Anasayfa / Güncel Haberler / Mersin’ deki Askeri Kışlanın Oyak arazisine dönüşüm öyküsü

Mersin’ deki Askeri Kışlanın Oyak arazisine dönüşüm öyküsü

 

Bir önceki makalede yıkılan Tevfik Sırrı Gür stadının Millet Bahçesi yapılması ile ilgili süreci anlatırken, iptal edilen ihalenin aslında Mersin adına altın fırsat yarattığını, stadın doğusundaki Müftü Deresi ile Askeri Kışla alanının ekleneceği bir projenin kent adına çok önemli bir cazibe merkezi doğuracağını vurgulamaya çalıştım.

23 Eylül 2019 günü yapılan ihale şartnamesinin detaylarına bakıldığında 120 bin m2 büyüklüğe çıkarılan revize edilmiş ‘Bahçe’ nin her ne kadar 46.500 m2′ ye sahip eskisine oranla ihtiyaca cevap verecek olsa da, Oyak’ ın bünyesinde bulundurduğu Kışla arazisini içermemesi nedeniyle eksik ve bir ayağı topal proje olduğuna dikkat çektim.

Makale sonrasında Erdoğan iktidarına yakın kaynaklar Kışla arazisinin Millet Bahçesine eklenmesi amacıyla Oyak’ ın çalışmalara başladığını, en kısa zamanda konunun çözüleceğini söylediler.

Bu olumlu gelişmeyi, ihtiyati iyimserlikle paylaşayım istedim.

Gelelim Kışla arazisinin geçmişine ve yıllar önce birinci derece doğal sit alanı ilan edilen bölgenin nasıl olup ta Oyak bünyesine geçtiğine dair bilgilere..

Bu konuda 2013′ te yayınlanan makalemi yeniden paylaşmanın kamuoyu hafızasını canlandırmaya katkısı olacağını düşünüyorum. Umarım yanılmıyorumdur…

**

1935’te şehir planını yapmak üzere Mersin’e gelen Jansen, günümüzdeki askeri lojmanlar ve bir kısmı yine halka kapalı yeşil alan olarak değerlendirilen o günlerin Kışlasına bakıp yetkilileri uyarır, deniz kenarına askeri müessese iskânının tehlikeli sonuçlarına dikkat çeker.

Şöyle der o günlerde ileri görüşlü Jansen:

“ŞEHRİN GÜNEYBATISINDA MERSİN NEHRİNİN (MÜFTÜ DERESİ) YANINDAKİ KIŞLA BURADAN GÖÇÜRÜLEREK ŞEHRİN DIŞINDA UYGUN YERE YERLEŞTİRİLMELİDİR. DÜŞMANIN EN FAZLA TAARRUZ HEDEFİ OLAN BÖYLE ASKERİ BİR MÜESSESİNİN İSKÂN MINTIKASI YANINDA BULUNUŞU CAİZ DEĞİLDİR.”

Savaş tamtamları daha çalmadan, 1935’te Kışlayı kent dışına taşımayı öneren Jansen, Müftü Deresine kadar uzanan bölgeyi dinlenme, eğlence, kısaca günümüzdeki tanımıyla turizm bölgesi olarak tasarlamıştı.

1941’e kadar 23.piyade alayına ev sahipliği yapan, o tarihte birlik Trakya bölgesine kaydırılırken, güvenlik nedeniyle Mersin’e nakledilen Heybeliada’daki Deniz Harp okuluna kucak açan Çamlıbel’deki askeri kışlanın bir bölümü askeri lojmanlara ayrıldı. Stadyuma doğru olan ağaçlıklı alan ise ne zaman ve nasıl olduysa OYAK’a geçti. OYAK 29 bin 402 m2 lik bu araziyi 1993’ten beri satışa çıkarıp durur. (Bir ara MTSO almak istedi ama olmadı. Bildiğim son ihaleye ise Aralık 2011’de çıkıldı. O ihalenin sonuçlanmaması da sürpriz olmaz.)

Nakkaş ailesince Mısır asıllı iş adamından bin altın liraya alınan ve büyükçe bölümü 1904 yılında Kışla yapılmak üzere o günlerdeki Mersin Mutasarrıflığına devredilen bölgeyi ve yüz yıllık macerasını ele almak gerektiğine bugün her zamankinden daha çok inanıyorum.

(…)

Arazi yukarıda da değindiğim gibi Levanten Nakkaş ailesine ait ve Mersin’ e geldiklerinde Mısırlı bir arap Hıristiyan’dan bin altın liraya satın aldıkları ipek böcekçiliği yapılan çiftlik.

Sonra ne oluyorsa oluyor,  Mutasarrıf Nazım bey’ in devreye girmesiyle Kışla binası yapılmak üzere el değiştiriyor. Mersin Kışlası başta 23. Piyade Alayına ev sahipliği yapıyor. İkinci dünya savaşında İstanbul güvenlik açısından riskli hale gelince 23. Piyade Alayı Trakya’ ya kaydırılır. Mersin Kışlasına ise Heybeliada’ daki Deniz Harp Okulu nakledilir. Harp Okulu savaş bitimine kadar öğrencilerini burada eğitecektir.

Kışla binasının yer aldığı arazinin kente kazandırılması için ilk çalışmalar savaştan çok önce, 1935 yılında Kent planını yapmak üzere Mersin’ e gelen şehircilik uzmanı Jansen tarafından başlatılır.

Jansen o günlerde sahilde yer alan arazi üzerinde otel ve eğlence merkezlerinin de yar aldığı bir sağlık kompleksi önermekte…

1935 tarihli Jansen planının o bölümünde hayal ettiği dinlenme, eğlenme bölgesini ne de güzel anlatır:

” KIŞLANIN MEVCUT BULUNDUĞU ŞİMDİKİ SAHA İSE DENİZ VE NEHİR KENARI İLE PLAJA YAKINLIĞI DA GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK BİR OTELİN DE İÇİNDE YER ALDIĞI BÜYÜK SALONLARIN BULUNDUĞU BİR KURHAUS İÇİN ÇOK MÜSAİT BİR YERDİR. KURHAUSUN ETRAFINDA TARAÇALI TESİSAT, SANDAL KÖPRÜSÜ, MUSİKİ PAVYONU, GÜL BAHÇESİ VE TENİS MEYDANLIĞI MEVCUT OLACAKTIR. BURAYI ZENGİN AĞAÇ GRUPLARININ GÖLGESİ SARACAKTIR.

 

AHALİNİN GEZİNTİSİNE HİZMET EDİCİ SAHİL PROMENATINI, KURHAUSUN ETRAFINA VE BURADAN DA DENİZ FENERİNİN BATISIYLA YENİDEN DENİZE KADAR UZATILMASINA İMKÂN VERİLMİŞTİR. BU SURETLE KURHAUS’ TAKİ MİSAFİRLER TAM SÜKÛNET İÇİNDE YAŞAYACAKLARDIR.”

Ne yazık ki Jansen’ ın diğer önerileri gibi planın bu bölümüne de kimse itibar etmez.

Oysa o günlerde öneri hayat bulsa, Mersin bölge bir yana doğu Akdeniz’ in en önemli turizm ve sağlık merkezi haline gelecektir.

**

Sonrasında yaşananları, 1960 yılında darbeden birkaç ay önce Mersin’ e gelen dönemin Başbakanı Menderes’ in araziyi turizme açmak ve denize nazır otel projesini de bir sonraki bölümde anlatayım…

 

 

Çok Okunan Haber

DÖNEK KAYPAKLAR BİRLİĞİ

DÖNEK KAYPAKLAR BİRLİĞİ Her gün dökülürken , mazlumun kanı; Zevk ile bakıyor ,alçak sürüsü. Yıllar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir