GÜNGÖR MENGÜ

Kopamayız!     Avrupa Birliği üyeliği hedefine inanç ve inatla bağlı old ...

6.12.2011 09:39:00

Kopamayız!

 

 

Avrupa Birliği üyeliği hedefine inanç ve inatla bağlı olduğu duygusunu uyandırmak AKP’nin en büyük kozu olmuştur.

AKP, İslâmcı köklerden gelmenin davet ettiği şüpheleri bu sayede aşmış ve merkez sağdaki yığınların güvenini kazanmıştır.

İktidar partisi bu büyük avantajdan vazgeçme noktasına mı geldi?

AB Türkiye için vazgeçilmez hedef olma özelliğini kayıp mı etti?

New York Times gazetesinde bu soruları irdeleyen bir değerlendirme çıktı.

Gazeteye göre 2014 yılında üyelik müzakereleri hâlâ çıkmazda ise Türkiye bu sevdadan vazgeçecektir.

Zaten Avrupa’daki ekonomik krizin Ankara’da uyandırdığı aşırı özgüven etkisiyle Türkiye “giderek artan biçimde Batı yerine Doğu’ya” kaymaktadır.

AB’nin Türkiye için taşıdığı görünür görünmez yararları en iyi bilen hükümet üyeleri bile AB’yi gözden çıkarmaya hazır duruşlar sergiliyor.

Gazete “Türk yetkililer Erdoğan’ın Avrupa’dan uzaklaşarak Washington’u kucakladığını söylüyorlar” diye yazıyor.

Tabii ki biz, AB içindeki Türkiye karşıtlarını etkilemek amacıyla böyle bir havanın yaratıldığını düşünmek istiyoruz.

Aksi papaza kızıp oruç bozmak olur.

Avrupa ile bağlarını koparmış bir Türkiye’nin Arap sokağında da cazibesini yitireceğini unutmamak gerekir.

Daha önemlisi Türkiye’nin sürükleneceği bilinmezlikler...

New York Times, Türk hükümetinin otoriter damarının, AB üyeliği ihtimalinin zayıflamasına bağlı olarak şimdiden kontrolsüz kabardığını yazıyor.

Dikkat!.. AB’den boşalan yeri Amerika ve Arap dünyası dolduramaz.

Çünkü ABD bu bölgede sadece “sadık dost” ister. Menfaatine hizmet eden rejimlerin demokrasi olup olmadığına bakmaz.

Avrupa Birliği bu yönü ile demokratik gelişimimiz için sigortadır.

AB’nin insan hakları ve demokrasi standartlarını denetleyen ve ihlâlleri teşhir eden gücü işler durumdayken bile özgürlükler ve adalet alanında yaşanan sıkıntılar boğucu olmaya başladı.

AB’nin sağladığı güvenceyi riske sokamayız. AB’ye yönelik atıp tutmalar taktik düzeyde kalmalıdır. Fazlası zarardır.

Milliyetçi tahriklerin sonu karanlıktır!

Devlet adamı lâzım

İddianamenin ayrıntıları henüz açıklanmadığı halde her şeyin tadı kaçtı.

Bir sonraki sezonda üstü çizilecek kulüpler birkaç hafta içinde belli olduktan sonra, yani “gazozuna maçlar dönemi” başladığında en vazgeçilmez zevkimiz ne olacak?

Federasyonun “Bu sezonun sonuna kadar ceza uygulanmayacak” sözü güvence değil.

Gelecek sezon ceza göreceği belli takımların ve taraftarlarının yaşayacakları tedirginlik, her şeyi berbat edecektir.

Olay baştan sona yanlış gelişti.

Fenerbahçe yöneticilerinin başkanlarına sahip çıkma duyarlılığı, kişisel bir suçlamayı haksız olarak takıma bulaştırma havası yarattı.

En büyük yanlışı belki Futbol Federasyonu’nun kararsızlığı doğurdu.

Başta kararlılık gösterilse UEFA meseleye bu kadar yönlendirici bir etkinlik içinde müdahale edemezdi. Federasyon Başkanı savcıdan bilgi aldıktan sonra karar vermeliydi, veremedi, tren kaçtı.

1985’teki Heysel faciasından sonra İngiltere Başbakanı Thatcher’ın gösterdiği kararlılık örnek alınabilirdi.

Demir Lady İngiliz takımlarını 5 yıl uluslararası maçlardan menetti. UEFA dondu kaldı.

Bize de şimdi risk alacak, cesaret gösterecek bir devlet adamı gerekiyor.

Federasyon çözemez; olay onun boyunu aşıyor!

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter