Anasayfa / Baş Yazar / Suphi ve arkadaşlarını kim, neden öldürdü?

Suphi ve arkadaşlarını kim, neden öldürdü?

Mirza Turgut yazdı

10 Eylül 1920’de Bakü’de kurulan TKP, üç ayrı damarın birleşmesinden oluştu.Damarlar; Anadolu(İstanbul-Ankara Eskişehir) Avrupa(Fransa va Almanya) ve Rusya.

Birinci dünya savaşı nedeniyle, Osmanlı orduları Doğu cephesinde Rus ordusu ile savaşıyordu.Savaşta esir düşen Türk askerleri Çarlığın hapishanelerine atıldılar.

Hapishanelerde, Çar’a karşı sosyalizm mücadelesi veren komünistler bulunuyordu.1917’de Rusya’da komünistler devrim yaptı ve tüm hapishaneleri boşaltıldı.

Hapisten çıkan Türk esirlerinin büyük bir çoğunluğu komünistlere sempati duyuyordu.

Halil Yalçınkaya önderliğinde bir gurup Kızıl ordunun saflarında, Çar’ın orduları ile süren iç savaşa katıldı.

Yani bizim Osmanlı askerleri Rusya’daki Bolşevik devriminin kurucu unsurları oldular.

Fransa’da hukuk eğitimi gören Mustafa Suphi, dönemin ünlü Fransız sosyalisti Jean Jaures’den çok etkilendi.

Bu arada Almanya’daki Türk öğrencileri arasında Reşat Fuat Baraner ve Şefik Hüsnü gibi komünistler ortaya çıktı.

Bunlar daha  sonra İstanbul’da “Kurtuluş” dergisini çıkarmaya başladılar.

1919 yıllarında Ankara ve Eskişehir’de de kendilerini komünist olarak tanımlayan guruplar ortaya çıktı.

Tam bu günlerde Mustafa Suphi , Padişah’a karşı gelmek suçlaması ile Sinop cezaevine atıldı.

Cezaevinden kaçan Suphi, Rusya’ya gitti ve komünist liderler ve bu arada Lenin’le tanıştı.

Hatırlayalım; bu yıllar 19 yaşındaki Nazım Hikmet’in Rus devrimine katılmak istediği yıllardır.

Sonra Vala Nurettin’le birlikte Rusya gidip, komünist parti okulunda eğitim gördü.

1917’deki Rus Sosyalist devrim tüm Dünya’yı bu arada orta Asya halklarını etkilemişti.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iki yıl sonra kurtuluş savaşını başlatmaları Rus devriminin gündem getirdiği yeni durumla ilgilidir.

Çünkü, birinci dünya savaşının en temel ülkesi ve Osmanlı ordularının her cephede savaştığı Rusya, savaştan çekilmiş ve işbaşına gelen komünistler, Türkiye’yi paylaşmak isteyen emperyalist ülkelere karşı mücadele başlatmıştı.

İşte bu ortam Kemalistlerin kurtuluş savaşını başlatmaları için çok elverişli bir zemin yaratmıştı.

Ayrıca, Orta Asya’daki Doğu halkları da Rus devriminden etkilenerek, bağımsızlık mücadeleleri başlatmışlardır.

İttihatçıların lideri Enver Paşa’da bu ortamdan faydalanıp, Tüm orta Asya’ da Pantürks bir bir rejim kurmak için mücadele ediyordu.

1920 yılına ortalarında Komünisler Azerbaycan’a girerek, Azerbaycan Sovyet cumhuriyetinin kurulduğunu ilan etmişlerdir.

Azerbaycan devriminde Türk komünistleri de rol aldı.

Bunun üzerine hem Rusya’daki Türk komünistleri hem de ülkeden gelen komünistler Bakü’de toplandılar ve 10 Eylül 1920’de TKP’nin kurulduğunu ilan ettiler.

TKP kurulduğu günlerde Ankara’da birinci meclis açılmıştı.

Mecliste Halk fırkası diye bir parti mevcuttu ve bu parti komünist eğilimli idi.

Bakü’de kurulan TKP aslında bu partinin devamı idi.

Almanya ve Fransa’da okuyan Türk öğrenciler buradaki sosyalist hareketlerden etkilenmiş; Osmanlı savaş esirleri Komünist devrimden sonra sosyalist olmuşlardı. , Mustafa Suphi, ayrı ayrı olan komünist güçleri bir araya getirmiş ve TKP’yi kurmuştur.

TKP’nin kurulduğu günlerde,Türkiye’de bağımsızlık savaşı önemli bir aşamaya gelmiş.

TKP yönetimi, kurtuluş savaşına destek vermek için, Türkiye’ye gitmeye karar verirler ve  Mustafa Kemal ile yazışırlar.

Ancak, Trabzon’da denizde boğduruldular.(28 Ocak,1921)

Mustafa Suphi ve 14 yoldaşını kimin boğdurduğu halen bilinmez.

Cumhuriyetten sonra TKP, Sovyetler birliğinin korunması mücadelesini sürdürdü.

Sovyetler birliğinin korunması ise Türkiye’de Kemalistlerin  desteklenmesi anlamına geliyordu.

Bu nedenle TKP uzun yıllar mücadele etmedi.

Nazım Hikmet bu politikaya karşı çıktı.

İkinci dünya savaşı sonrası Türkiye ABD safında yer aldı.

O günlerde zaten etkisiz olan TKP’ye arka arkaya operasyonlar yapıldı.

Amaç, Nato’ya girmek olduğu için, Komünistleri barındırmayız mesajı verildi.

TKP 1974’den sonra sokağa indi ve kitleselleşti.

12 Eylül’den sonra yeniden yok edildi.

Sovyet sisteminin çöktüğü  günlerde ise zaten TKP yöneticileri eski görüşleri ile hesaplaşma sürecine girdiler ve Ortodoks komünizmden sosyal demokrasiye evrimleştiler.

TKP Kurulduğu günden bu yana örgütsel olarak hemen hemen hiç varlık gösterememiştir, ancak Türk kültür, sanat, entelektüel yaşamında büyük etkisi olmuştur.

Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Suat Derviş, Behice Boran, Sadun Aren ve daha sayamayacağım bir çok ünlü sanatçı TKP’ye ya üye yada sempatizan olmuştur.

Türk entellektüel  yaşamı  uzun yıllar bu sanatçıların etkisinde kalmıştır.

Bu ise büyük bir TKP paradoksudur.

Yani, örgütsel olarak hiç varlık gösterme, ancak, fikri-düşünsel, sanatsal alanda otorite ol.

 

Çok Okunan Haber

POPÜLER KÜLTÜR

Popüler bir şarkıcının müziğiyle güne başlamak, popüler bir kıyafet seçimi ile yola koyulmak, elimizde popüler …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir