Anasayfa / Güncel Haberler / Barselona’ dan derslerle Eski Mersin’ i canlandırmak..

Barselona’ dan derslerle Eski Mersin’ i canlandırmak..

 

Önceki makalede ‘çökmüş’ Mersin kent merkezini canlandırma çabalarında Bit Pazarı’ nın önemine değinmiş, hazırlanacak ‘Çarşı merkezli projenin hayata geçirilmesiyle deyim yerindeyse üzerine ölü toprağı serpilmiş Mersin’ in ayağa kalkmasında bölgenin lokomotif görev üstleneceğine dikkat çekmiştim.

Bu konuda ülke dışından Barselona ve ülke içinden bize komşu sayılacak Gaziantep iki önemli örnek..

Bir zamanlar limanı ve Avrupa’ nın dokuma, tekstil ağırlıklı en önemli sanayi merkezlerinden biri sayılan Barselona 1960’larda gerilemeye başladığında en büyük darbeyi kent merkezi gördü. Halk çevredeki diğer yerleşimlere, banliyölere kaçarken Barselona’ yı Barselona yapan nüve ‘çöktü’..

Franko’ nun ölümü ve ardından aşırı merkeziyetçi yönetimin yerini yerelliği öne çıkaran demokratikleşme süreci alınca, farelerin cirit attığı eski Barselona’ yı kültür şehri yapma çabaları yoğunlaştı.

Çalışmalar iki sorunun çözümüne yoğunlaştı.

Barselona bir deniz kentiydi ancak halkın denizle buluşması çoktandır çekip gitmiş tesislerin ördüğü duvarlarla imkansız kılınmıştı.

Başlatılan kentsel dönüşüm ve yenileme çalışmalarında halkın ve gelecek tüm ziyaretçilerin denizle buluşmaları en öncelikli hedef olarak belirlendi.

Barselona ile Mersin’ i kıyaslamama yol açan ikinci ciddi sorun da benzer:

Tıpkı Mersin gibi Barselona’ nın da ciddi anlamda öne çıkarılacak bir kent meydanı yoktu, meydan olabilecek yerlerde bir dönem rantına kurban edilmişti.

Dönüşüm o sorunları da çözmeyi amaçladı..

Mersin kent merkezi yıllardır adım adım ölüme sürüklendi.

Mucidi ABD bile Alış Veriş Merkezlerinden vazgeçerken Mersin ‘kent merkezini’ kaderine terk edip, AVM macerası peşinde yeni bölgelere kaydırıldı..

Bu bölgelerin alt yapısı için savrulan paralar, merkeze hasredilse çok daha az bütçelerle ‘eski Mersin’ ayağa kaldırılabilir, cazibe merkezi haline getirilebilirdi, öyle yapılmadı.

Aksine yüzyılların eseri kent merkezindeki doğal plajdan başlayarak tüm kumsallar doldurularak araç trafiğini rahatlatma adına doğa katledildi.

Küçücük bir köyden liman şehrine dönüşüm sürecinde Gümrük Meydanı ve yanı başında Yoğurt Pazarı gibi iki mihenk taşına sahipken, kent merkezinin yok edilmesi sürecinde o meydanlar da tarumar edildi.

Yıllardır bıkmadan dile getirdiğim Mersin kent merkezini canlandırma konusunda pandeminin etkisiyle bugün tarihi bir fırsat var önümüzde…

Müftü Deresi doğusundan başlayarak Gümrük Meydanı ve Uray Caddesini kapsayan Katolik Kilisesine kadar uzanan ‘çökmüş’ eski şehri ayağa kaldırmak..

Bunun gerçekleşmesi merkez ilçe Akdeniz ile Büyükşehir’ in el ele vermesiyle mümkün..

Millet Bahçesi ön görünüm alanı olarak belirlenen Çamlıbel Balıkçı Barınağı-Orduevi arasındaki sahil halkın denize girebileceği doğal plaj olarak yeniden düzenlenir.

Silifke ve Atatürk Caddeleri yapılacak iyileştirmelerle yeniden cadde mağazacılığına ev sahipliği yapmaya başlar.

Ara sokaklardaki eski Mersin evlerinin kafeler, küçük butik konaklama tesislerine dönüşmesi için başta alt yapı olmak üzere her türlü destek sağlanır.

Balıkçılar Çarşısı ve Bit Pazarı yeni dönemin ruhuna uygun biçimde düzenlenir.

Gümrük Meydanını kuşatan ucube yapılar kaldırılır, meydan eski günlerindeki haline dönüştürülür.

Meydana adını veren Gümrük İskelesi sembolik te olsa canlandırılır.

Belediye taşeronlarının rant uğruna betona boğup yeşilini öldürdükleri Yoğurt Pazarı eski haline getirilir.

Taşları bile sökülen Rum Ortodoks Kilisesinden geriye kalan kapısının tozlarını alıp, yeniden gün yüzüne çıkarmak bile Bit Pazarını ziyaret için vesile olacak…

Koronavirüs salgını sosyal mesafe kavramıyla tanıştırdı bizi.

O kavram ise AVM’ lerin, büyük otellerin, kalabalık restoranların döneminin sona erdiğini ilan etmekte.

Yeni dönem küçük ve tarih/kültür kokan tesislerin öne çıkacağının habercisi..

Eski Mersin’ den yeni dönemin ruhuna uygun bir kültür/sanat bölgesi yaratmak mümkün..

Kent merkezine daha fazla kıymadan, aç gözlü saldırılardan kurtulmuş son mevzileri koruyup bu kent insanına ait mekanları yeniden kent insanına sunmak..

Hayır, ‘çok şey istemiyoruz’

Halka ait olmasına rağmen; göz dikilen, gasp edilen kamu alanlarını yeniden kamuya kazandıran anlayışın hakim olması; arzulamaktan, dilemekten çok hak edileni talep etmektir.

Ve Mersinli geç te olsa bunu bekliyor..

 

Çok Okunan Haber

HUZURLU SOHBETLER VE MARİNA KAVŞAĞI…

Semir Bolat yazdı   Mersin Büyükşehir Belediyesindeki değişim, kentin her noktasında hissedilir bir hava estiriyor. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir