İnsanoğlu kendini doğadan ayırt ettiği andan
itibaren iyi
ve güzel olanı
üretmeye, yaşamı anlamlı kılmaya başladı.
Bu bakımdan, toplumsal gelişme, aynı zamanda değerler üretme tarihidir.
Din, sanat, felsefe, hukuk, tarih üretilen ilk bilinç
biçimleri ve değerler sistematiğidir.
Değer
üretmek her şeyden önce bilmek,
yorumlamak ve yeniden üretmektir.
Bunun için, sorgulama
ve eleştirel düşünce esastır.
Doğa ve toplum olaylarına eleştirel yaklaşmak; savaş yerine barışı, kötü yerine
iyiyi, çirkin yerine güzeli üretmektir, aynı zamanda.
Değer üretmek, ideal olanın modellendirilmesi ile
olmuştur. İdeale ulaşmak kaygısı, yeni yeni değerlerin üretilme sürecidir.
İdeal olan; bilmek, öğrenmek ve zihin dünyasında
tasarımlar, modellendirmeler yapmaktır.
Rönesans, güzel olanın, iyi olanın, insancıl
olanın yeniden keşfedilmesidir.
Ardından gelen Aydınlanma, yeni değerlerin
üretilmesi ve tabi ki bilimsel düşüncenin gelişmenin üst noktaya varmasıdır.
Tekniğin gelişmesi yepyeni bir toplumsa yapıyı
oluşturmuştur.
Hatırlayalım: buhar makinesinin bulunması, sanayi toplumunu oluşmasını ;
ardından elektriğin bulunması ise çağdaşlaşma olarak kabul edilmiştir.
Değer üretmek, toplumun gelişmesine katkılar
yapmaktır.
Örneğin demokrasi,
insanlık adına elde edilmiş, geliştirilmiş en önemli evrensel değerler sistemidir.
Aynı şekilde hukuk devleti, insan hakları, çeşitlilik
içinde bir arada yaşama, katılımcı demokrasi gibi kavramlarda, toplumsal
yaşamın daha yaşanılır olması için üretilmiştir.
Değer üreten toplumlar gelişmiş toplumlardır.
19 yüzyıl da insanlık tarihi açısından sadece
edebiyat, müzik alanında değil, teknik ve bilim alanında da değerler üretilmiş ve değerler ailesi zenginleşmiştir.
Türk toplumunun tarihsel genetiğinde, insanlığa mal
olmuş evrensel, genel insansal değerler bulunmaktadır.
Mevlana,
Yunus Emre, Nasrettin Hocanın ürettiği değerler, toplumumuzun
hamurudur, çimentosudur.
Değer ve marka üretebilmek evrenselliğin ölçüsüdür
Nasıl ki bizler ortak insanlık değeri olarak kabul edilen
aydınlanmanın felsefi düşünsel doğrularını
almışsak, kendi değerlerimizle de, genel insanlık
ailesine katkı yaptık, yapıyoruz.
Değer üretmek, mesleğinizde insanlığa
yararlı olanı yapmaktır.
Değer üretmek aynı
zamanda marka üreterek,
insanlığın beğenisine sunmaktır da!
Türkiye son
yıllarda hemen her alanda markalarını, değerlerini üretiyor.
Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Atilla İlhan,
Nazım Hikmet ve daha birçok sanatçımız, insanlığın ortak malı haline
gelmiş, çok önemli değerler olarak kabul görmektedir.
Bizler, spor, kültür ve bilim alanında yeni
yeni değerler, markalar üretirsek, insanlık
camiasına kendi katkımızı yaparız, yapıyoruz.
Katkı yapmak, insanlık ailesi içinde Türk toplumunun değerini yükseltmektir, aynı
zamanda .
Avrupa birliği, başından sonuna kadar standartlar, kriterler ve
değerler sistemidir.
Avrupa’nın ürettiği değerler, dinsel, etnik
kimliklerin ötesinde, sadece ve sadece insan odaklıdır.
Barışın kalıcılaşması, hukuk devleti ve bireysel özgürlükler, doğanın insanlık lehine
kullanılması vb.
Bu bakımdan AB, sadece ekonomik, siyasi, askeri bir
birlik değil, bütün bunların
üstünde, genel insanlık değerleri etrafından oluşan, yepyeni bir
modeldir; insanlığın bugüne kadar oluşturduğu değerler
sisteminin, komplike yeniden üretilmesi ve toplumsal yaşamın tüm dokusuna
yayılmasıdır.
Bizim Batılaşma ve modernleşme yürüyüşümüz, şimdiki
Avrupa’nın oluşturduğu değerler sisteminin toplumsal yaşamımıza
kazandırılmasıdır.
Tam bu noktada kendimize ait değerleri evrenselleştirmemiz
ve insanlığa mal etmemiz gerekiyor.





