CHP’nin Kazandıran Reklamcısı: Sarıgül Yüzde 50 Alır

CHP’nin Kazandıran Reklamcısı: Sarıgül Yüzde 50 Alır

CHP’ye Antalya Büyükşehir Belediye başkanlığını kazandıran reklamcı Ateş İlhan Başsoy, Birgün gazetesinde kaleme aldığı yazıda, Sarıgül’ün %50 oy alabileceğini gerekçeleri ile birlikte yazdı..
İŞTE BAŞSOY’UN O YAZISI:
Reklamcılığa başladığım yıllarda bir kadın pedi markası işi geldi. Büyük bir kadın pedi üreticisine önce Türkiye’de, sonra belki başka ülkelerde de kullanılacak bir kadın pedi markası bulacaktık. Pazarlama özetinde yeni çıkacak ürünün emici olduğunun altı çiziliyordu. 
Aklıma çarpıcı iki marka ismi geldi. Önerdiğim ilk isim “Drakula”ydı. Kırmızı ve dehşetli bir logo yaptıktan sonra altına şu sloganı yazacaktık: “Dünyaca ünlü kan emici”. 
İkinci isim önerim “Kapitalizm”di. Sloganı da: “Sonuna kadar emer”. 
Ajansta bir mutluluk meltemi esti. Daha müşteri toplantısına iki hafta vardı ama fikir hemen çıkmıştı. Şimdi geriye bu markalara uygun “ödüllük” reklamlar yapmak kalmıştı.
Birkaç ay önce “AKP Neden Kazanır? CHP Neden Kaybeder?” diye bir kitabım çıktı. Kısa zamanda durum öyle bir hal aldı ki, gelen mesajları yanıtlayamaz oldum. Her yerden, her yaştan, her siyasetten insanlar mektuplar atıyor, sorular soruyor, benimle tanışmak istiyorlardı. Kaç belediye başkanıyla, kaç milletvekiliyle konuştuğumu hatırlamıyorum. 
Arayanlardan biri de Mustafa Sarıgül’dü. O güne dek hep bir kuşku rezerviyle izlediğim bu adam, bir açıdan şaşırtıcı, bir açıdan beklendiği gibi bir performansla hayatıma giriverdi. Bürosunda tanışmamızın üzerinden yüz saniye geçmeden, beraberce bir asansörden aşağıya iniyorduk. Daha nereye gittiğimizi anlamadan, kendimi bir hastane ziyaretinde buldum. Biraz kızgınlık, biraz sabırla kenarda beklerken görevliler tarafından çağrıldım ve hasta odalarında tanıtılmaya başlandım. Otuz dakika sonra Galatasaraylı iş ve aşk adamlarının sofrasında yemek yiyordum. Sarıgül’le hiçbir şey konuşamıyor, itiraz edemiyor, müsade isteyip gidemiyordum. Sonunda kendimi bir tür Aziz Nesin hikâyesinin içinde varsayıp gevşedim ve yanımda oturan sahibinden Karaköy Güllüoğlu baklavalarının sırlarını merakla dinlemeye başladım. 
İlk izlenimim Sarıgül’ün bir başkan veya bir liderden ziyade “özelkalemlerin kralı” muhteşem bir teşrifat ve tefrişatçı olduğu yönündeydi. Mümkün olan en yüksek sayıda insanın ağarlanması, selamlanması, pohpohlanmısıyla ilgili, sanıldığından çok zor bir mimariyi başarıyla tasarlıyor, dayıyor ve döşüyordu. 
Öte yandan hiç kimseyi tam olarak dinlemiyor gibiydi ve göz teması kurduğu insanların sayısı o kadar fazlaydı ki sattığı giysiler doğal olarak “ısmarlama” değil, “konfeksiyon” oluyordu. İlk karşılaştığı bir vatandaş için büyüleyici görülen samimiyet gösterileri, ikinci turda plastik kokusu veriyordu. Popüler söylemle “Bu adamdan bir cacık olur mu?” sorusuna samimi bir yanıt bulamıyordum. 
Sonra birden aklıma Drakula ve Kapitalizm isimli kadın pedleri çalışmamızda yaşadığım tecrübe geldi. Reklam ajansında degil, bir parkta geçen basit ama etkileyici tecrübe.
AKP şu anda farketmiyor ama son dönemde siyasetsiz seçmenin yani Selim Türkhanların güvenini sürekli sarsıyor. Kuran dersi, beş yaşında okula başlama, süt dağıtımı beceriksizliği veya “dindar nesil” hayallerinin ağızdan kaçması gibi konular Selim Türkhanları derinden rahatsız ediyor. Selim Türkhanlar rahatsız oldukça, gözleri merkeze değil, dışarıya kayıyor. Şimdilik anketlere yansıyan br tehlike yok, çünkü dışarıda Selim Beylerin tüylerini diken diken eden Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli’den başka bir seçenek görülmüyor. Bu ikisi orada olduğu sürece AKP bir süre daha ateşle oynayabilir. 
Yazılarımı okuyanlar bazen beni anlamıyor. Anlamayanların neredeyse tamamı zaten

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM