| ||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARHAVA DURUMU (MERSİN) |
Limanda %8 artış
Mersin Deniz Ticaret Odası Genel Sekreter Yardımcısı Halil Delibaş, Türkiye genelinde taşınan yük miktarında düşüş olmasına rağmen Mersin Limanı’nın önceki yıla göre yük hacmini arttırdığını belirtti.
Mersin Deniz Ticaret Odası Genel Sekreter Yardımcısı Halil Delibaş, “Mersin Limanı’ndaki yük hareketliliği krize rağmen düşmedi” dedi. Delibaş, yaptığı yazılı açıklamada, 2009 yılındaki yük hareketliliğinin kriz ortamına rağmen yüzde 8 artış gösterdiğini belirtti. Delibaş, Ülkemizde denizyolu ile 2009 yılında 310 milyon ton civarında yük denizyolu ile taşındığını belirterek, 2008 yılına göre elleçlenen yükün yüzde 1.6 civarında düştüğünü kaydetti. Delibaş, aynı düşüşün Mersin Limanı’na yansımadığını bildirdi. Delibaş, 2009 yılında 9 milyon 191bin 109 ton yükleme, 12 milyon 232 bin 222 ton boşaltma olmak üzere, toplam 21milyon 423 bin 331 ton yük elleçlendiğini aktararak, “Bu değerler, 2009 yılında tüm limanlarımızda elleçlenen tüm yüklerin yüzde 7’sinin Mersin Limanı’nda aktarıldığını işaret ediyor” diye konuştu. 2008 yılında, 19 milyon 857 bin 422 ton yük hareketi olduğunu hatırlatan Delibaş, “2009 yük trafiği 2008’e oranla yüzde 7.8 artış gösterdi. 2008 yılında 3 bin 964 geminin operasyon için uğradığı limana 2009 yılında yüzde 7 artışla 4 bin 241 gemi girişi oldu” bilgisini aktardı. Delibaş, ihracatta 2008 rakamlarına göre yüzde 11 civarında bir artış olduğunu ifade ederek, “İthalatta da 2008’e oranla yüzde 9.4 oranında artış gözlendi. Transit taşımacılıkta ise, 1999 ve 2002 yılları arasında ortalama 500 bin ton kapasitede gerçekleşen taşıma değeri 2002 yılı sonrası oluşan ve 2008 yılı da dahil devam eden artış trendini 2009’da yapamadı’’ görüşlerini kaydetti. Transit taşımacığının 2006 ve 2009 yılları arasında yükselme ve gerilemelere sahne olduğuna işaret eden Delibaş, “ 2006’da yüzde 16 gibi önemli bir artışla 1 milyon 332 bin 38 ton şeklinde gerçekleşen transit taşımacılık, 2007’de yüzde 14.8 oranında artışla 1 milyon 528 bin 742 tona, 2008’de yüzde 36.3 artışla 2 milyon 83 bin 406 tona, 2009 da ise yüzde 5.8 gerileyerek 1 milyon 962 bin 73 ton olarak gerçekleşti’’ bilgilerine yer verdi.
Mersin Limanı üs olma için önemli
Kriz ortamında Mersin Limanı’nın önemli bir hareketlilik gösterdiğinin altını çizen Delibaş, “Daha önce de ilimiz için çok önemli olan Mersin Limanı’nın krizi fırsata çevirmek üzere bu riskli süreci değerlendirmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Liman İşletmesi, bu süreçte özellikle liman sahasında yapılacak işlemlerle ilgili bazı indirimlerle iş hacmini arttırmaya çalışmış, elleçleme ekipmanlarının yenilenmesi ve arttırılması anlamında da yatırımlar yapmaktadır” açıklamasını yaptı.
İran, Irak, BDT ve diğer Asya-Avrupa yüklerinin Mersin Limanı kullanılarak transit aktarma adına yeni projeler, pazarlama çalışmaları yapılması gerektiğini anlatan Delibaş, “Bu kapsamda gümrük ve denizcilik idarelerimizce yabancı bayraklı gemilerle limanlarımız arasında boş ve dolu transit konteyner taşınmasına imkan verecek mevzuat çalışması da önem arz etmektedir. Mersin Lojistik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulma çalışmaları yoğunlaşmış ve Odamızın da yer aldığı Kurucu Heyet tarafından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na müracaat çalışmalarının hız kazandığı bu dönemde Mersin Limanı’nın da kendisini geliştirmesi ve yakın gelecekte ilimizin bir aktarma lojistik üssü olacağından hareketle yeni kapasiteyi karşılayacak, her türlü ihtiyaca cevap verecek seviyeye ulaşması gerekmektedir” sözlerine yer verdi. “Mersin Lojistik Merkezi, Mersin Limanı’nın iş hacmini arttıracak ve olumlu katkıda bulunacaktır” diyen Delibaş, şu görüşlere yerdi: “Liman İşletmesinin de bu paralel de krizi fırsata çevirmesi gerekmektedir. Ülkemizdeki diğer limanlara bakıldığında kriz döneminde limanımızın göreceli olarak iyi durumda olduğu bir gerçektir. 2009 yılı verileri de bunu teyit etmektedir. Zira 2008 yılına göre kargo anlamında gerçekleşen yüzde 8 oranındaki artış diğer limanlarımıza kıyasla çok önemli ve olumlu bir göstergedir. Yakın yol deniz taşımacılığı, Marco Polo, Deniz Otoyolları (MOS), Tina, Traceca gibi Avrupa Birliği ulaştırma projelerinde Mersin’in yer almasını sağlayacak çalışmalara yoğunlaşarak limanımıza ve liman kullanıcılarına yeni kapasiteler yaratmak zorundayız. Zira 5 yıl içinde uluslararası lojistik üs olması hedeflenen Mersin’in en önemli kaynağı Mersin Limanı olacaktır’ (Mersin İmece), Fon ile finansal sistemin sağlamlığının incelendiği 4. madde çerçevesinde görüşmeler yapacak. Kararda, Türkiye'nin küresel ekonomik krizi Fon olmadan da az hasarla atlatmasının yanı sıra IMF Türkiye Masası Şefi Rachel van Elkan'ın görüşmelerdeki katı tutumu etkili oldu.
Türkiye ile Uluslararası Para Fonu (IMF) arasındaki stand-by görüşmeleri rafa kaldırıldı. Taraflar, bunun yerine finansal sistemin sağlamlığının incelendiği 4. madde konusunda görüşmelerin sürdürülmesini kararlaştırdı. Bu çerçevede bir IMF heyeti mayıs başında Türkiye'ye gelecek. Başbakan Tayyip Erdoğan, stand-by anlaşması yapılmaması kararını IMF ile ortak olarak aldıklarını açıkladı. Devlet Bakanı Ali Babacan, bundan sonra ilişkilerin Orta Vadeli Program kapsamında devam edeceğini söyledi. IMF Dış İlişkiler Direktörü Caroline Atkinson ise Türkiye'nin ekonomik görünümünün iyileştiğinin altını çizdi.
2008'de sona eren stand-by anlaşması için görüşmelerin yürütülmemesinde, Türkiye'nin IMF olmadan küresel krizden en az hasarla çıkmayı başarması etkili oldu. Ayrıca, bankacılık sektörünün kârlılığı, Hazine ihalelerine gelen rekor talep ve kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırımı da bu kararı etkileyen diğer gelişmeler. Hazine yetkililerinden edinilen bilgiye göre, IMF Türkiye Masası Şefi Rachel van Elkan'ın katı tutumu da bu gelişmelere eklenince kredili bir anlaşma için görüşmelere ara verildi.
Türkiye ekonomisinin son iki yılda elde ettiği başarıları tüm dünyaya gösterdiğine dikkat çeken Hazine'den üst düzey bir yetkili, "Kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırımı da bu süreci teyit etti. Bir de IMF Türkiye Masası Şefi Elkan'ın katı tutumu da buna eklenince kredili bir anlaşma için görüşmelere ara verildi." değerlendirmesinde bulundu. Hazine Müsteşarlığı ise yaptığı açıklamada, IMF heyetinin 24-25 Nisan tarihlerinde yapılacak IMF-Dünya Bankası bahar toplantılarının ardından 'dördüncü madde' görüşmelerini yürütmek üzere Türkiye'ye davet edildiğini ifade etti. Dördüncü madde görüşmeleri, tüm üye ülkelerin IMF Ana Sözleşmesi gereğince her yıl gerçekleştirmesi gereken bir konsültasyon mekanizması olarak biliniyor. Bu görüşmeler kapsamında ülkelerin maliye ve para politikaları ele alınıyor. Dış denge ve kamu borç gelişmeleri inceleniyor ve uygulanan politikaların büyüme ve ödemeler dengesi üzerindeki etkileri değerlendiriliyor. Türkiye'nin bu kapsamdaki son gözden geçirmesi Mayıs 2007'de yapılmıştı. Son gelişmenin ardından Türkiye'nin IMF heyetini stand-by için çağırmaması halinde kredili bir anlaşmaya girilmeyecek.
Türkiye'nin Fon'a olan yaklaşık 8 milyar dolarlık borcu üç yıl sonra bitiyor. Fon'a üye ülkeler anlaşma yapılmasa dahi 4. Madde Konsültasyon Çalışması çerçevesinde düzenli olarak denetleniyor. Görüşmeler çerçevesinde, IMF uzmanlarından oluşan bir heyet ekonomik verileri toplamak ve ülkenin ekonomi politikaları hakkında hükümet ve Merkez Bankası yetkilileriyle görüşmelerde bulunmak üzere ziyarette bulunuyor. Bu çerçevede ilgili ülkenin makro ekonomik politikalarını gözden geçirerek, finansal sistemin sağlamlığını, makro ekonomik politikaları ve bunları etkileyebilecek sosyal, endüstriyel, idari ve diğer sorunları inceliyor. Gerekli analizler yapıldıktan sonra hazırlanan rapor İcra Direktörleri Kurulu'nun onayına sunuluyor.
IMF: TÜRKİYE EKONOMİSİ GÜÇLENDİ
IMF Dış İlişkiler Direktörü Caroline Atkinson, Türkiye'nin ekonomik görünümünün iyileştiğini ve Türkiye ile Fon'un bu temelde, 4. madde istişarelerini mayıs ayında başlatma konusunda mutabakata vardıklarını açıkladı. Atkinson, küresel ekonomide ve finans piyasalarında devam etmekte olan iyileşmenin, Türk yetkililerince Orta Vadeli Program çerçevesinde uygulanmakta olan ekonomik politikalarla birlikte, Türkiye'nin ekonomik görünümünü güçlendirdiğine dikkat çekildi. Türkiye ile IMF arasında 19 defa stand-by anlaşması yapılırken bunlardan sadece son ikisi başarıyla tamamlanabildi. Fon'la ilişkilere başlanılması ile birlikte ilk stand-by anlaşmasının yapıldığı tarih 1 Ocak 1961. Türkiye, yoluna Orta Vadeli Program ile devam edecek
Başbakan Tayyip Erdoğan, IMF ile stand-by anlaşması yapılmayacağı kanaatine ortak olarak vardıklarını söyledi. Fon ile yapılan görüşmelerde Türkiye'nin prensiplerinden asla taviz vermediklerini vurgulayan Erdoğan, "Örneğin, 'Belediye gelirleriyle ilgili yasa değişikliği denirse biz bunu yapmayız' dedik. Yasayı değiştirmişiz zaten. Buna benzer birçok konu olmuştur. Bununla ilgili mutabık kalmadık, bunlar stand-by anlaşmasını ortadan kaldıran etkenlerdir." dedi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da, bundan sonraki ekonomi politikalarının Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında sürdürüleceğini açıkladı.
Erdoğan ve Babacan, Türkiye-Kore İş Forumu'nun ardından IMF ile ilgili sorulara cevap verdi. Erdoğan, Fon ile iki yıldır görüşmelere ara verildiğine işaret ederek, bu arada zaman zaman hükümet yetkililerinin Fon temsilcileriyle görüştüğünü, kendisinin de eğer mutabık kalınırsa bir anlaşma olabileceği hususunda açıklamaları olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Fakat özellikle herhangi bir siyasi dayatma olursa, kurumsal değişikliklere yönelik bu konularda evet demeyeceğimizi söylemiştik. Son dönemlerde bu konuda artık pek 'illa bu da olsun' gibi bir yaklaşımları yoktu. Fakat son geldiğimiz noktada, Türkiye'nin ekonomide ayakları üzerinde duran bir ülke olduğu görünümü stand-by anlaşmasına gerek kalmadığı kanaatini IMF'de de oluşturdu. Bundan dolayı böyle bir anlaşmanın yapılmayacağı kanaatine ortak olarak varmış durumdayız." dedi. mersinimece Bu haber 11/3/2010 10:11 tarihinde eklendi, 105 defa okundu... |
SON YORUMLANANLAR
|
||
© 2002-2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.Tel: +90 324 337 36 28 | ||||
| Eskişehir Web Tasarım nakliyat açık parfüm parfüm tahminder canlı maç sonuçları spor haberleri | ||||