Son Diktatör: Ortadoğu usulü ileri demokrasi

Son Diktatör: Ortadoğu usulü ileri demokrasi

‘Borat’la tanınan İngiliz komedyen Sacha Baron Cohen’in sürüklediği ‘Diktatör’, Saddam, Esad, Kaddafi gibi Ortadoğu kökenli politikacılara göndermelerde bulunurken Batı’nın her daim ikiyüzlü tavrına da vurgu yapıyor
Dictator 
Orijinal Adı: The Dictator 
Yönetmen: Larry Charles 
Oyuncular: Sacha Baron Cohen, Ben Kingsley, Anna Faris 
Süre: 95 dk. 
Charlie Chaplin, sinema tarihindeki yerini çoktan almış başyapıtı ‘Büyük Diktatör’ü (The Great Dictator) çevirdiğinde takvimler 1940’ı gösteriyordu ve adres çok netti: Dünyayı kasıp kavuran ve 2. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olan Nazi Almanyası’nın lideri Adolf Hitler… Takvimler artık 2012’yi gösteriyor ve bu tarihte çekilen ‘Diktatör’ (The Dictator) için belki net bir adres yok ama refere ettiği yer çok belli; Ortadoğu kökenli zalim Arap liderler… İngiliz televizyonlarındaki tiplemesi ‘Ali G.’yle (bir tür ‘Recep İvedik’ti) tanındıktan sonra sinemaya adım atan ve ‘Borat’ ve ‘Brüno’yla uzun metrajlı serüvenlere girişen Sacha Baron Cohen’in oyunculuk yetenekleri ve komedi anlayışına dayanan ‘Diktatör’, hayali Wadiya ülkesinin başındaki Amiral General Alaattin’in öykünü anlatıyor. Film baştan sona absürdlüklerle ve Cohen’in sert ve vulgar espri anlayışından örneklerle dolu. 
‘Ama arkadaşlarımın füzesi var’ 
Önce kısaca konuda gezinelim… Halkı fakirlikten kırılırken bir eli yağda, bir eli balda bir hayat sürdüren, bir geceliğine Megan Fox’u ağırlayan, bilim insanlarından sürekli kendisine yeni oyuncaklar (mesela ‘Nükleer füze’ istemektedir çünkü başta Ahmedinecad olmak üzere bütün arkadaşlarında füze vardır) talep eden Alaattin, hatalı bulduğu herkesi yok etmektedir (üstüne üstlük neredeyse herkesi hatalı bulmaktadır). En büyük yardımcısı da amcası Tamir’dir. Aslında, kendisine yönelik suikastlardan dublör kullanarak kurtulan Alaattin için asıl tehlike amcasıdır; çünkü Tamir’in tahtında gözü vardır ve onu yok edip ülke petrollerini Batılı ve Çinli şirketlere paylaştıracak, aradan da komisyonunu alacaktır. 
Yönetmenliğini, ‘Borat’ ve ‘Brüno’yu da çeken ‘Seinfeld tayfası’ndan Larry Charles’ın üstlendiği ‘Diktatör’, ilk bölümünde Arap siyasi kültürü yanında Ortadoğu ’ya özgü erkek egemen bakışa ve ‘Üçüncü dünyalığı’na dair arka arkaya, son derece iğneleyici espriler yapıyor. Bu noktada “Acaba bu tavrın altında gizli bir ırkçılık yatıyor mu?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Ama Cohen’in eski işlerine vâkıfsanız, onun ‘Politically correct’ bir tavrı olmadığını ve doğrusu sözünü kimse için sakınmadığını hatırlarken, “İkinci yarı oklar başka yönlere çevrilir” diye düşünüyorsunuz. Akabinde bu beklentiniz karşılığını buluyor; meselenin ‘Yeni dünya’ ayağında ise hem Batı’nın hem de Amerika’nın ikiyüzlülüğüne dair birçok gönderme var. 
Naif entelektüellere acımamış 
Cohen, Alec Berg, Jeff Schaffer ve David Mandel’le kaleme aldığı senaryoya, ‘Zıtların birliği’ türünden bir aşk hikâyesi de eklemiş. Cohen, ‘Diktatör Alaattin’le Zoey’in ilişkisi üzerinden de hayat pratiği eksik, naif, her türlü zulme karşı, çevreci, organik beslenmeden yana entelektüel aktivistlere ‘laf atmış’. Peki Alaattin kim olabilir? Biraz Saddam, biraz Kaddafi, biraz Esad, biraz da İran’daki ‘Mollalar rejimi’ mi? Bu soruya evet karşılığını vermek mümkün. 
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM