1973) adlı oratoryoları yazmışlardır. eğer içeriği sonsuzluğa uzanıyor, ebedî olan'ı, aşkın (müteal) olan'ı terennüm ediyorsa, oratoryo modern bir mesnevîdir bir anlamda.
bugün okullarda müzik, türkçe ve edebiyat öğretmenlerince çeşitli oratoryolar sergilenmektedir. istanbul'un fethi'ni, istiklâl savaşı'nı, çanakkale destanı'nı, mehmet akif ersoy'un hayatını ifade eden oratoryolar hazırlanıp sunulmaktadır.