Rss - Döviz Kurları - Haber Ara - Manşet Arşivi - Gazete Manşetleri - Künye - İletişim
Radyo Dinle
Detroit’ in hüznü: Otomobil fabrikalarından kent tarım alanlarına dönüş
12.01.2012 16:10:00


Hüzünlü bir şarkıdır dinlediğim ama her şeye rağmen umutsuzluğun içinde umudu aramakta: “Başka bir Detroit olacak” diyor buğulu ses,  gerçekleşmesi neredeyse imkânsız bir hayale yelken açıyor belki de…

Ama o hüzünlü şarkının yeşertmeye çalıştığı umutlardan o kadar uzak ki Detroit’in bugünkü acımasız, yalın, çıplak hali…
Bir zamanlar ABD'nin en önemli şehirlerinden Detroit, kente hayat veren Amerikan otomotiv endüstrisindeki çöküşle artık bir hayalet şehri andırıyor…
Şimdi merkezdeki caddelerde sıra sıra yer alan terk edilmiş oteller, yüzme havuzları, sinemalar ve okullar, bir zamanların‘ABD büyümesinin Motor Kenti’nin yaşadığı trajik çöküşün simgesi durumunda.
Oysa aynı yapıların mimarisi, zenginliği ve hırsı sembolize ediyordu yıllar önce…
Örneğin Michigan Merkez İstasyonunun bekleme salonu dev bir Roma hamamını andırıyordu.
Konserlere ev sahipliği yapan büyük salonlar, New York’ u kıskandıracak sonradan görme zenginliği yansıtan abartılı barok tarzda yapılmıştı.
Ancak 1950’lerin sonunda otomotiv sektörü üretimin başka bölgelere, ülkelere kaymasıyla gerilemenin ilk ayak sesleri duyuldu. Özellikle 1970’ lerde petrol krizinin ardından gelen, büyük ve pahalı arabaların yerini ucuz Japon (sonradan bunlara Güney Kore markaları da eklenecektir) arabaların alması bunlara yönelik talep patlamasıyla çok daha derinleşti.
1990’ larda ise çalışanların sağlık giderlerini karşılamakta zorlanan otomobil üreticileri önce sosyal güvenlik harcamalarının devletçe karşılandığı Kanada’ ya göçtüler, ardından işçiliğin daha ucuz olduğu dünyanın dört bucağına…
Aslında Kanada’ ya gitmek Michigan gölünün bir yakasından öte yakasına, Ontario’ ya gitmekten ibaretti yatırımcılar için. Ama Detroit için işsizlik, yoksulluk anlamına geliyordu tesislerin kaçması.
Ekonomik krizlerin neden olduğu toplu işten çıkarmalar da eklendiğinde tablo şekillenmeye başladı iyice: Detroit enkazı andıran bir kente dönüşmekteydi, şimdi bu dibe vuruş hızlanmakta. Son yıllarda zaten işsizlik girdabında boğulmakta ABD’ nin 2004’ ten beri en yüksek işsizlik rekorunu kimseye kaptırmayan kenti o en acımasız sorunun kıskacında gittikçe yitip gitmekte.
Bir zamanların otomotiv endüstrisiyle özdeşleşmiş kibirli, mağrur kenti bugünlerde tükenişin sancılarıyla kıvranıyor. Küresel otomobil üreticileri üç yıl süren durgunluğun ardından sektörün eski gücüne kavuşmasını 2011 sonunda yılbaşı ile birlikte kutlarken, uzunca süre dünya otomotiv başkenti olmanın nimetlerini yiyen, hoyratça savuran kentinin her yanı çöplerden gıda toplamaya çalışan yoksullarla dolu.
Yıllar önce Detroit’e taşınan Amerikan otomobil endüstrisi kentte yaklaşık 1 milyon kişiye geçim kapısı sağlıyor ve tek sözcükle kenti ayakta tutuyordu. 1990’dan beri kentin malî kaynakları gittikçe tükeniyor ve bu yoksulluğu artıyor. Bugün kent nüfusunun yüzde 40’ı açlık sınırının altında yaşıyor. Dört kişilik bir ailenin aylık ortalama geliri 2 bin doların altına inmiş durumda (1900 dolar civarı). Bu ise o insanların vergi vermek şöyle dursun hayatta kalmak için sosyal yardımlara bel bağlaması anlamına gelmekte…
“Biz bir otomotiv kentiyiz ve normalde birçoğumuzun kendi arabasının olması beklenir. Ancak yoksulluğun aşılması gereken bir sorun olduğu bir kentte birçoğumuzun kendi arabası yok.” Diyor yoksullara yardım yapmaya çalışan Gönüllü Kuruluşlardan birinin yetkilisi.
Ve burada trajikomik bir gerçek daha çıkıyor ortaya.
Son yıllara kadar toplu taşıma araçlarına pek ihtiyaç duymayan kentte bugünlerde bir yerden bir yere gitmek işkenceden beter hale gelmiş.
ABD'nin neredeyse tüm metropollerinde gelişmiş kamu taşımacılık sistemi var ama Detroit’te raylı sistem, metro türünden hiçbir ulaşım ağı yok.
Kentin bir yerinden diğerine koşturan, ulaşmaya çalışan on binlerin tek şansı Belediyenin hizmete koyduğu otobüsler ama bu ulaşım hayli sorunlu ve çileli. Her şeyden önce düzenli değil seferler. Hatta beklenen otobüsler çoğu zaman gelmiyor bile.
Çünkü 12 milyar dolar borcu olan ve ödeme konusunda umud vaad etmeyen Belediye tasarrufa otobüs seferlerini kısmakla başlamış.
İster inanın ister inanmayın… Bir zamanların gıpta ile izlenen dünya otomotiv sektörünün başkenti bugünlerde devasa fabrika alanlarını yeniden düzenleyerek kent içi tarım yapmaya çalışıyor.
Yüzyılın başında tarım alanlarını fabrika yapmak için tarumar eden kentin, şimdi aynı alanlarda domates, salatalık, biber yetiştirmeye çalışması nasıl bir döngüdür acaba…
Detroit’ te yalnız amatörler değil, hayli büyük çiftlikler de tarıma yönelik alan düzenlemesi ve üretime dönük çalışmalarını yoğunlaştırmış durumda.
1903’ te Henry Ford’ un 28 bin dolarlık şirketle üretime geçtiği, tüm dünyaya araba üreten, çalışanların ABD ortalamasından çok daha fazla kazandığı yıldız kentinin o şaşaalı günlerden günümüze yaşadığı süreç, aslında kapitalizmin yüz yıllık macerasının da kilometre taşlarıyla döşenmiş yollarından birinin acıklı sonu demek.
Bazen hüzünlendiren, çoğu zaman düşündüren bir yolculuk bu ve kentlerin benzer öykülerden çıkaracağı öylesine dersler barındırıyor ki içinde…

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us





Kalan karakter

Önceki    1 / 15    Sonraki   Tümü
Erdoğan'dan sonra kimin Başbakan olmasını istersiniz?  











Tüm Anketler