Anasayfa / Güncel Haberler / KIYAMET KOPMADI

KIYAMET KOPMADI

 

 

  • Bu yazı, 22 Aralık 2012’de Marduk gezegeni tarafından dünyanın yok edileceğine olan yoğun inanış üzerine kaleme alınmış bir yazım. Aradan koca sekiz sene geçmiş ama benzer endişeler hiç kaybolmamış. Demem o ki dünya yine aynı dünya, insanlar yine aynı insan. Değişen sadece takvim yaprakları…Hani iki bin sene önce kitabelerde geçen şu ‘zamane gençliğini eleştiren’ yazıt yok mu? Ha işte hep onun gibi…Şimdi bu yazıyı kesin, 2020’ye yapıştırın! Göreceksiniz değişen pek bir şey olmamış.

 

Bu sene diğer yıllardan farklı olarak; yılbaşı öne çekildi. 31 Aralık’tan önce 21 Aralık yılbaşı olarak algılandı. 21Aralık’ta kopacağı sanılan kıyamet kopmayınca(!) biz de 22 Aralık’ta sanki yeni bir yaşama ve seneye merhaba dedik. Kıyamet ileri, kıyamet geri, inanın kıyamet sözcüğünden gına geldi. Bu tıpkı “ne fala inanın, ne de falsız kalın” gibi bir şey oldu. Sorulduğunda kimse o gün kıyametin kopacağına inanmıyordu. Fakat içten içe “ya kıyamet gerçekten koparsa” korkusu da az değildi hani. Varlığından söz edilen Maya takvimi de bunu adeta perçinliyordu.

Elbette; o gün kıyamet kopmayacaktı. Hele bizim inancımızda, bunun yeri hiç yoktu. Geleceği Allah’tan başka kimse bilemezdi ama insan işte. Yine de ufaktan, korkuyla karışık bir şüphe vardı çoğumuzda.

Zaten ne demiş ünlü şairimiz: “Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü”. İnsan; ölümü düşünmeli, korkmalı ölümden, ölümlü olduğunu bilmeli, hatırlamalı an be an. İşte o vakit kendine bir “ayar” verebilir, sorgular bazı şeyleri…

Medya; kıyamet haberleriyle, görsel efektlerle, usandırıcı tekrarlarla; deyim yerindeyse “baydı” tüm insanları. Huzursuz bir bekleyiş hasıl oldu. O gün; “hayırlısı ile bir atlatılsaydı, çok iyi olacaktı”. Öyle de oldu; o gün geldi çattı ve atlatıldı.

Kıyamet kopmadı. Eğer kıyametten kastınız toptan bir yok oluş ise o gerçekleşmedi. Ancak bizim küçük kıyametlerimiz hep var ve de olmaya devam edecek… Kişisel kıyametler, çevresel kıyametler hep devam edip gidiyor… Toptan yok oluş olmasa da ucundan kenarından bir şeyler yok oluyor. Artık ne insan eski insan ne çevremiz ne de yaşadıklarımız eskisi gibi. Her şey usul usul elimizden kayıp gidiyor…

Belki; böylesi daha kötü; usul usul yok olmak, yok oluşu hissetmek, yaşamak. Birden bire gelen kıyamet baş ile göz üstüne. Fakat böylesi daha ızdıraplı, daha zor.

Her geçen yıl bir öncekini aratıyor. Yaşamak; insanca, onurlu yaşamak, zorlaşıyor. Değerler yozlaşıyor, yediklerimiz tatsızlaşıyor, ilişkiler, dostluklar sıradanlaşıyor. Şimdi 2012’yi uğurluyoruz. 2012 gitsin, bir daha gelmesin istiyoruz. Önümüzdeki yıllar ona hiç benzemesin, bizi bu kadar yormasın, diliyoruz.

Özel günler dönüm noktalarıdır. Önemli olayları hatırlamamıza yardımcı olur. “Geçen yıl doğum günümde almıştım. Ramazan Bayramı’nda hastaneye yatmıştım. İki yıl önce yılbaşında, sigarayı bırakmıştım” gibi önemli kararlar almamızda, onları uygulamamızda, özel günler, yıl dönümler önemlidir.

2012’yi geride bırakıyoruz. Onu hiç iyi duygularla anımsamayacağız. O çok yorucu, sıkıcı bir yıldı. O felaketlerin, skandalların, ölümlerin yılıydı. Kıyamet; en çok onunla birlikte anıldı, kısaca tadımızı kaçırdı.

Kötülükler, acı deneyimler, uğursuzluklar; yerini, yeni ve taze başlangıçlara bıraksın! Dersler çıkartılsın, tüm olanlardan!

O yüzden bu yılbaşı “ne yiyelim, ne içelimden” ziyade; olumsuzlukları, olumluya çevirmenin bir miladı olsun! Kendi kıyametimizi yaşamadan evvel, bu yılbaşı bir iç hesaplaşmanın ve kendimize bir “ayar” vermenin yıl dönümü olsun ve öyle hatırlansın!…

 

Çok Okunan Haber

Bin 700 akıl hastası ‘yanlışlıkla’ taburcu edildi!

Kuzey Galler’de, yaklaşık bin 700 akıl hastasının, yeni tip korona virüs salgını sürecinde yanlışlıkla hastanelerden taburcu edildiği açıklandı. …

Bir yorum

  1. Mustafa Topaloğlu

    “Kıyamet Kopmadı”yı 2012’de yazmışsın Bekir Bey.Keyifle okudum. Ne güzel etmişsin. Bak yazılan kalıyor. Ben de 22 Aralık 2012’de Bizim Köyden İnsan Manzaraları’nda yazmıştım. Aynı konuyu işlemiştim.Müsaadenle o yazımı paylaşıyorum:
    .
    “HANGİ KIYAMET?
    Maya Takvimi’ne göre 21 Aralık 2012’de kıyamet kopacaktı.Şükür 21 Aralık’ı kazasız belasız atlattık.İzmir’in Şirince’sinde koptu kıyamet…Sözüm ona kıyamet kopacak,ama Şirince’de günlük yaşam devam edecekti. Meraklılar,medyacılar,maceracılar akın etti Şirince’ye.Şirince Şirince olalı böyle bir kıyamet görmemiştir.Bir bakımdan da iyi oldu.Şirince’nin adını duymayan kalmadı.
    “Kıyamet” Arapça-Türkçe bir sözcük: Kıyâm et;”Ayağa kalk” mânâsına. Abdülhak Hamit Makber’de Eşi Fatıma’ya şöyle seslenir:
    “Çık Fatıma lahdden kıyâm et
    Yâdımdaki haline devam et”
    Ölen Fatıma’nın mezardan kalkıp geri gelmesini istiyor Hamit.Belli ki eşi ölünce Hamit’in küçük kıyameti kopmuş.
    Bilinen hikayedir.Nasrettin Hoca’ya sorarlar:
    “Hoca kıyamet ne zaman kopacak?”
    Hoca duraksamadan şu karşılığı verir:
    “İki kıyamet var: Küçük kıyamet,büyük kıyamet. Küçük kıyamet hanım ölünce kopacak.Büyük kıyamet de ben ölünce…”
    Sefer’in Ağıdı’nda da geçer bu deyim:
    .
    “Angara’dan çıktım başım selamet
    Kesgin’e gelince gopdu gıyamet
    Gelin Hatıcam da kime amanet
    .
    Söyleyin anama anam ağlasın
    Anamdan gayrısı yalan ağlasın”
    .
    Herkesin kıyameti kendine dostlar. Öyle değil mi?
    Dilimizde kıyametle ilgili birçok deyim var daha.Bazılarını yazayım: Kıyamet cücesi,kıyamet kopmak,kıyamet koparmak,kıyamet gibi,kıyamet günü,kıyamete kadar,kıyamete kalmak…
    Semavi dinlerdeki ortak inanışa göre takdir edilen zamanı gelince bu âlemin yok olması,ölülerin dirilmesi,ahiret hayatının başlaması asıl kıyametin kopması.Bunun zamanını da âlemleri yaratan Yüce Tanrı’dan başkası bilemez vesselam…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir