Anasayfa / Güncel Haberler / ‘’SEÇİLMİŞLER ‘MANTIĞI’ İLE HİZMET’’ EDERLER

‘’SEÇİLMİŞLER ‘MANTIĞI’ İLE HİZMET’’ EDERLER

Bir önceki yazımda Mersin ilinde seçimi kazanmış iki eski parlamenter yeni belediye başkanlık görevine layık görülen seçilmişle ilgili bir gelişmeye dikkati çekmeye çalıştım.

Biri Mersin Büyük Şehir Belediye Başkanı olarak seçilmiş olan Vahap Seçer.

Diğeri ise tüm Türkiye de yerel belediye seçimlerinde irtifa Kaybeden AKPARTİ‘nin mucize gibi Akdeniz ilçesinde kazanan Sayın Mustafa Muhammet Gültak’ tır.

Her ikisini seçimden bu yana takip ediyorum.

Seçilmiş olmalarından bu yana bir yıl geçti.

Tamamen farklı iki partinin adayları olmalarına rağmen aynı ifadeleri kullanmasalar da söylemleri aynıydı.

Seçimi kazanmaları halinde Merkezi siyasetten çok yerel siyasetlerin bir temsilcisi gibi davranacaklarını Mersin’in kalkınması menfaat ve çıkarları için rozetlerini çıkararak partiler üstü bir hizmet anlayışı ile siyaset yapacaklarını savunmuşlardı.

Seçim öncesi bu söyleme güvenen merkezileşen ve yerelden uzaklaşan bağnaz siyasilere karşı tavır gösteren seçmenlerin yaşadıkları ‘duygular’ onları seçmeye ve göreve getirmeye dair oy kullandı.

Çünkü yerel bir geçmişleri yoktu. İcraatlarına bakarak değil söylemlerine ve izleyecekleri yolu anlatma ve gelecekte yapmak istediklerinin MERSİN için yararlı olacağını düşünerek tercih yaptı. Memleketleri için duygusal davrandılar.

Vahap Seçer göreve geldiğinden bu yana:

  1. Partisinin içinde ki bu anlayışı benimsemeyen zihniyete karşı mücadele verdi.
  2. Merkezi hükümetin seçimden önce tehdit ederek muhalefetin adaylarını seçerseniz hizmetler aksar diyenlere karşı doğru bir yol izlemeye çalıştı.
  3. Eski belediye başkanını sebep olduğu bütün günahlara rağmen başta Başkanlığını yaptığı MHP olmak üzere CUMHUR İTİFAKI ‘nın kendi değimiyle kumpasa getirilmeğe çalıştığı ve mahkemeler tarafından eli kolu bağlandığı zamanlarda sesini çıkarmayan Kocamaz’ın ortaya çıkması tesadüf değildir. Buna rağmen dik durdu.
  4. Son Seçilmiş olan bütün ilçe başkanlarıyla kendi partisinin başkanlarından farklı olmayan bir anlayışla işleri yürütmeye özen gösterdi.
  5. Hiç kimsenin işinden olmamasını sürdürülen kara propagandaya rağmen işini yapanların işini sürdürmesine ama liyakat çerçevesinde olmayanında kardeşimde olsa gözünün yaşına bakmayın dediği bir hizmeti yerleştirdi.
  6. Kendisinin seçilmiş bir başkan olarak Türkiye Belediyeler Birliğinin bir üyesi olduğunu hatırlattı. Ama bu birlik gereğini yapmadı.
  7. Mersin ilinin bir başkanı olarak tüm seçilmiş başkanlarla birlikte Cumhur Başkanı ve Hükümetin ayırım yapmadan eşit muamele görmesini ve CB’ nın randevu talebini defalarca yeniledi.
  8. Yerel çalışmalara ağırlık verdi.Merkezi siyasi polemiklere girmedi.
  9. Pandemi sürecinde önce insan anlayışı ve parasını idareli kullandı.
  10. Bu olağanüstü şartlarda hiçbir hizmet insanın yaşamasından daha önemli değildir diyerek bütün büyük proje yatırım ve ihaleleri durdurdu.
  11. Kendi hakları ile bağış toplama ve bedava hizmetlerin halka sunulması sürekliliği engellendi.
  12. Mersin üreticisini en önemli sorunu olan Limon sevkiyatı için algı kurmacısı ve propagandası ile yıpratılması denendi. Ama o küsmeden devam eti.
  13. Seçildiğinden bu yana şov yapmadı. Bütün imkânlarını sadece önünü göremediği bu sürecin ilerde nelere yol açacağını bilmediği olağan üstü koşulara hazırlıklı olmak ve vatandaşını ‘değil namerde merde bile muhtaç’ etmemekti.

Burada anlaşılmayan bir sorun var.

Olağanüstü koşularda öncelikli olan hangisidir. Birde böyle düşünerek ve karar verin.

Bütün siyasilerin ve seçmenlerin bu soruyu cevaplaması gerekir. Gerçekçi ve halkından sorumlu olanlar duygusal davranabilirler mi?

Gerçekçi davranan bir seçilmiş DOĞAL AFET, SAVAŞ, PANDEMİ vb olağanüstü zamanlarda ki rahatlılık içinde hiçbir riski göze almadan kendini olağanüstü koşularının idarecisi yapabilirimi. Düşünün ki Allah esirgesin hiçte temenni etmediğimiz şartlar bundan daha kötü bir durumda gelişirse bu gün maske bile veremeyen Merkezi Hükümetin yarın katkısı ne olabilir.

Bütün bunları düşündüğümüz zaman İnsanların Ekmek bulamadığı nefes alamadığı ilacın aşının yaşamı tehdit etiği bir zamanda SEÇİLMİŞLERİN bunları sağlaması insanını yaşatmasının öngörüsü ile mümkündür. ‘Binde bir ihtimal’ bile olsa o zor günler için kaynak bulmak mevcut kaynağı buna harcamak ve ilerde oluşacak zorluklar içinde diğer bütün yatırımları, harcamaları kısmak ve sağlıklı günlere dönüldükten sonrada kaldığı yerden devam etmek en büyük sorumluluk ve bu sorumluluğa uygun davranmaktır.

Şimdi düşünün ki karşıdan bütün bentleri aşarak gelen bir tsunami var. Birde bu tsunamiden halkını korumaya çalışan yetkilinin zaman imkân ve yaşam için kullanmak istediği sorumluluk yetkisini tamda böyle bir zamanda sürünceme de bırakarak tedbir almaması nasıl karşılanır.

Vahap Seçer olağanüstü meclis toplantısında borçlanma konusunda her kuruşun hesabını verdi. Herkes de biliyor ki bir taraftan borç yükünü azaltan borcunu ödeyen ama bütün bunlara karşılık PANDEMİ sürecinde yaşamı çekilmez hale getiren koşullarda ihaleleri yatırımları durdurdu. Zor koşuların devam etmesi halinde bu koşulların açacağı zorlukları aşmak için güven ve yetki ile halkına hesap verebilme sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Bunu yaparken de yanlış bir iş yapmadan kendinden emin geçmişte gösterdiği çekimserlikten uzaktı. Doğru işler yaparak ve bu işleri hayata geçirerek ileriyi gören tavrıyla Ankara’dan idare edilmenin partili ve merkezi telaşı yoktu.

Borçlanma yetkisinin kabul edilmemesinin yaratacağı sonuçlar şartlar olağan hale gelirse sorun yok.

Zaten boşa harcanan bir tek kuruş yok.

Kaldığı yerden devam eder.

Ama ya olağanüstü şartlar devam ederse o zaman ne olacak. Metro, yol, asfalt, kavşak ihaleler projeler yatırımlar mı diyerek yaşayacaksınız.

Yada Vahap Seçer ve onun gibi düşünenlerin ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ düşüncesi ile insanına ekmek, ilaç, aş, v.b hizmetler alınan tedbirlerin öncelikli olduğunu düşündüğü gerçeklerle mi yaşayacaksın.

Yaşamın olmadığı yerde yapılar ne işe yarar.

Sayın, Mustafa Muhammet Gültak maalesef merkezi REİS anlayışına daha fazla direnemedi. Parti Gurup Başkanının yaptığı konuşma, MHP li Tat’ın Devri Sabık zihniyeti ve Kocamazın el insaf dedirten uygulamalarından Seçer’in sorumlu tutulması, Gültak’ın geleneksel duruşunu etkiledi. Mikrofonu eline alarak bir ileri bir geri arena dövüşçüsü gibi konuşması yaptığı psikolojik tahlile dayalı hitap, bir eczacının partiler üstü tavrına uygun ve yapıcı bir siyaset değildi. Bundan sonra ne zaman partiler üstü bir tavır gösterse mecliste ki davranışı kendisine dayatılacaktır öğle olması istenecektir. Böyle olmasının önünü açmış oldu. Ayıca etrafında ki yandaş medya da bunu salık veriyor ve dozunu artırmak için teşvik ediyor. Artık TV programlarına bile AKPARTİ il başkanı yâda bakanla çıkacak ve merkezci geleneğine uymak zorunda kalacaktır.

Umarım yanılırım ve eski yapısıyla devam eder, kazanan Mersin olur.

Kalın sağlıcakla.

Çok Okunan Haber

Bin 700 akıl hastası ‘yanlışlıkla’ taburcu edildi!

Kuzey Galler’de, yaklaşık bin 700 akıl hastasının, yeni tip korona virüs salgını sürecinde yanlışlıkla hastanelerden taburcu edildiği açıklandı. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir