Anasayfa / Güncel Haberler / ZAMANIN RUHU

ZAMANIN RUHU

“  Ve zaman usulca fısıldadı; ‘bana bırak!’ ”

‘Zamanın ruhu’ denen bir olgu var. Yerine genellikle konjonktürel ya da dönemsel gibi sözcükler kullanılsa da zamanın ruhu felsefi manada derinlik içeren, daha kapsayıcı ve daha uzun dönemi anlatan bir ifadedir. Bir çağın düşünce ve duygu biçimidir. Bu kavram dilimize Almanca ‘Zeitgeist’ isminden alınmıştır. Belirli bir dönemin özelliğini gösterir.

Türkçeye sözcükler ağırlıkla Arapça, Farsça ve Fransızca’dan girmiştir. Örneğin konjonktür Fransızcadır. Dilimizde Almanca sözcük sayısı oldukça azdır. En yaygın kullanılanı şalter (schalter) sözcüğüdür. Ardından aysberg (eisberg) haymatlos (heimatlos) hinterland, lebensraum adları gelir. Batı dillerinden gelen sözcükler özellikle akademik çevrelerce sık kullanılır. Zeitgeist; anlamı toplumda çok küçük bir kesim tarafından bilinir.

Oysa Türkçemizde zamanın ruhu kavramı çok güzel tutmuştur. Zamanın ruhu, belirli bir dönemin özelliğidir. Peki içinde bulunduğumuz dönemin özelliği nedir ne zaman başlamıştır? Ben bu dönemi Berlin Duvarı’nın yıkılması ile başlatırım en büyük özelliğini ise ‘yeni bir dünya düzeni arayışı’ olarak kabul ederim.

Zamanın ruhu, belirli bir zaman dilimine damgasını vuran temel özelliktir. Günümüz, oturmamış ve nerede nasıl duracağı belirsiz icraatların ve arayışların dünyasıdır. Şimdiki zamanın ruhuna damgasını vuran nedir derseniz. Başta belirsizliktir derim. Sonra, güven noksanlığı, kargaşa, kriz, bireysel çıkarın öne çıktığı örgütsüzlüğün, yalnızlığın dayatıldığı ve ilginç biçimde kanıksandığı bir zaman aralığıdır.

İnsan faktörü zamanın ruhuna hakim midir ya da zamanın ruhunu tamamen insanlar mı belirler? Bu konuda şüphelerim var. Çünkü sosyal bilimlerde mühendislik işlemez. Bugünkü komplo teorisyenlerinin kabul ettiği türden mükemmel planlar gerçek olsaydı, hiçbir sistem çökmezdi. Muhtemelen Roma İmparatorluğu’nda yasıyor olurduk hala…

Bu teoriyi iklim değişikliğine uyarlamak da mümkündür. İklim değişikliği sadece insan eliyle gerçekleşmez. Geçmişte buzul çağına niçin girildi ve de buzul çağından nasıl çıkıldı? O dönemlerde atmosferi ısıtacak sanayi mi vardı? Demek ki dünyanın bir kendi seyri, periyodik zaman dilimleri var.

Bugün ‘bilgiye hakim olan dünyaya hakim olur’ deniyor. ‘En büyük zenginlik veridir’ iddiası atılıyor. Veri; yani bilginin maddeye dönüşmüş hali. Bilgi, işlenince veriye dönüşüyor ve alınan satılan bir meta haline geliyor. Dijital veriler, dünya hakimiyeti ve sınırsızlık özlemi revaçtadır.  Ancak büyük yıkım getirecek bir savaşı düşünün! Veya elektriği bir süreliğine yok eden doğal felaketi bu; tüm dijital verileri bir anda çöpe çevirir. Hani en büyük zenginlik veriydi? Esas zenginlik bana göre toprak ve altındır. Hiçbir dönem önemini yitirmez sürekli geçerli akçedir, toprak ve altın.

Çağlar boyunca altın zenginliğin ve gücün sembolüydü. Uğruna nice savaşlar, fetihler gerçekleşti. Amerika kıtasının keşfi de altın bulma, amaçlıdır aslında. Sonra sanayi devrimi geldi. Enerji ihtiyacı güç dengelerini değiştirdi. Makinalara güç veren petrol, zenginliğin yeni sembolü haline dönüştü. Bu kez altın savaşları yerini petrol savaşlarına bıraktı. Çok çok 50 yıl sonra petrol tükenecek. Zirveye muhtemelen çevre dostu enerji kaynakları oturacak. Şimdi teknolojik cihazların kullandığı, işletilmesine hizmet eden yeni bir güç var. Adı; veri veya büyük data. Şimdi ona sahip olmanın savaşı veriliyor. Bu aynı anda zamana karşı verilen bir savaştır. Veriye sahip olacaksınız ama bunu hızlı bir şekilde, başkalarından önce yapacaksınız.

Zamanın ruhu çok bilinmeyenli çok denklemli bir dönem. Bilgi yani veri bu dönemin hakimi midir? Bence tamamen değil. Zira anlamı olmayan veri, yükten başka bir şey değil. Bilgisayarların işine yarayan, her daim insanın işine yaramak zorunda değildir.

Zamanın ruhunu insan tek başına tayin etmez, edemez. Gücünü ve sınırını iyi tanımak, doğa ile uyumlu, barış ve işbirliği içinde yaşamak esastır. Ama nedense insan bunu bir türlü başaramaz.

Çok Okunan Haber

BÜYÜKŞEHİR MECLİSİ…

İlk kez canlı yayını kesmeden Büyükşehir Meclisini izledim. Hem de sonuna kadar! Bu defa, tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir