Rss - Döviz Kurları - Haber Ara - Manşet Arşivi - Gazete Manşetleri - Künye - İletişim
Radyo Dinle
Çamura batan demokrasi...Ahmet AKIN – Yeminli Mali Müşavir
20.02.2012 14:06:00


Her nedense, devlet düşmanları, şeriat özlemcileri, bölücü gruplar ve işbirlikçileri demokrasiyi ağızlarından düşürmüyorlar. Aklınıza ne gelirse gelsin her şeyi demokrasiye endeksliyorlar. Bu ülkeyi değer yapan değerlere saldırmayı, küfür ve hakaret etmeyi demokrasi diye sunuyorlar. Toplumun demokratik değerlere, hukuka ve adalete karşı olan güvenini sarsıyorlar.

Çocukluğumuzda oyunbozan arkadaşlarımıza çamur yapma derdik. Daha sonra da herkese bir defa çamur hakkı vererek uzlaşmayı sağlardık. Şimdiki çocuklar böyle yapıyorlar mı bilmiyorum ama, büyükler sürekli oyunbozanlık yapıyorlar. Oyunun adı da “Demokraside Gölge Oyunları”.

Ağır-aksak, kör-topal yürütmeye çalıştığımız Türkiye modeli demokrasi anlayışımız içinden çıkılamaz bir hal almaya başladığı zaman da, çamura batmış  otomobilin sürekli patinaj yapması gibi debelenip dururuz. Uğraştıkça da daha çok çamura batarız.

Demokraside Gölge Oyunları’nın yanına şimdi bir de “Anayasa Orta Oyunu”  koydular. Daha önce de çok söyledim ve yazdım. Bir kez daha yazıyorum. Birbirini sevmeyen, birbirine güvenmeyen ve saygı duymayanların birlikte yeni bir Anayasa yapma şansları sıfırdır. Kaldı ki, TBMM’nin önceliği yeni bir Anayasa için boşuna zaman harcamaktan çok, mevcut yasalardaki anti demokratik hükümleri temizlemek olmalıdır. Elbette, çağdaş bir Anayasa hepimizin özlemidir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yeni Anayasa’dan iki önemli beklentisi var. Bunlardan birincisi Anayasa’daki laiklik ilkesinin kaldırılması, bir diğeri ise Başkanlık Sistemine geçişin önünün açılması. Barış ve Demokrasi Partisi’nin beklentileri ise, ana dilde eğitim ve kürt kimliğinin anayasa ile güvence altına alınması. Gerisi boş laf.  Yeni Anayasa düzenlenmesi ile ilgili olarak televizyonlarda yapılan açık oturum programlarının izlenme oranlarının yok denecek kadar düşük olması herşeyi açıklıyor.

Aslında kimsenin demokrasiyle falan bir ilgisi yok. Hedef bellidir. İktidar gücünü ele geçirmek ve iktidarın nimetlerinden faydalanmak. Tarafların, sadece yöntemleri ve yandaşları farklıdır. Bugüne kadarki iktidarlar ne yaptıysa şimdikiler de aynısını yapmaktadırlar. Fakat, bu sefer işin boyutu çok farklı.

Hedef sadece iktidarın gücünü kullanarak zenginleşmekle kalmıyor. Düzenin devamını garantiye alacak rejimi kurmaya kadar gidiyor. Yazılan senaryo adım adım uygulanıyor. Halkın çoğunluğu da, nasıl olsa adımlarının birinde tökezleyerek düşeceklerdir beklentisi içinde, zeminlerinin kaydığının farkına bile varmıyor. Türkiye’de yaşananları bir film olarak çekseler en iyi senaryo dalında mutlaka birincilik ödülü alır. Bu senaryoda Atlantik ötesinin parmak izleri görülüyor.

Işıklar söndü, filmin ikinci perdesi başladı. Duyarsız ve miskin bir şekilde seyretmeye devam ediyoruz. 

Hukuk önünde herkes eşittir palavrası devam ediyor. Yandaş yargı, itibarsızlaştırma ve kıyım makinesi görevini başarıyla yerine getiriyor. MİT Müsteşarı’nın Türkiye Cumhuriyeti Devlet’i için değil de, AKP iktidarı için çalıştığının ortaya çıkması şu sonucu yaratmıştır: “Cin şişeden çıktı”. Haydi hayırlısı.

Ülkemizde uygulandığı söylenen fakat henüz izine rastlayamadığımız, adına demokrasi denilen yönetim biçimine kavuşabilmek dileğiyle…

20 Şubat 2012

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us





Kalan karakter

Önceki    1 / 15    Sonraki   Tümü
Erdoğan'dan sonra kimin Başbakan olmasını istersiniz?  











Tüm Anketler