TECE TRAJEDİSİ  İŞGALİN İLK GÜNLERİ…

TECE TRAJEDİSİ İŞGALİN İLK GÜNLERİ…

TECE TRAJEDİSİ

İŞGALİN İLK GÜNLERİ…

Ermeni eşkıyalar Tece köyünü bastılar…Molla Ahmet’i yaktılar…Bucak Müdürü Hakkı Bey’in elini ezip köyü ateşe verdiler.Halkın tepkisinden korkan Fransız komutan katillerin yakalanacağı sözünü verdi…TARİH TUTANAKLARINDA BU OLAYA TECE FACİASI(TRAJEDİSİ) DENİLDİ…

İşgalin ilk yıllarında her şey karışıktı.

Yerli halk ne yapacağını henüz bilmiyordu ama bu arada Fransız askerleri sağda solda taşkınlıklar yaparak Türk halkını rahatsız ediyorlardı. Kimi yerlerde Ermeni komitacılarda Fransız askerlerin elbiselerini giyerek özellikle köylerde halkı taciz ettikleri kayıtlara geçiyordu.

Mersin-Merkez’de oturan halk günlük yaşamına devam etmekteydi ancak çeşitli köylerden bu tür kötü haberlerin gelmesi hepsini rahatsız etmeye başlamıştı.

İşte tam da böylesi bir sosyolojinin oluştuğu günlerde tarih tutanaklarına Tece Faciası olarak geçen olay yaşandı.

İddialara göre Tece ve çevresinde Fransız askeri elbise giymiş Ermeni eşkıyalar bölgede terör estirmeye başladılar. 19 Şubat akşamı Tece köyü yakınlarına geldiler. Sabaha karşı köyü kuşattılar. Yolda rastladıkları köyün ileri gelenlerinden İbrahim Rabat’ı döverek soydular.

Ardından hiçbir direnişle karşılaşmadan köye girdiler. Direniş olmadı çünkü gelen eşkıyaların bir kısmı Fransız askeri elbiseleri giymişlerdi.

Köyün ortasında ateş yakan eşkıyalar halkın altın ve paralarını gasp etmeye başladılar. Bu arada köyün ileri gelenlerinden Molla Ahmet parasını vermeyi reddedince ateşe atarak yaktılar.

Bu durum köylüleri çileden çıkardı ama eşkıyalara karşı yapacak bir şeyleri yoktu.

Bucak müdürü (Osmanlı’da birkaç köyün bağlı olduğu yönetim şekli) Hakkı Efendi’nin ellerini köylülerin gözleri önünde dipçik ve taşla ezdiler. Köyün çobanı İlyas oğlu Hanna “Sizin bu yaptığınıza ne Allah ne İsa ne Musa razı olur” diye bağırarak durumu yakın köylere bildirmek için bir yolunu bulup köyden kaçtı.

 

Fakat giderken başka bir grup eşkıya yolunu kesti ve çobanı yakalamak için mücadele başladı. Silah sesleri eşkıya işgali altındaki Tece’de duyulunca köylülere yardım geldiğini sanan eşkıyalar bu sefer tüm evleri ateşe verip sağa sola ateş açarak kaçtılar. Bu arada kaçan köy çobanı da diğer eşkıya grubu tarafından öldürüldü.

Olay kısa sürede Mersin-Merkez ve köylerde duyuldu.

Halkın isyanından korkan Fransız İşgal Birlikleri Komutanı Binbaşı Anfre, eşkıyaların yakalanacağı sözünü vererek kimi birliklere talimat verdi. Bir birlik Silifke’den, diğeri Erdemli’den olmak üzere harekete geçerler. Bugünkü Tece-Davultepe Kuyuluk köyleri ardından Emirler, Camili ve Akdam gibi bölgeler didik didik aranır.

Ancak eşkıyalar bir türlü bulunamaz.

Halkın tepkisinden korkan Fransızlar, yeni birlikler çıkararak eşkıyaları yakalamak istese de başarılı olamazlar. Sonraki günlerde eşkıyaların Bahçe Mahallesine girerek şehir halkına karıştıklarını iddia ettiler.

Tece trajedisi Mersin halkı için çok önemli duygusal travma oluşturmuştur.

Daha sonra Yeniköy’de de benzeri bir facia yaşanmıştır.

Tece faciası, Mersin’in kurtuluşu için önemli bir bilinçlenme, aydınlanma sürecini beyinlere kazımıştır.

İşgalcilere tepki verme bilinci bu trajedi sonrası daha da gelişmiştir.

3 Ocak 1922 yılında Mersin’in kurtuluşunu kutlarız; iyi de ederiz.

Ama kurtuluşa giden böylesine önemli günleri de bir biçimde anmamız gerekmez mi?

Mirza TURGUT

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM